UFUK ÖZSARI:Bir Düş Simyacısı

EDEYAT RUHLULAR

İnstagram hesabım, @ufukozsari34

Merhaba, Edebiyat Ruhlular!

Ben Ufuk Özsarı.

Özel sektörde çalışıyorum. Rap müzikle ilgileniyor, şarkı sözleri yazıyorum. Bunun yanı sıra kulağıma hoş gelen farklı müzik türlerini dinlemekten keyif alıyorum. Yazmak, üretmek ve duyguları kelimelere dönüştürmek benim için yalnızca bir hobi değil, aynı zamanda kendimi ifade etmenin en doğal yolu.

Şiir yazmak ve seslendirmek en sevdiğim uğraşlar arasında yer alıyor. Sanatın farklı bir yönünü keşfetmek amacıyla tiyatro eğitimi aldım; dizi, film ve reklam projelerinde yardımcı oyuncu olarak yer alma fırsatı buldum.

Kısa bir süre önce yazarlık atölyesi eğitimimi tamamladım. Eğitim sürecinde hikâye anlatımının inceliklerini öğrenirken, kendi hikâyelerimizi de kaleme aldık. Bu yolculuk, kelimelerin insanları birbirine yaklaştıran en güçlü köprülerden biri olduğunu bana bir kez daha gösterdi.

Ayrıca Khalkedon Kültür Kulübü adında, edebiyatı, sanatı ve kültürel paylaşımı önemseyen bir topluluğumuz da bulunuyor.

Yeni insanlarla tanışmayı, edebiyat üzerine sohbet etmeyi ve birlikte üretmeyi seviyorum.

Yolumuzun bir şiirde, bir hikâyede ya da güzel bir sohbetin satır aralarında kesişmesi dileğiyle…

Herkese keyifli okumalar diliyorum.

Bir Düş Simyacısı

İtalya’nın Floransa şehrinde yaşayan Leonardo; hem ressam, hem şair, hem de bir düş simyacısı olarak biliniyordu.

Hayatta bilinç arttıkça acı çekmenin kaçınılmaz olduğunun farkına varmıştı.

Yaptığı sürreal çizimlerle, yazdığı ve seslendirdiği şiirlerle insanların düş dünyasında görsel şölenler yaşatarak, kısa bir süreliğine de olsa onları mutlu ediyordu.

Yaşamın monotonluğundan çıkışın, başka âlemlere geçmek olduğunu anlamıştı. Çünkü dünya, belirsizlikle dolu bir yerdi.

Gerçek âlemin dışında; rüya âlemi, hayal âlemi ve daha nice dünyaların insanları mutlu eden tasarımlar olduğunu keşfetmişti.

Uzun yıllar süren araştırmalarının neticesinde öğrendiği kadim bilgileri yenilikle harmanladı ve “Rüya Simülasyonu” adını verdiği bir tasarım oluşturdu.

Bu sanal dünyanın ismi Khalkedon’du.

İsteyen kişi bu simülasyona tek başına bağlanabiliyor, isteyenler ise birden fazla kişi olarak aynı rüya âlemine birlikte giriş yapabiliyordu.

Simülasyona birden fazla kişi bağlandığında, yapay zekâ ile çalışan sanal gerçeklik gözlükleri, bireylerin beyinlerinden gelen sinyallerle entegre biçimde çalışıyor ve ortak bir kurgu evreni oluşturuyordu.

Bu, Rönesans niteliğinde bir icattı; adeta karanlıkları aydınlatan bir meşale gibiydi.

Muasır medeniyet seviyesine ulaşma yolunda atılmış en önemli adımlardan biri olmuştu.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir