Yazan: Ece Özdemir | Sosyolog, Felsefe Öğretmeni, Aile ve Çift Danışmanı
Bazı insanlar için “hayır” demek, sevilmeme korkusunu tetikler. Bu yüzden hep “olur”, “tamam”, “ben hallederim” denir. Sınırlar silikleşir, iç ses susturulur ve zamanla kişi, kendi hayatında bile misafir gibi hissetmeye başlar. Sevilmek için susmak, çoğu zaman kendini yok saymakla eşdeğerdir.
Sınır koymak bir çizgi çizmekten fazlasıdır. Kendini tanımaktır, neyi hak ettiğini bilmektir, neye tahammül etmemen gerektiğini fark etmektir. Ama sınır çizemeyen biri, genellikle kendini sevgiye layık görmeyi de tam olarak öğrenememiştir. “Onlar beni bıraksın istemiyorum” düşüncesi, sınırların üzerine inşa edilen kalın bir sessizlik duvarına dönüşür.
Danışanlarımdan biri bir gün şöyle demişti:
“Beni üzmesinler diye sustum ama sonunda en çok kendim üzdüm kendimi.”
Bu söz, sınır ihlallerinin en derin özeti gibidir. İzin verdikçe daha fazlası talep edilir ve kişi kendini hem kırgın hem de suçlu hissetmeye başlar.
Oysa gerçek sevgi, sınır tanır. Saygı duyar, zorlamaz, alan bırakır. Sınır çizmek, sevgiyi kesmek değil; sağlıklı bir ilişki zemini yaratmaktır. Ve bazen, en güçlü bağlar en net sınırlar içinde büyür.
Unutma: Sınır çizdiğinde bazıları senden uzaklaşabilir. Ama kalanlar, gerçekten sen olduğun için kalır.
