1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Muhammet Furkan Acar. 12 Temmuz 2004 tarihinde Manisa’nın Salihli ilçesinde doğdum. Üniversite öncesi eğitimimi memleketimde tamamladıktan sonra, İzmir’de Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümünden bu yıl mezun oldum.
2-Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?
Yazarlığa adım atmamdaki asıl kırılma noktası, piyasanın o karmaşık ve ulaşılamaz sanılan dumanlı perdesini aralayabileceğimi fark etmemle başladı. Borsa ve ekonominin o soğuk, ezberci formüllerden ibaret olmadığını; doğru bir dille, herkesin hayatın içinden yakalayabileceği yalın bir gerçekliğe dönüştürülebileceğini bildiğim an, kalemi elime aldığım andır. Kendi kurallarımı yazma cesaretim, o ilk fark edişle mühürlendi.
3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Kalemi elime almamı tetikleyen o an, piyasada elime aldığım neredeyse her borsa kitabının okuyucuyu yabancılaştıran, ulaşılamaz ve şifreli bir dille yazıldığını fark ettiğim an oldu. Çoğu eserin ezberci ve soğuk formüllerle okurun etrafına duvar ördüğünü gördüm. “Bunu değiştirebilirim, ekonomiyi ve borsayı bu kalın duvarlardan arındırıp herkesin doğrudan hayatın içinden anlayabileceği yalın bir dille yeniden inşa edebilirim” dediğim o bilinçli isyan, benim yazarlık serüvenimi başlatan asıl kıvılcım oldu.
4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
Çocukluğumdaki okuma alışkanlıklarımın ötesinde, bu serüvenin asıl kıvılcımı bizzat hayatın kendisinde, 16 Ağustos 2024 tarihinde bir çocukluk arkadaşımın evinde o borsa hesabını kurduğumuz an çakıldı. Her şey orada, o ilk masada başladı. Piyasayı ekranın karşısında bizzat deneyimledikçe içimdeki merak katlandı; her araştırma yeni bir sorunun kapısını araladı ve o adımlar beni kaçınılmaz olarak bu kitabı yazmaya getirdi. Kitabın satırlarındaki o ham ve gerçeğe dayalı ton, masabaşı teorilerden değil, doğrudan o ilk gün kurulan hesaptan ve sokaktaki piyasa gerçekliğinden beslenmektedir.
5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Borsa ve ekonomi ile ilgili araştırmalar yapmaya başladığımda ben de burada olmalıyım dedim. Bunu herkese hitap ederek farkımı ortaya koyabilirim mottosuyla adım attım.
6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
İyi bir yazar olmak; sıradanlığı reddeden, kararlı, donanımlı ve neyi nasıl anlatması gerektiğini kusursuzca bilen, sahip olduğu o derin birikimle her satırda fark yaratan tavizsiz bir duruştur.
Bu yolda izlediğim yöntem, asla başkalarının çizdiği ezberci kalıplara boyun eğmek değil; piyasanın ve hayatın karmaşık görünen yüzeyini kendi irademle süzmek, eksiklerimi bilinçli bir disiplinle kapatarak her gün daha keskin bir donanım inşa etmektir. Kalemi elime aldığım ilk günden beri neyi, neden ve kime anlattığımı çok iyi bilerek, başkalarının rüzgarında savrulmadan kendi stratejik rotamı çizdim ve üretmeye devam ediyorum.
7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
Kaleme aldığım ilk eser, piyasanın o karmaşık ve ulaşılamaz sanılan ezberlerini kaldıran Borsa ve Ekonominin Şifresi’dir.Şimdilik bu yolun başındayım ve ilk adımı etkili şekilde attım; ancak zihnimin derinliklerinde şekillenen ve sırasını bekleyen diğer projeler, bu ilk eserin yanına adını yazdıra yazdıra gelmeye devam edecek. Bu sadece bir başlangıç; o yüzden şimdilik raflardaki yerini alan bu esere odaklanın, gelecek olanların gürültüsü için ise sadece beklemede kalın.
8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
Beni bu yola yönlendiren en temel etken; borsa, ekonomi ve bu alanların o karmaşık sanılan yüzeyini herkesin berrak bir şekilde anlayabileceği yalın bir dille insanlara aktarma tutkusudur. Bu üçlüyü kendi pusulamın merkezine koydum; çünkü bilgi, kilit altında tutulduğu sürece bir değer taşımaz; aksine herkesin eline verilip pratik bir silaha dönüştüğü an gerçek anlamını bulur. Bu vizyon, yazdığım her satırın ve kurduğum her cümlenin omurgasını oluşturmaktadır.
9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
Benim kurgumda olayların ve karakterlerin merkezinde bizzat okuyucunun kendisi yer alır. Çünkü bu kitap, sayfalar arasında kaybolup giden hayali kahramanların hikayesini değil, doğrudan eseri okuyanların kitaptan sonraki gerçek hayatlarını, finansal kararlarını ve geleceklerini şekillendirecek keskin bir rotayı çizer. Okuyucu bu sayfalara sadece bir gözlemci olarak dahil olmaz; aksine, anlatılan her stratejinin ve çözülen her şifrenin kahramanı ve bizzat yön vereni haline gelir.
10-Size ilham veren şeyler nelerdir?
Beni harekete geçiren ve her satırda kalemimi bileyen en temel güç, başarının o sarsıcı ve tatmin edici duygusudur. Hedeflediğim noktaya ulaşmanın, zihnimde tasarladığım bir fikrin gerçeğe dönüşmesinin ve ortaya koyduğum emeğin karşılığını almanın verdiği o eşsiz tatmin, içimdeki ateşi harlayan tek ve en keskin yakıttır. Durmaksızın üretmemin, sınırları zorlamamın ve kendi oyun planımı kurup kazanmamın ardındaki asıl tutku da bizzat bu başarma arzusudur.
11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?
En yüksek üretim gücüne ulaştığım, zihnimin en keskin ve berrak olduğu zaman dilimi kesinlikle akşam saatleri ve gecenin sükunetidir. Gündüzün gürültüsü çekilip dünya yavaşladığında kalemim tam anlamıyla keskinleşir; sanki biraz Ahmet Haşim gibi, karanlığın ve gecenin o derin ilham veren havası içinde üretirim.
Beni bu yolda en çok motive eden şey ise başarıya olan inancım ve ortaya koyduğum zihinsel emeğin somut bir karşılığa dönüştüğünü görme tutkusudur. Hedeflediğim noktaya her gece bir adım daha yaklaşmanın verdiği o tatmin duygusu, içimdeki ateşi harlar ve kelimeleri kusursuz bir disiplinle kâğıda dökmek için bana sonsuz bir enerji verir. Bu kitabı yazma kararım da bir gece ansızın gelişti J.
12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Teoriden Uzak, Piyasada Karşılığı Olan Gerçekler: Piyasada dolaşan karmaşık, ezberci ve somut karşılığı olmayan teorileri bir kenara bırakın; bu kitap, paranın gerçek dinamiklerini ve piyasanın mekanizmasını doğrudan okuyucunun eline veriyor.
Kendi Kararlarınızı Kendi Başınıza Alın: Sürekli birilerinin ipucuyla veya tüyosuyla hareket etmekten yorulanlar için; okuyucuya kendi analizini yapma, rasyonel bir portföy kurma ve piyasadaki tuzakları kendi gözüyle görme yetkinliği kazandırıyor.
Geleceğinizi Şansa Değil, Bilgiye Emanet Edin: Enflasyonun, ekonomik dalgalanmaların ve belirsizliklerin ortasında birikimini korumak, paramın değeri erimesin diyen herkesin bütçesini yönetirken rehber alacağı net bir yol haritası sunuyor.
Karmaşadan Arındırılmış Netlik: Ekonomi ve borsa terimlerinin o boğucu, anlaşılmaz dilini anlaşılır ve pratik bir formata indirgeyerek, her kesimden yatırımcının hemen bugün uygulayabileceği stratejilere dönüştürüyor.
13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
1. Finansal Özgürlük ve Bilinçli Yatırım
- Ana Fikir: Yatırım yapmak, sadece bir hisse senedi almak değil, bir işletme ortaklığına ve ekonomi bilimine hakim olmaktır.
- Verilen Mesaj: “Kulaktan dolma bilgilerle değil, temel analiz ve rasyonel verilerle hareket edin. Finansal geleceğinizi başkalarının tavsiyelerine değil, kendi geliştirdiğiniz bilgi birikiminize emanet edin.”
2. “Borsa Bir Kumarhane Değildir”
- Ana Fikir: Borsa, ekonomik değer üretimi üzerine kurulu bir sistemdir ve doğru analiz edildiğinde belirsizlik bir riskten ziyade bir fırsata dönüşür.
- Verilen Mesaj: “Piyasa gürültüsüne (manipülatif haberler, anlık panikler) karşı dirençli olun. Kısa vadeli heyecanlar yerine, uzun vadeli değer yatırımı stratejisine odaklanın.”
3. Ekonomi Bilimini Yaşam Biçimi Haline Getirmek
- Ana Fikir: Ekonomi sadece rakamlardan ibaret değildir; gündelik hayatın, toplumun ve tarihin bir yansımasıdır.
- Verilen Mesaj: “Ekonomik okuryazarlık, sadece para kazanmak için değil, dünyayı ve etrafınızdaki değişimleri doğru anlamlandırmak için elzem bir yaşam becerisidir.”
4. Bireysel Sorumluluk ve Sorgulama
- Ana Fikir: Bilginin demokratikleştiği bir çağda, herkes kendi finansal kaderinin mimarı olabilir.
- Verilen Mesaj: “Sorgulayın, araştırın ve kendi ‘şifrenizi’ çözün. Başkalarının çizdiği rotayı izlemek yerine, kendi analiz yöntemlerinizi geliştirerek piyasa koşullarına karşı özgün bir duruş sergileyin.”
5. Edebi ve Kültürel Bağlam (Yazar Kimliğinle Birleşimi)
- Ana Fikir: Sayısal veriler ve ekonomik teoriler, bir anlatı ile birleştiğinde daha kalıcı ve anlaşılır olur.
- Verilen Mesaj: “Ekonomi kuru bir analiz konusu değildir; onu bir hikaye ve mantık çerçevesinde kurgulayarak herkes için ulaşılabilir kılmak mümkündür.”
14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
Yazmak benim için dışarıdan dayatılan kalıplara uymak ya da başkalarının kurallarıyla bir sistemin çarkı olmak değil; kendi zihnimin ve birikimimin sınırlarını bizzat çizdiğim, tavizsiz bir inşa sürecidir.
Karşılaştığım en temel zorluk, yaratıcılığın ve entelektüel emeğin, piyasanın mekanik ve tüccar zihniyetiyle çatışmasıdır. Matbaa masraflarını, riskleri tamamen yazarın sırtına yıkan ama kazancı ve kontrolü elinde tutmaya çalışan geleneksel yayıncılık anlayışı tam da bu çatışmanın merkezindedir. Ancak ben bu engeller karşısında asla pasif bir bekleyişe geçmedim; aksine, süreci analiz ederek riski minimize eden, üretimin ve dağıtımın kontrolünü tamamen kendi ellerime alan dijital ve e-kitap odaklı bir stratejiye evrildim.
Zorluklar beni yormaz çünkü dağlar aşılmak için vardır. Bir başka açıdan olaya bakarsak zorluklar hedefimi daha net görmemi ve kendi oyun planımı kurmamı sağlar. Kalemim de attığım her ticari ve stratejik adım da bizzat kendi irademin eseridir; kimseye yaslanmadan, arkama bakmadan kendi yolumu çizer ve üretmeye devam ederim.
15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
Yazma eyleminin doğasında olan o tıkanıklık anları benim için bir çıkmaz sokak değil, sadece zihnimin dinlenmeye veya yön değiştirmeye ihtiyaç duyduğu sinyallerdir. Boş bir sayfanın karşısında kilitlenip kalmayı ya da ilham perisinin kapımı çalmasını beklemeyi reddederim. Mükemmeliyetçiliğin yarattığı o zihinsel baskıyı bir kenara bırakır, gerekirse en ham, en kusurlu cümleleri bile kâğıda dökerek o barajı kendi irademle yıkarım; çünkü ham metin her zaman düzeltilebilir ama boş bir sayfa değiştirilemez.
Zihnimin tıkandığını hissettiğimde inatla zorlamak yerine kalemi el bırakır, tarihe, eski dillerin etimolojik köklerine ya da piyasanın dinamiklerine odaklanarak dikkatimi bilinçli olarak başka bir alana çeviririm. Bu kısa soluklanmalar, zihnimin alt katmanlarında asıl sorunu çözerken bana yepyeni bir ivme kazandırır. Tıkanıklıklar benim için üretimi durduran bir engel değil, aksine irademi ve odaklanma gücümü test ettiğim, disiplinimi daha da sertleştirdiğim geçici duraklardır.
16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
Kitaplarımı kitlelere ulaştırmak, kendimi tanıtmak ve düşüncelerimi aktarmak adına çok katmanlı ve stratejik bir tanıtım süreci yürütüyorum. Bu doğrultuda benimsediğim yaklaşım şu unsurlardan oluşuyor:
- Yayınevi Desteği: Sürecin bir ayağında, yayınevinin bu konuda yürüttüğü kurumsal çalışmalar ve sağlanan imkanlar yer alıyor.
- Bireysel Çabalarım ve Tanıtım Ağım: Sadece yayınevine bağlı kalmayıp, sürece bizzat aktif olarak dahil oluyor; kitabımı kitlelerle buluşturmak için kişisel gayret gösteriyorum.
- Sosyal Medya ve Dijital İş Birlikleri: Özellikle Instagram’daki aktif kitap sayfalarıyla iletişime geçerek kitabımı ilgili okur kitlesine ulaştırmayı ve dijital mecralarda görünürlük kazanmayı hedefliyorum.
17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmaları, yazarın okuyucusuyla yüz yüze gelmesi, kaleme aldığı düşüncelerin karşı tarafta nasıl bir karşılık bulduğunu ilk ağızdan duyması ve aradaki o soyut mesafeyi ortadan kaldırması açısından son derece kıymetlidir. Bu etkinliklerin hem bana hem de okuyucuya sağladığı katkıları şu şekilde değerlendiriyorum:
- Okuyucu Açısından Katkıları: Okuyucu için bir kitabın arkasındaki ismetle, canlı bir diyalog kurmak; o eseri ve yazarın zihin dünyasını çok daha yakından tanıma fırsatı sunar. Satır aralarındaki mesajların birebir aktarılması, okurun kitapla kurduğu bağı çok daha samimi ve kalıcı hale getirir.
- Yazar Açısından Katkıları: Yazma eylemi özünde yalnız bir süreçtir; ancak fuarlar ve buluşmalar bu yalnızlığı kırarak emeğin somut karşılığını gösterir. Okuyucunun gözlerindeki o bağı görebilmek, yazdıklarının insan hayatına dokunduğunu fark etmek yeni projeler için en büyük motivasyon ve ilham kaynağıdır.
Okuyucu Geri Bildirimi ve Değerlendirme: Fuarlar ve doğrudan okur buluşmaları, yazdıklarımın hedef kitle üzerinde nasıl bir etki bıraktığını, hangi noktaların doğru anlaşıldığını ya da nelerin geliştirilmesi gerektiğini birebir görmemi sağlar. Okuyucunun gözlerindeki o reaksiyonu ve samimi eleştirileri doğrudan duymak, bana neyi doğru yapıp neyi daha iyi yapabileceğime dair en net ve dürüst geri bildirimi sunar.
18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?
Şu an zihnimin derinliklerinde tek bir başlığa sığmayacak kadar çok katmanlı, birbirini besleyen yeni bir “kitaplar” serisi üzerinde çalışıyorum. Sadece tek bir eserden bahsetmiyorum; ekonominin rasyonel labirentlerinden çıkıp toplumun ve bireyin üzerindeki görünmez psikolojik baskılara uzanan, entelektüel çapı geniş bir külliyat inşa ediyorum.
Keşfetmek istediğim alanlar, bugüne kadar savunduğum “bilinçli yatırım” ve “ekonomik şifrelerin çözümü” üzerine kurduğum o sert ve disiplinli duruşu, biraz daha felsefi ve sosyolojik katmanlarla derinleştirmeyi hedefliyor. Bir yanda paranın ve piyasaların soğuk gerçekliği, diğer yanda insanın kadim arayışları… Bu iki uç arasında, okuyucunun sadece zihnini değil, hayat algısını da sarsacak yeni anlatılar kurguluyorum.
İçeriklerin detaylarını şimdilik bir sis perdesi ardında tutuyorum, çünkü her biri vakti geldiğinde kendi gürültüsüyle kopacak. Ancak şunu söyleyebilirim: Bir sonraki adımlarım, mevcut piyasa ezberlerini yıkmanın ötesinde, kendi “şifrelerini” çözmek isteyenler için çok daha rafine ve keskin bir yol haritası sunacak. Takipte kalmanız yeterli; gelecek olan sadece yeni kitaplar değil, bir düşünce sisteminin manifestosu olacak.
19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
Açıkçası daha fırından yeni çıkmış, taptaze bir yazar olduğum için henüz beni gözyaşlarına boğacak ya da şaşkına çevirecek o epik okur anılarını biriktirmeye fırsat bulamadım. Kitabın kokusu yeni yeni yayılıyor, dolayısıyla şimdilik en büyük şaşkınlığım ve duygulandığım an, yazdığım satırların dijital dünyayı aşıp bambaşka birinin hayatında yankı bulduğunu ilk kez fark ettiğim o ilk anlar oluyor. Ama merak etmeyin, o “imza gününde bayılanlar, kitabını göğsüne bastırıp gezenler” safhasına geçmeme az kaldı; ortalık biraz daha ısındığında burayı kesinlikle ilk siz duyacaksınız!
20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına vereceğim en net tavsiye, yola çıkarken pusulayı kendi iradelerine ve hedeflerine sabitlemeleridir. Bu yolda başarılı olmanın ve kalıcı izler bırakmanın temel taşları şunlardır:
- Sarsılmaz Bir Kararlılık: Yazarlık, anlık ilhamlarla yürünecek bir heves yolu değil; sabır, disiplin ve istikrarlı bir mücadele gerektiren uzun soluklu bir maratondur. Karşınıza çıkan ticari engeller, yayınevi süreçlerindeki zorluklar ya da ilk etapta beklenen satış adetlerine ulaşamamak asla motivasyonunuzu kırmamalıdır; aksine iradenizi daha da sertleştirmelidir.
- Öz Güven ve Kendi Sesini Bulmak: Başkalarının çizdiği kalıplara uymak ya da piyasanın rüzgarına göre şekil almak yerine, kendi zihninizin ve birikiminizin süzgecinden geçen özgün sesinize güvenin. Kaleminiz bizzat kendi iradenizin eseri olmalı; kimseye yaslanmadan, tereddüt etmeden kendi yolunuzu çizebilmelisiniz.
- Net ve Tavizsiz Hedef Belirleme: Neyi neden yazdığınızı, okuyucuya ne aktarmak istediğinizi ve bu yolda nereye varmayı hedeflediğinizi çok net belirleyin. Hedefi bulanık bir yazarın rüzgârda savrulan bir yapraktan farkı yoktur; ne istediğini bilen bir irade ise her engeli aşarak kendi rotasını çizer.
- Sürekli Kendini Geliştirme: Yazmak, sadece kelimeleri kâğıda dökmek değil; dili, tarihi, etimolojiyi, felsefeyi ve hayatın akışını sürekli besleyen entelektüel bir inşadır. Okuyarak, sorgulayarak, etimolojik ve yapısal kökleri derinlemesine inceleyerek ve her gün üzerine koyarak zihinsel kapasitenizi daima taze tutun.

