Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz? Ben Semra Baran. Yeni bir üniversite mezunuyum. Sakarya’da Medya ve İletişim bölümünde okudum. Muhabirlik ve gazetecilik yaptım. Daha sonrasında Kırklareli üniversitesinde Tıbbi Tanıtım ve Pazarlama bölümünde okudum. Şu an Aşçılık le uğraşıyorum. Her zaman çok yönlü birisiydim. Birden çok hayalim hedefim ve merakım vardı. Bunların arasında tek değişmeyen tutkum yazarlıktı.
Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi? Ben çok küçük yaşlardan kitaplarla ve yazılarla büyüdüm hocalarım beni bu konuda hayatımın her döneminde teşvik etti. Ama dönüm noktam lisede kendim gibi yazarlık tutkusu olan en yakın arkadaşım diyebileceğim kişiyle tanışmamla oldu. Lise hayatım boyunca çok fazla şey kurgulayıp yazmaya çalıştık.
Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi? Aslında ilk eserim ortaokul zamanına uzanıyor. Kendim fon kartonlarını kesip üzerine yazarak el yapımı eserim ‘’papağan’’ dı. Resmi olarak bastırdığım ilk eserim ise ‘’Esir Zihinler’’
Bu ilk adım size ne hissettirdi? Açıkçası bende biraz korku ve heyecan uyandırdı. Çünkü yazmayı seviyorum ama bilmediğim yetersiz olduğum çok fazla yönü var. Ve çok güzel kalemi olan yazarların yanında benim de yazar olarak anılacak olmam ilk başta korkuttu ama sonrasında aslında korkulacak bir şeyin olmadığını anladım. Her şey yerini mutluluğa bıraktı.
Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı? Evet ben eserimdeki karakterlerin her birinde bana yansıyan bir kısımları olduğunu düşünüyorum. Yazarken bunu bilinçli yapmadım ilk eserimi okuyan arkadaşımdan duymuştum “hepsinde biraz sen var gibi” demişti
Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu? O kaçınılmaz bir durum bazen karakterin yerine ağlar onunla sevinirsiniz. Bu tıpkı televizyon dizilerine kendilerini kaptıran büyüklerimize benzeyen bir durum.
Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz? Bugüne kadar yayınlayabildiğim tek kitabım var. Dört gencin hayalleri ve yaşamaya zorlanıldıkları hayatlarını ele alan bir genç kurgu. Lise zamanlarında kaleme almıştım. O zamanlar şöyle bir fikir çıkmıştı. Bir gün birisi karşımıza çıkar ve “size istediğiniz hayatı vereceğim” derse karşılığına da ne yaparız diye düşünmüştük. Kurgum da bu sorudan ortaya çıkmıştı.
Bu kitapların sizin için anlamı nedir? Bu kitabın bende şöyledir. Benim ilk toparlayabildiğim eserimdi. Kendi gençliğimin olduğu satırlar gibi bi hissiyat uyandırıyor. Uzun süre gitmediğiniz bir yeri avucunuzun içi gibi bilirsiniz kitabımın sayfalarında onu duygusallığı hissediyorum.
Yazarken size ilham veren şey nedir? Daha çok yazacağım konunun dünyasına girmek. Sanki o kurgusal dünyanın bir parçasıyım gibi hayal kurmak bana en çok ilham veren şeydir.
Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir? Bazı olayları sadece kendimizin başımıza geldiğini düşünürüz. Bende tam olarak bazı olayların bazı duyguların bazı insanları birbirine bağladığını fark ettiğimde yazmaya karar verdim. İnsanları dinlediğiniz zaman bunu net bir şekilde görüyorsunuz. Bende bu durumda insanları yakınlaştırmak istedim. Bir de tabi yazdığım bir eserin film veya diziye konu olmasını isteyen bir tarafım vardı.
Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır? İlk başta bir olay ağacı kurarım hiçbir şey belli değilken temeli görmeme yardımcı oluyor daha sonrasında karakterlerle bağdaşmak için nasıl kişiler olduklarını en ince ayrıntısına kadar anlatırım. Sonrasında ise gerisini yazıya bırakırım. Harfi harfine bir rutin ile hiç kitap yazamadım olaylar bazen yazarken şekilleniyor çünkü
Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı? Genellikle akşam üzeri ve geceler benim için daha verimli oluyor yazmak için o an yazdığım sahnenin ritmine göre bir müzik açarak saatlerce yazabilirim. Klasik değişmeyen rutinim her zaman müzik oldu
Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi? Sanırsam başlamak, çoğu günlük koşuşturma arasında başlayamamak aklınızdaki o kurguyu da köreltmeye başlıyor ve yazmak daha da zorlaşıyor.
Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu? Bir dönem yazarlık yapmak değersizleşmeye başlayınca bırakma noktasına gelmiştim. Daha para kazanabileceğin daha iyi bir meslek seç kendine baskıları az daha beni kitaplardan koparıyordu.
Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir? Eserimin ana fikrinde herkesin yaşamak için bir hayatı varken etkenler ve basıklarla nasıl yaşanılamayan bir konuma geldiğini anlatmak istedim.
Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz? Daha çok zihinlerinde kalan şeyin geçen olayalar veyahut diyaloglarda kendilerinden bir parça gördükleri kısımların kalmasını isterim
Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı? Ben okuyucuların kitabımdan en azından kendi düşüncelerinden veya hislerinden bir parça bulacağını düşünüyorum.
Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir? Bence beni diğer yazarlardan ayıran şey çeviri kitapları gibi bir anlatım tarzımın olması. Yazdığım eserler sanki bit Türk eseri değil de yabancı bir eseri Türkçeye çevirisi gibi.
Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz? Korkmamaları yazılarını duyurmanın birçok yolu var eğer korkmadan devam ederlerse istediklerini elde edebilirler. Bu süreçte yollarına inanılmaz absürt yorumlar ve insanlar çıkabilir şöyle onların yanından geçip gitmeliler ve yollarına devam etmeliler.
Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu? Sevgili yazar Bazen yaptığın iş sana bile zor geliyor olabilir emin ol her yazar aynı zorluktan geçiyor senin gibi binlerce kişi var.