Kalabalık arttıkça insanlar birbirine daha çok uzaklaşıyor.
Aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirinin adını bilmiyor artık. Aynı sokakta yürüyen insanlar göz göze gelmemeye çalışıyor. Herkesin telefonu var ama kimsenin gerçekten konuştuğu yok.
Modern hayat bize hız kazandırdı ama huzur vermedi.
İnsanlar artık yetişmeye çalışırken yaşamayı kaçırıyor. Sabah işe yetiş, akşam eve yetiş, faturaya yetiş, hayata yetiş… Ama kimse kendine yetişemiyor.
Bu yüzden toplumda büyük bir yalnızlık büyüyor. Özellikle gençler arasında görünmeyen bir duvar oluşmuş durumda. İnsanlar kalabalıkların içinde bile kendini yalnız hissediyor. Çünkü artık kimse gerçekten dinlemiyor.
Eskiden mahalle kültürü vardı. İnsanlar birbirinin derdiyle ilgilenirdi. Şimdi birinin kötü olduğunu anlamak için sosyal medya paylaşımını bekliyoruz. Gerçek bağların yerini ekranlar aldı.
Oysa insan dediğimiz varlık anlaşılmadan yaşayamaz.
Bir “Nasılsın?” sorusunun bile samimi olmadığı bir dönemdeyiz. Herkes güçlü görünmeye çalışıyor ama çoğu insan içten içe kırılmış durumda.
Belki de toplum olarak yeniden öğrenmemiz gereken şey çok basit: İnsan olmak.
Birbirimize biraz daha sabır göstermek, biraz daha dinlemek, biraz daha merhametli olmak…
Çünkü bazen bir toplumun en büyük ihtiyacı teknoloji değil, yeniden insan kalabilmektir…
