Gençler ve Ebeveynlik
Bir çocuğu büyütmek yalnızca onu doyurmak, okutmak ya da korumak değildir. Gerçek ebeveynlik bir insanın ruhuna dokunabilmektir. Özellikle gençlik döneminde anne ve babaların çocuklarıyla kurduğu ilişki, onların gelecekte nasıl bir insan olacağını büyük ölçüde etkiler. Çünkü gençlik insan hayatının en kırılgan dönemlerinden biridir. İnsan bu dönemde hem kendini bulmaya çalışır hem de dünyaya karşı kim olduğunu göstermeye uğraşır.
Bugün birçok aile çocuklarını korumaya çalışırken farkında olmadan onlarla arasına mesafe koyuyor. Sürekli öğüt veren, sürekli eleştiren ama çok az dinleyen bir ebeveyn modeli giderek yaygınlaşıyor. Oysa gençlerin en büyük ihtiyaçlarından biri anlaşılmaktır. Bir genç bazen çözüm değil, sadece dinlenmek ister.
Anne ve babalar çoğu zaman çocuklarının iyiliğini düşünür. Fakat bazen iyi niyet bile yanlış iletişim yüzünden kırıcı olabilir. Özellikle gençlik döneminde insanlar daha hassas olur. Kimliklerini oluşturmaya çalışırken dışarıdan gelen sert sözler onların iç dünyasında büyük yaralar bırakabilir.
Bugünün gençleri geçmiş nesillere göre çok farklı bir çağın içinde büyüyor. Sosyal medya baskısı, gelecek kaygısı, ekonomik sorunlar, yalnızlık hissi ve sürekli başarılı olma zorunluluğu gençlerin omuzlarına ağır yükler bırakıyor. Fakat bazı ebeveynler hâlâ eski dönemlerin şartlarıyla bugünün gençlerini değerlendirmeye çalışıyor.
“Bizim zamanımızda…” diye başlayan cümleler çoğu zaman gençlerle aileler arasındaki mesafeyi büyütüyor. Çünkü her dönemin kendi zorluğu vardır. Eskiden hayat daha farklıydı, şimdi ise gençler görünmeyen psikolojik baskılarla mücadele ediyor.
Birçok genç ailesiyle aynı evde yaşadığı hâlde kendisini yalnız hissediyor. Çünkü fiziksel olarak yakın olmak her zaman duygusal yakınlık anlamına gelmez. Aynı sofrada oturan insanlar bile birbirlerini anlamıyorsa arada sessiz duvarlar oluşur.
Ebeveynlik sadece otorite kurmak değildir. Aynı zamanda güven verebilmektir. Bir genç hata yaptığında korkmadan ailesine gidebiliyorsa orada gerçek bir bağ vardır. Fakat sürekli yargılanan gençler zamanla duygularını saklamaya başlar. İçine kapanır, konuşmamayı tercih eder ve sonunda aile içinde görünmeyen uzaklıklar oluşur.
Bugün birçok anne ve baba çocuklarının başarılı olmasını istiyor. İyi bir okul, iyi bir iş, düzenli bir hayat… Bunlar elbette önemlidir. Fakat bazen aileler çocuklarının ruhsal durumunu başarı kadar önemsemiyor. Oysa mutsuz bir insanın kazandığı başarı bile içindeki boşluğu dolduramaz.
Gençler sürekli kıyaslanmaktan yoruluyor. “Bak filancanın çocuğu ne yaptı” cümlesi birçok gencin içinde derin yaralar bırakıyor. Çünkü her insanın yolu farklıdır. Herkes aynı hızda büyümez, aynı şekilde başaramaz.
Bir gence güvenmek bazen ona verilen en büyük hediyedir. Çünkü insan kendisine inanıldığını hissettiğinde daha güçlü olur. Sürekli başarısız olduğu söylenen bir genç ise zamanla kendisine olan inancını kaybeder.
Ebeveynlerin anlaması gereken en önemli şeylerden biri de şudur: Gençler mükemmel değildir. Ama anne ve babalar da mükemmel olmak zorunda değildir. Önemli olan kusursuz bir aile olmak değil, birbirini anlamaya çalışan bir aile olabilmektir.
Bazen bir gencin ihtiyacı olan şey uzun nasihatler değil, içten bir cümledir: “Ben senin yanındayım.”
Çünkü insan dünyaya karşı güçlü durabilir ama evinde anlaşılmadığını hissediyorsa içten içe yorgun düşer.
Teknoloji çağında ebeveynlik daha da zor hâle geldi. Çünkü artık çocukları sadece aileler değil, sosyal medya da etkiliyor. Gençler internet üzerinden sürekli yeni fikirler, yeni hayatlar ve yeni insanlar görüyor. Bu durum onların düşünce yapısını hızla değiştiriyor. Eğer aileler çocuklarıyla sağlıklı iletişim kuramazsa aradaki bağ daha kolay kopabiliyor.
Bu yüzden ebeveynlerin gençleri sadece kontrol etmeye değil, anlamaya çalışması gerekiyor. Çünkü korkuyla kurulan ilişki geçicidir ama güvenle kurulan bağ uzun yıllar sürer.
Bir toplumun geleceği yalnızca okullarda değil, evlerin içinde şekillenir. Sevgiyle büyüyen, fikirlerine değer verilen ve kendisini güvende hisseden gençler daha sağlam bireyler hâline gelir.
Belki de bugün anne ve babaların çocuklarına verebileceği en büyük şey kusursuz bir hayat değil; sevildiğini hissettiren bir ortamdır.
Çünkü insan bazen bütün dünyaya karşı savaşabilir ama evinde huzur buluyorsa yeniden ayağa kalkacak gücü kendinde bulur.
— Yusuf Bingöl
