Ya Nisan Bitmesin, Ya Neşesi Hiç Gitmesin
Fark ettim ki, her mevsimin insanda bıraktığı iz bambaşkadır. Bunu düşünmeden edemiyorum. Her ay, kendi çağrışımlarıyla ruhumuzun bir köşesine dokunur, değil mi? Ama Nisan… işte Nisan, başka. Onu düşündükçe içimde bir yerlerde bir şey kıpırdar. Ve şimdi farkına varıyorum ki, o kıpırtı tam da burada, şu an yazarken bile büyüyor içimde.
Nisan geldiğinde, sanki uzun bir yükün altından kalkmışım da derin bir nefes almışım gibi hissediyorum. Belki de şu an siz de benzer bir şey hissediyorsunuzdur. İçinizde bir yerlerde, adını koyamadığınız bir hafiflik… Evet, tam olarak öyle.
Doğayla insanın bir bütün oluşu bundandır işte. İlkbahar uyanırken, ben de uyanırım. Bunu ne kadar çok düşünürsem, o kadar derinleşiyor içimdeki bu bağ. Çiçekler açarken içimde de renkler çoğalır, nasıl oluyorsa? Nisan yağmuru yalnızca toprağı değil, ruhumu da yıkar. Ve siz bunu okurken belki de içinizden bir ses “evet, aynen öyle” diyor. O ses ne kadar güzel, ne kadar doğal.
İçimde biriken ne varsa, fazlalıklar, ağırlıklar… Hepsini alır götürür Nisan. Sanki hiç çaba göstermeden, sadece var olarak. Ve şimdi şunu soruyorum kendime: neden bu kadar kısa sürmek zorunda bu hal? Neden Nisan hep böyle geçip gidiyor?
İşte bu yüzden isterim ki Nisan hiç bitmesin. Çünkü onun neşesi, doğanın tazelenişiyle birlikte bana da yeniden doğmayı hatırlatır. Ve siz ne kadar çok bunun farkına varırsanız, içinizdeki o neşe o kadar çok büyür, öyle değil mi? O halde belki de Nisan’ın bitmesi diye bir şey yoktur. Belki de o neşe, bir kere uyandı mı, içinizde sonsuza dek kalabilir. Hiç gitmeyebilir. Fark ettiğiniz anda, işte o zaman… ya Nisan bitmesin, ya neşesi hiç gitmesin.
https://www.instagram.com/sevgiile_kisiselgelisim/?hl=tr
Yazan: Sevgi Seçen

