Yusuf Bingöl: Gençlik, Sessizlik ve Anlaşılma İhtiyacı

Bugünün gençliği aslında hiç olmadığı kadar konuşuyor. Sosyal medya üzerinden düşüncelerini paylaşıyor, fotoğraflar yayımlıyor, videolar çekiyor, kendini anlatmaya çalışıyor. Fakat bütün bu kalabalığın içinde çoğu genç yine de anlaşılmadığını hissediyor. Çünkü konuşmak ile dinlenmek aynı şey değildir. İnsan bazen binlerce kişiye sesini duyurabilir ama yine de bir kişinin gerçekten kendisini anlamasını ister.

Toplumun gençlere yaklaşımında en büyük sorunlardan biri, onları sürekli yönlendirmeye çalışmasıdır. Herkes gençlerin nasıl davranması gerektiğini anlatıyor; nasıl giyinmeleri gerektiğini, nasıl düşünmeleri gerektiğini, hangi mesleği seçmeleri gerektiğini söylüyor. Fakat çok az insan gençlerin ne hissettiğini anlamaya çalışıyor. Oysa halkla ilişkilerin en temel amacı yalnızca iletişim kurmak değil, insanları anlamaktır.

Bir gencin içinde taşıdığı mücadele çoğu zaman dışarıdan görünmez. Bazı gençler ekonomik zorluklarla savaşır, bazıları aile baskısıyla, bazıları yalnızlıkla mücadele eder. Dışarıdan güçlü görünen bir insanın içinde büyük kırgınlıklar olabilir. İşte bu yüzden gençlere yaklaşırken sadece başarılarına değil, taşıdıkları yüklerin ağırlığına da bakmak gerekir.

Bugünün gençliği hızlı tüketilen bir çağın içinde büyüyor. İnsan ilişkileri bile bazen birkaç mesajlık yakınlıklara dönüşüyor. İnsanlar birbirlerini tanımadan yargılıyor. Bu durum gençlerin güven duygusunu zedeliyor. Çünkü herkes görünmek istiyor ama çok az insan gerçekten görülüyor.

Halkla ilişkiler yalnızca markaların insanlara kendini tanıtması değildir. Aynı zamanda toplumun birbirini anlayabilmesi için bir köprü kurmaktır. Eğer gençlerle doğru iletişim kurulmazsa aradaki mesafe büyür. Gençler kendilerini yalnız hisseder ve toplumdan uzaklaşır.

Bir toplumu güçlü yapan şey yalnızca ekonomisi ya da teknolojisi değildir. Gençlerine verdiği değerdir. Çünkü umut verilen gençler sadece kendi hayatlarını değil, yaşadıkları toplumu da değiştirirler. Belki de bugün gençlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey nasihat değil; samimiyet, anlayış ve kendilerine gerçekten inanıldığını hissedebilmektir.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir