RÖPORTAJ:ZÜMRÜT CEYLAN AKKAŞ

VARYASYON KALEMLER DERGİSİ RÖPORTAJ SORULARI

“Kalemin Ritmi, Yüreğin Sesi”


1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

Öncelikle merhaba, ben Zümrüt Ceylan Akkaş. 1993 yılında Konya’da doğdum. 2015 yılında Türkçe Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Mezuniyetimin ardından çeşitli okul ve kurumlarda Türkçe öğretmeni olarak görev yaptım ve hâlen çok severek sürdürdüğüm mesleğime devam ediyorum.

Öğrenmeyi ve kendimi geliştirmeyi her zaman önemsedim. Bu doğrultuda 2019 yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimimi tamamladım. 2021 yılında ise Gazi Üniversitesi Türkçe Eğitimi alanında doktora eğitimime başladım. Şu anda akademik çalışmalarımı da sürdürüyorum. Bunun yanında öğrenci koçluğu ve eğitim danışmanlığı alanlarında aldığım eğitimlerle öğrencilerin bireysel gelişim yolculuklarına eşlik etmeye çalışıyorum.

Eğitim alanındaki çalışmalarımın yanında çocuk edebiyatıyla da ilgileniyorum. Yazarlık alanında aldığım eğitimlerle kendimi geliştirmeye devam ederken ilk çocuk kitabım Harfler Müzikali, Mart 2026’da Pembefil Yayınevi aracılığıyla okurlarıyla buluştu. Harfleri, sesleri, müziği ve hikâyeyi bir araya getiren bu kitap, benim için yazarlık yolculuğumun da ilk somut adımı oldu.
2-Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?

 Aslında yazarlığa adım atmamı sağlayan tek bir olaydan ziyade, zaman içinde gelişen bir süreç olduğunu düşünüyorum. Ancak bu süreçte pandemi döneminin benim için önemli bir dönüm noktası olduğunu söyleyebilirim. Hayatın alışılmış akışının değiştiği, kendimizle daha fazla baş başa kaldığımız bu dönemde ilgi duyduğum ve yapmak istediğim şeylere daha fazla yönelme fırsatı buldum. Çocuk edebiyatına olan ilgim ve sevgim zaten vardı ancak zihnimde kurduğum hayallerin, hikâyelerin bir gün kendi eserime dönüşmesi ve çocuklarla buluşması düşüncesi beni ayrıca heyecanlandırıyordu. Hayal ettiğim dünyaların çocukların dünyasında da hayat bulmasını istiyordum. Bu düşüncelerle artık bir yerden başlamam gerektiğine karar verdim ve kendimi bu alanda geliştirecek eğitimlere yöneldim. Sanırım benim için asıl kırılma noktası, içimde büyüyen bu isteği yalnızca bir hayal olarak bırakmayıp gerçekleştirmek için ilk adımı atmaya karar verdiğim o süreçti.

3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

 Aslında kalemi ilk kez elime aldığım özel bir an olduğunu söyleyemem. Çünkü yazmak, küçük de olsa hayatımda her zaman yer alan bir alışkanlıktı. Bazen yaşadığım bir anıyı, bazen zihnimden geçen bir düşünceyi, bazen de kelimelere dökmeye ihtiyaç duyduğum duygularımı yazardım. Yazmak benim için zaman zaman kendimi ifade etmenin, iç dünyamda birikenleri dışarıya aktarmanın bir yoluydu.

Ancak bir hikâye kaleme almak, kendi karakterlerimi ve kurgumu oluşturmak çok daha farklı bir deneyimdi. Çocuk edebiyatı alanında aldığım eğitimlerin ardından bu kez kendi duygu ve düşüncelerimi yazmanın ötesine geçerek hikâyeler oluşturmaya başladım. Böylece daha önce kendimi ifade etmek için kullandığım kalemim, zamanla hayal ettiğim dünyaları ve karakterleri anlatmanın da bir aracına dönüştü.

4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

 Çocukluk ve gençlik yıllarımda edindiğim okuma alışkanlığının bugünkü yazım dilime ve üslubuma çok önemli katkıları olduğunu düşünüyorum. Bugün öğrencilerime de sık sık anlattığım gibi okumak, yalnızca kelime dağarcığımızı zenginleştirmekle kalmıyor; hayal gücümüzü besliyor, yaratıcılığımızı geliştiriyor ve dünyaya farklı pencerelerden bakabilmemizi sağlıyor. Ben de tüm bunları kendi hayatımda deneyimledim. O yıllarda okuduğum her kitabın düşünce dünyamda, kendimi ifade etme biçimimde ve bugün kaleme aldığım satırlarda bir iz bıraktığına inanıyorum. Bu yüzden okumayı, yazarlık yolculuğumun en kıymetli temellerinden biri olarak görüyorum.

5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?

 Yazarlığa yönelmemde akademik eğitimim boyunca edindiğim deneyimlerin önemli bir etkisi oldu. Özellikle yüksek lisans ve doktora sürecimde aldığım çocuk edebiyatı dersleri, bu alana olan ilgimi ve sevgimi daha da artırdı. Bu derslerle birlikte çocuk kitaplarını yalnızca bir okur olarak değil, farklı yönleriyle incelemeye ve değerlendirmeye başladım. Zamanla çocuk edebiyatına yönelik okumalarımı artırdım, farklı yazarları ve eserlerini araştırdım, bu alanda gerçekleştirilen çeşitli çalışmalara ve etkinliklere katıldım. Her yeni deneyim, çocuk edebiyatına olan merakımı biraz daha besledi.

Pandemi döneminde ise bu ilgimi bir adım ileri taşıyarak çocuk kitabı yazarlığına yönelik çeşitli eğitimlere ve atölye çalışmalarına katılmaya başladım. Bu süreçte edindiğim bilgiler ve deneyimler, kendi hikâyelerimi kaleme alma konusunda beni cesaretlendirdi. Böylece zaman içinde biriken ilgim, merakım ve öğrendiklerim beni yalnızca çocuk edebiyatını takip eden bir okur olmaktan çıkarıp kendi hikâyelerini yazmaya başlayan birine dönüştürdü.

6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

 Öncelikle “iyi bir yazar olmak” ifadesinin oldukça iddialı olduğunu düşünüyorum. Kendimi henüz bu yolculuğun başında görüyorum ve öğreneceğim, keşfedeceğim, kendime katacağım daha çok şey olduğuna inanıyorum. Çünkü insanın “Artık oldum, tamamlandım.” dediği noktada gelişiminin de durmaya başladığını düşünüyorum. Bana göre iyi bir yazar olmanın en önemli koşullarından biri, öğrenmeye ve kendini geliştirmeye her zaman açık olmak. Bu nedenle ben de bu yolculukta okumaya, araştırmaya, öğrenmeye ve daha iyisini ortaya koyabilmek için emek vermeye devam ediyorum.

Bu süreçte en çok beslendiğim kaynakların başında okumak ve gözlem yapmak geliyor. Okumanın, yazmanın en önemli temellerinden biri olduğuna inanıyorum. Farklı yazarların eserlerini okumak, farklı insanları ve yaşamları gözlemlemek düşünce dünyamı zenginleştiriyor. Bunun yanında günlük hayatın içinde karşılaştığım, okuduğum ya da izlediğim şeylerin zihnimde uyandırdığı fikirleri küçük notlar hâlinde biriktirmeye özen gösteriyorum. Bazen tek bir cümle, bazen küçük bir ayrıntı ya da anlık bir düşünce zamanla başka fikirlerle birleşerek bir hikâyenin parçalarına dönüşebiliyor. Bu yüzden yazmayı yalnızca bir masanın başına oturup hikâye oluşturmak olarak değil; okumakla, gözlemlemekle, düşünmekle ve küçük küçük biriktirmekle devam eden bir süreç olarak görüyorum.

7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?

 Kaleme aldığım ve okurlarıyla buluşan ilk kitabım Harfler Müzikali. Henüz yayımlanmış başka bir kitabım bulunmuyor ancak yazmaya ve üretmeye devam ediyorum. Şu anda üzerinde çalıştığım, taslak aşamasında olan farklı hikâyelerim ve hayata geçirmeyi heyecanla beklediğim yeni fikirlerim var. Her birinin kendi zamanında olgunlaşıp okurlarıyla buluşacağına inanıyorum. Umarım ilerleyen süreçte yeni kitaplar ve belki de yeni serilerle çocukların dünyasına konuk olmaya devam edeceğim.

8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?

 Bir Türkçe öğretmeni olarak derslerimde öğrencilerin öğrenmesini kolaylaştırmak için zaman zaman çeşitli kodlamalardan, şifrelemelerden ve karakterlerden yararlanıyorum. Bu yöntemlerin bir hikâyeye dönüşebileceği fikri uzun zamandır zihnimdeydi. Özellikle harfleri ses ve müzikle birleştirmenin hem eğlenceli olabileceğini hem de çocukların harflere yönelik farkındalık kazanmalarına katkı sağlayabileceğini düşündüm.

Bunun yanında çocuklara kazandırılmasını çok önemsediğim bazı değerler de konu seçimimde etkili oldu. Özellikle birlik, beraberlik, yardımlaşma ve paylaşma duygularının çocukların dünyasında sağlam bir yer edinmesini çok kıymetli buluyorum. Günümüzde başarı ve kazanma isteğinin zaman zaman diğer değerlerin önüne geçtiğini düşünüyorum. Oysa benim için bir sonuca ulaşmak kadar, o yolculukta kurduğumuz dostluklar, paylaştığımız güzellikler ve birlikte kazandığımız değerler de önemli. Bu nedenle hem çocukların hayal dünyasına hitap eden, öğrenmeyi eğlenceli kılan konulara hem de insani değerlerin doğal bir şekilde yer bulduğu hikâyelere yönelmeyi önemsiyorum.

9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?  

 Hikâyeyi oluştururken karakterlerimin kaderini en başından tamamen belirlemiyorum. Elbette öncelikle karakterlerin temel özelliklerini, yapılarını ve hikâyedeki yerlerini belirleyerek bir kurgu oluşturuyorum. Ancak yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği de kesinlikle oluyor. Hikâye ilerledikçe zihnimde yeni pencereler açılıyor, başlangıçta hiç düşünmediğim farklı ihtimaller ortaya çıkabiliyor. Bu da zaman zaman karakterlerimin değişmesine, gelişmesine ve hikâyenin farklı bir yöne evrilmesine neden oluyor. Sanırım yazmanın en sevdiğim yanlarından biri de bu; bazen kurguladığım hikâyenin beni de şaşırtabilmesi.

10-Size ilham veren şeyler nelerdir?

 Benim en büyük ilham kaynağım kesinlikle çocuklar. Bir öğretmen olarak onlarla geçirdiğim zaman, dünyaya bakış açıları, merakları ve sınırsız hayal güçleri benim için çok kıymetli. Çocukların bazen en sıradan şeylere bile bambaşka anlamlar yükleyebilmesi, biz yetişkinlerin fark edemediği ayrıntıları görebilmesi beni her zaman etkiliyor. Bazen bir öğrencimin sorduğu küçücük bir soru ya da verdiği beklenmedik bir cevap, zihnimde yepyeni bir hikâyenin kapısını aralayabiliyor. Çünkü her çocuk ayrı bir dünya ve onlarla geçirdiğim her ders, her etkinlik bana farklı bir bakış açısı kazandırıyor.

Elbette kendi hayal dünyam da bu süreçte önemli bir yere sahip. Çocuklardan aldığım ilham, zihnimde kurduğum hayallerle birleştiğinde bambaşka hikâyelerin ihtimali ortaya çıkıyor. Gerçekte var olmayan bir dünyayı hayal etmek, o dünyaya karakterler ve olaylar eklemek, ardından çocukların bu hikâyeyi okuduklarında neler düşüneceklerini, nasıl yorumlayacaklarını merak etmek beni ayrıca heyecanlandırıyor. Sanırım yazarken beni en çok besleyen şey de çocukların dünyasıyla kendi hayal dünyam arasında kurduğum bu bağ.

11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?

 En üretken olduğum zamanlar, zihnimin sakinleştiği ve günlük hayatın koşturmacasından biraz uzaklaşabildiğim anlar. Bazen herkesin uyuduğu sessiz saatler, bazen de sorumluluklarımın ve telaşlarımın azaldığı zaman dilimleri olabiliyor. Böyle anlarda bir kahve eşliğinde defterimi, kalemimi ya da bilgisayarımı alıp kendi dünyama çekilmek, düşüncelerimi özgürce kâğıda dökebilmek bana çok iyi geliyor. Zihnim ne kadar dinginse hayal dünyamın da o kadar özgürleştiğini hissediyorum.

Yazma konusunda beni en çok motive eden şey ise hayalini kurduğum bir hikâyenin bana ait bir esere dönüşmesi ve o eserin çocuklarla buluşması. Özellikle çocuklarla gerçekleştirdiğimiz etkinliklerde onların heyecanına tanıklık etmek, kitabımdaki şarkıyı birlikte söylemek, hikâyeyi tekrar tekrar dinlemek ya da okumak istemeleri benim için tarifsiz bir mutluluk. Bir çocuğun gözlerindeki o ışıltıyı görmek, yazdığım satırların onun dünyasında bir karşılık bulduğunu hissetmek beni yeniden yazmaya ve üretmeye teşvik ediyor. Sanırım yazarlığın benim için en güzel yanlarından biri de hayal ettiğim bir dünyanın çocukların neşesine ve heyecanına dönüşmesine tanıklık edebilmek.

12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

 Aslında bu soruya “Mutlaka benim kitabımı okumalısınız.” diyerek cevap vermek istemem. Ancak çocukları, onların dünyasından aldığım ilhamla oluşturduğum bu renkli hikâyeye davet etmeyi çok isterim. Harfler Müzikali, harflerin, seslerin ve müziğin bir araya geldiği, çocukların hayal güçleriyle eşlik edebilecekleri eğlenceli bir dünya sunuyor. Bu dünyada kimi zaman bir karakterle bağ kurabilir, kimi zaman bir şarkıya eşlik edebilir, kimi zaman da hikâyenin içinde kendilerine ait küçük bir ayrıntı keşfedebilirler.

Hikâyenin içinde dostluğa, paylaşmaya ve birlikte olmanın güzelliğine dair izler de bulabilirler. Benim için en kıymetli olan, her çocuğun bu hikâyeyi kendi hayal dünyasında farklı bir yere taşıyabilmesi. Bu yüzden Harfler Müzikali‘nin sayfalarını aralayan herkesi, harflerin müzikle buluştuğu bu dünyada kendi yolculuğuna çıkmaya davet ediyorum.

13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

 Aslında hikâyelerimi belirli bir mesaj verme kaygısıyla ya da önceden belirlediğim bir ana fikir doğrultusunda kaleme almıyorum. Harfler Müzikali‘ni yazarken de önceliğim bir mesaj vermekten ziyade çocuklara keyifli, eğlenceli ve hayal güçlerini besleyen bir hikâye sunmaktı. Ancak elbette her hikâye, okuyucusunun dünyasında farklı anlamlar kazanabilir. Bu açıdan baktığımızda kitabımda yardımlaşmanın, paylaşmanın ve dostluğun önemine dair izler bulmak mümkün.

Bunun yanında Harfler Müzikali, özellikle okul öncesi ve ilkokul dönemindeki çocukların harflere yönelik farkındalık kazanmalarına da katkı sunuyor. Harfleri ses, ritim ve hikâyeyle buluşturarak çocukların harfleri sezmesine, onlara karşı merak ve ilgi geliştirmesine, harfleri eğlenceli bir dünyanın parçası olarak görmesine yardımcı oluyor. Böylece hikâye, çocuklara keyifli bir okuma deneyimi sunarken harflerle aralarında sıcak ve eğlenceli bir bağ kurulmasına da katkı sağlıyor.

14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?

 Yazarlık sürecinde beni en çok zorlayan konulardan biri zaman ayırabilmek oldu. Öğretmenlik, doktora tez sürecim ve diğer sorumluluklarım arasında yazmaya yeterince vakit bulmak zaman zaman güçleşti. Bunun yanında zihnimde canlanan düşünceleri bir hikâyeye dönüştürmekte de zorlandığım anlar oldu. Bazen pek çok fikir zihnimde dolaşırken bunları bir bütün hâline getirmek, doğru kelimelerle ifade etmek ya da hikâyenin devamını oluşturmak düşündüğüm kadar kolay olmadı.

Bu zorlukların üstesinden gelebilmek için öncelikle kendime belirli bir yazma düzeni oluşturmaya çalıştım. Gün içinde bazen yalnızca 15 dakika bile olsa yazmaya zaman ayırmayı önemsedim. Her seferinde uzun uzun yazmak ya da bir hikâyeyi tamamlamak zorunda olmadığımı fark ettim. Aklıma gelen fikirleri ertelemeden küçük notlar hâlinde kaydetmek, ardından bu notları bir araya getirerek geliştirmek işimi oldukça kolaylaştırdı. Yazamadığım zamanlarda kendimi zorlamak yerine düşüncelerime biraz zaman tanımak da sürecin doğal bir parçası oldu. Böylece küçük ama düzenli adımlarla ilerlemenin, yazma sürecimi daha verimli ve sürdürülebilir hâle getirdiğini gördüm.

15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

 Yazarken zaman zaman tıkandığım, hikâyenin devamını getirmekte zorlandığım anlar elbette oluyor. Böyle zamanlarda kendime hemen bir çözüm bulmak ya da mutlaka sayfalarca yazmak zorunda olmadığımı hatırlatıyorum. Bazen yalnızca birkaç kelime yazabilmek, bazen de hikâyenin üzerine düşünmek bile sürecin bir parçası. Önemli olan o hikâyeyle bağımı koparmamak ve zihnimde onu yaşatmaya devam etmek.

Bu süreçlerde okumaya, izlemeye, gözlemlemeye ve yeni şeyler keşfetmeye daha fazla yöneliyorum. Bazen karşılaştığım küçük bir ayrıntı, duyduğum bir cümle ya da hiç beklemediğim bir anda aklıma gelen bir düşünce, hikâyeye farklı bir pencereden bakmamı sağlayabiliyor. Bu yüzden tıkanıklığı yalnızca yazamadığım bir dönem olarak değil, zihnimin yeni fikirlerle beslendiği bir süreç olarak da görmeye çalışıyorum. Çünkü bazen hikâyenin ilerleyebilmesi için kalemin değil, düşüncelerin biraz daha yol alması gerekiyor.

16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?

 Kitabımı daha geniş kitlelere ulaştırmak ve okurlarımla bir araya gelmek adına çeşitli etkinlikler gerçekleştiriyorum. Okullarda düzenlenen yazar buluşmalarına ve söyleşilere katılarak öğrencilerle bir araya geliyor, onlarla hem kitabım hem de yazarlık üzerine sohbet etme fırsatı buluyorum. Bunun yanı sıra eğitim kurumlarında, kütüphanelerde, çocuk kitapçılarında ve farklı kültürel mekânlarda çocuklara yönelik atölyeler düzenliyorum. Bu etkinlikler sayesinde kitabımı tanıtmanın ötesinde, çocuklarla birebir etkileşim kurmayı ve onları hikâyenin bir parçası hâline getirmeyi önemsiyorum. Aynı zamanda sosyal medya aracılığıyla gerçekleştirdiğim etkinlikleri, atölyeleri ve kitabımla ilgili gelişmeleri paylaşarak daha fazla okura ulaşmaya çalışıyorum.

17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?

 Kitap fuarlarını, yazarlarla okurların aynı heyecan etrafında buluştuğu çok kıymetli ortamlar olarak görüyorum. Bir yazar için kitabının okurlarıyla buluşmasına tanıklık etmek, onlarla yüz yüze sohbet edebilmek, kitaplarını imzalarken gözlerindeki heyecanı görmek ve o anı paylaşmak gerçekten çok özel. Özellikle çocuklarla kurulan bu samimi bağın hem biz yazarlar hem de küçük okurlarımız için unutulmaz izler bıraktığına inanıyorum. Bunun yanı sıra farklı yazarlarla tanışmak, onların deneyimlerini ve düşüncelerini paylaşmak da bizler için oldukça besleyici.

Okurlar açısından baktığımızda ise kitap fuarlarının çok zengin bir kültürel ortam sunduğunu düşünüyorum. Farklı kitapları ve yazarları tanımak, söyleşilere ve etkinliklere katılmak, özellikle çocukların kitaplara olan merakını ve okuma isteğini artırmada önemli bir rol oynuyor. Çocukların kitaplarla yalnızca sayfalar arasında değil, böyle canlı ve etkileşimli ortamlarda da bağ kurabilmelerini çok değerli buluyorum.

18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?

 Evet, kesinlikle var. Şu anda üzerinde çalıştığım, geliştirmeye devam ettiğim projelerim olduğu gibi henüz zihnimde şekillenmeyi bekleyen yeni fikirlerim de var. Yazmaya, üretmeye ve yeni hikâyeler keşfetmeye devam ediyorum. Her birinin zamanla olgunlaşıp hayata geçmesini ve okurlarımla buluşmasını sabırsızlıkla bekliyorum. Ancak şimdilik ayrıntılarını paylaşmayayım, biraz sürpriz olarak kalsın istiyorum. Kim bilir, belki ilerleyen zamanlarda yeni projelerimi konuşmak, onların hikâyelerini anlatmak için yeniden bir araya gelme fırsatımız olur. Bundan büyük mutluluk duyarım.

19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?

 Beni en çok duygulandıran geri dönüşler, çocukların hikâyeyi yalnızca dinlemekle kalmayıp onun dünyasına dâhil olmak istemeleri oluyor. Kitabı birlikte okuduktan sonra yeniden okumamı istemeleri, içindeki şarkıyı tekrar tekrar dinlemek ve hep birlikte söylemek için heyecanlanmaları benim için çok kıymetli. Özellikle bir etkinliğimizin ardından öğrencilerimden birinin kitaptaki karakterlerden ilham alarak kendi harf tasarımlarını yapmaya çalışması ve ardından “Öğretmenim, kitaptakine benzemiş mi?” diye bana sorması beni çok duygulandırmıştı. Çünkü o an, hayal ettiğim bir dünyanın bir çocuğun hayal gücünde yeniden şekillendiğine tanıklık ettim. Çocukların hikâyeden yola çıkarak kendi çizimlerini, tasarımlarını ve fikirlerini ortaya koymaları, kitabın dünyasını kendi dünyalarında yaşatmaları benim için çok anlamlı.

Beni şaşırtan şeylerden biri ise çocukların ayrıntılara gösterdikleri dikkat. Bazen kitabın bir görselinde ya da hikâyenin küçük bir bölümünde benim bile üzerinde çok durmadığım bir noktayı fark edip “Öğretmenim, burası neden böyle olmuş? Bunu neden böyle çizdiniz?” gibi sorular sorabiliyorlar. Biz yetişkinlerin gözünden kaçabilen ayrıntıların onların dikkatini çekmesi, hikâyeye ne kadar farklı ve meraklı gözlerle baktıklarını bana bir kez daha gösteriyor. Sanırım beni en çok mutlu eden de bu: Yazdığım bir hikâyenin kitap kapandıktan sonra da çocukların zihninde yaşamaya devam etmesi, onların merakına, hayallerine ve üretme isteğine eşlik edebilmesi.

20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Öncelikle ben de bu yolculuğun henüz başında olan, öğrenmeye ve kendini geliştirmeye devam eden biriyim. Ancak kendi deneyimlerimden yola çıkarak birkaç öneride bulunabilirim. Her şeyden önce bol bol okumalarını, farklı yazarların ve farklı türlerdeki eserlerin dünyasına girmelerini tavsiye ederim. Özellikle çocuk edebiyatı alanında yazmak isteyenlerin bu alanın kendine özgü inceliklerini tanımalarının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü çocuklar için yazmak, sanıldığı kadar kolay değil; hatta kimi yönleriyle yetişkinler için yazmaktan çok daha fazla özen gerektirebiliyor. Çocuğa görelik ilkesini gözetmek, kullanılan dilden seçilen konuya, karakterlerden görsellere kadar her ayrıntıyı çocuğun dünyasını dikkate alarak şekillendirmek gerekiyor. Bu nedenle yalnızca yazmayı sevmek ya da güzel bir fikre sahip olmak yeterli değil. Bu alanda eğitimler almak, kitap incelemelerine, atölyelere ve edebiyat etkinliklerine katılmak, kısacası çocuk edebiyatının dünyasında aktif olarak yer almak oldukça kıymetli.

Bunun yanında en önemli tavsiyelerimden biri de başlamayı ertelememeleri olur. Aklımıza gelen fikirleri küçük notlarla biriktirmek, yazmayı denemek, hata yapmaktan ve yeniden düzenlemekten çekinmemek gerekiyor. Çünkü hiçbirimiz her şeyi bilerek ya da kusursuz bir şekilde başlamıyoruz. Öğrenmek, denemek ve zamanla gelişmek bu yolculuğun doğal bir parçası. Yazarlık hayali kuran herkese, mükemmel zamanı veya mükemmel cümleleri beklemek yerine bir yerden başlamalarını ve bu hayallerinden kolay kolay vazgeçmemelerini öneririm. Çünkü bazen bir hayali gerçeğe dönüştüren en önemli şey, o ilk adımı atmaya cesaret edebilmektir.

                                                                                               ZÜMRÜT CEYLAN AKKAŞ

25.10.2026

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir