TUĞÇE BİRYOL-EĞİTİM SİSTEMİ ÇOCUĞU YARIŞTIRIYOR, PEKİ NEZAKETİ KİM ÖĞRETECEK?

Bugün artık açık konuşmalıyız diye düşünüyorum. Aileler çocuk yetiştirmiyor, sistemin içinde ayakta kalmaya çalışan bireyler dünyaya getiriyor sanki. Eğitim dediğimiz yapı, çocuğun potansiyelini açığa çıkarmak yerine onu belli kalıplara sıkıştırıyor, ölçüyor, eliyor ve sonunda bir kısmını “başarılı” ilan edip geri kalanını sessizce gözden çıkarıyor. Bu bir eğitim modeli değil, bu bir eleme mekanizmasıdır bence. Eğitimin müfredatı ve içeriği değiştirilerek günden güne mahvedildiğini üzülerek söylüyorum.

En büyük yanılgılardan biri çok bilginin iyi eğitim olarak algılanmasıdır. Hayır. Çok bilgi, yönü yoksa sadece yük olur. Bugün çocuklar neyi neden öğrendiğini bilmiyor ama öğrenmek zorunda hissediyor. Sorgulamıyor, çünkü sistem sorgulayanı değil, uyum sağlayanı ödüllendiriyor. Ve bu noktada düşünen değil, ezberleyen; hisseden değil, bastıran; üreten değil, yarışan bireyler ortaya çıkıyor. “İlk eğitim ailede başlar.” diye boşuna demiyoruz.

Çocuğun ilk öğretmenleri anne ve babasıdır. Çocuklarınıza yarış atı gibi davranmaktan vazgeçmelisiniz. Sizin baskı ve davranışlarınızla birlikte çocuklar kendi karakterlerini inşa etmektense sevgi ve iyilikten önce hava atmayı ve yüksek notu hedefliyor. Bu da eğitimin içini boşaltıyor.

Aileler sistemin farkında olmadan bir parçası haline gelmiş durumda. Çocuğun karakterini değil, notları konuşuluyor. “İyi insan mı?” sorusunu sormadan önce “kaç net yaptı?” diye soruluyor mesela. Bir çocuk yüksek puan alıyor ama empati kuramıyorsa, sorumluluk almıyorsa, öfkesini yönetemiyorsa ortada bir başarı değil, eksik bir gelişim ve ebeveyn ihmalinden söz edebiliriz. Aileler bu eksikliği görmezden gelmeyi seçiyor çünkü sistem zaten bunu ölçmüyor ve aydın yetiştirmek istenmiyor.

Okullar maalesef çoğu zaman akademik başarıya kilitlenmiş durumda. Biz küçükken kesici aletleri görsek bile şiddet aklımızın ucundan geçmezdi; teneffüsleri sadece oyun düşünerek ya da kantinden yiyecek ve içecek alarak değerlendirirdik. Şöyle düşünüyorum da ne kadar masum yetişmişiz. İzlediğimiz diziler bile ne kadar güzelmiş; “Ekmek Teknesi”, “Çocuklar Duymasın”, “Hayat Bilgisi” gibi dizilerle büyüdük. Aileye o kadar görev düşüyor ki; en yakından çocuğunuzun davranışlarını, ne izlediğini, oynadığı oyunları takip edecek ve denetleyecek olan öğretmenden önce sizlersiniz. O kadar vahim duruma geldik ki veliler öğretmene saygı göstermiyor; tam tersi azarlıyor. Bizim zamanımızda anne-babalarımız öğretmenlerimize “Eti senin, kemiği benim.” derdi. Ne biz gocunurduk ne öğretmenimiz ne de anne-babamız…

Bizim üniversiteye kadar rehber öğretmenlerimiz vardı. Bugün geldiğimiz noktada psikolojik desteğin çok yetersiz kaldığını, bireysel farklılıkların ise çoğu zaman göz ardı edildiğini görüyoruz. Ve tablo böyle olunca çocuklar sadece ders öğreniyor, kendini öğrenemiyor.

Dolayısıyla çocuklar kendilerini tanımadan, öğrenmeden hayata hazırlanamıyor.

Nezaket, saygı, empati… Bunlar “ekstra” değil, eğitimin merkezinde olması gereken değerlerimizdir. Ama bugün bu değerler ya müfredatın kenarına sıkıştırılmış ya da tamamen aileye bırakılmış durumda. Oysa nezaket deneyimi çocuklara yaşatılarak kazandırılır. Ve eğer çocuk bunu ne evde ne okulda görmüyorsa, hayatın acımasız bir yanında öğrenmek zorunda kalır. Unutmayın sevgili veliler; çocuklar sevgiyi de ilgiyi de saygıyı da ilk sizden yani sizi rol model alarak öğrenir. Taklit ile başlayan çocuklarınızın kimlik inşasında rolünüz çok büyüktür. Bu son günlerde okullarda yaşanan saldırıların tek bir suçlusu yoktur. Hem düzen hem çocuk hem de aile suçludur.

Hata yapmaktan korkan, sürekli kıyaslanan, baskı altında büyüyen bir çocuk ya içine kapanır ya da çareyi başka kötü davranışlar sergilemekte bulabilir. Çünkü buna itiliyordur. Bu da gördüğünüz gibi hiç de sağlıklı değildir.

Ebeveynler “Biz çocukları hayata mı hazırlıyoruz, yoksa sadece sınava mı?” diye sormalıdır. Başta çocuklarınızın daha sonra toplumun yön bulması için bu soruyu kendinize sormanız ve bu doğrultuda davranışlarınızı şekillendirmeniz gereklidir.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir