Aşkın Gölgesinde Ruhun Sessiz Çöküşü
İnsan bazen en büyük yıkımı bir savaşta değil, sessizce sevdiği birinin ardından yaşar. Dışarıdan bakıldığında hayat aynı akışında devam eder; insanlar güler, sokaklar kalabalıktır, mevsimler değişir. Oysa insanın içinde zaman çoktan durmuş olabilir.
Ruhsal çöküntü, çoğu zaman bir gecede başlamaz. Biriken hayal kırıklıkları, söylenmeyen cümleler, yarım kalan vedalar ve karşılık bulmayan sevgiler yavaş yavaş insanın iç dünyasını aşındırır. En ağır yük ise, kendini anlatamadığını hissetmektir.
Aşk, doğru yaşandığında insanı büyütür; yanlış yaşandığında ise insanın kendi benliğini sorgulamasına neden olabilir. Çünkü gerçek sevgi, insanı eksiltmez; ona güç verir. Sevginin yerini belirsizlik, saygısızlık ve değersizlik aldığında ise geriye yalnızca yorgun bir ruh kalır.
Fakat hiçbir karanlık sonsuza kadar sürmez. İnsan bazen en derin kırgınlıklarının içinden yeniden doğmayı öğrenir. Kendini yeniden sevmeyi, yaralarını kabul etmeyi ve hayatın yalnızca kaybettiklerinden ibaret olmadığını fark eder.
Belki de aşkın en büyük öğretisi, bir başkasını sevmekten önce kendi ruhunu ihmal etmemeyi öğrenmektir. Çünkü insan, kendini kaybettiği hiçbir sevgide gerçek anlamda mutlu olamaz. En sağlam başlangıçlar, çoğu zaman en sessiz toparlanmaların ardından gelir.
sacit özdemir
