Bir hicran ki Yusuf’u bekleyen Yakup anlar beni.
Bir gam ırmağı denize varmayı bekleyen
Nice yolları aşıp da birleşmek uğruna denizle,
Dicle anlar beni.
Bülbülleri kıskandıran o içli…
Yanık sesin,
Hiçbir nota anlayamaz beni.
Sokak çocuklarına sorsak gülmeyi,
Verirler mi senin adını?
Dilenci ablaya sorsak bir bir,nasıl istenir senin gelmen?
Verir mi gerçekten istemenin sırrını…
O halde tüm sokak dilencilerinin kalbiyle
Sıralıyorum isteklerimi kağıda;
Bu bin yıllık hasretin sonu vuslat olsun.
Sonrası güzelliklerle,
Senin ekeceğin nergis bahçeleriyle,
Hiçbir kötülüğün dokunamayacağı iyiliklerle,
Öylesine saf öylesine temiz …
Kırlangıçlarla dolu olsun.
Karanlıkların yıkamayacağı aydınlıklarla,
Seninle…
Yine seninle olsun.
Bunların hepsini istiyorum.
Dilenci ablaya teşekkürlerimle…
