Zübeyde Bayık: Ruhun Pusulası

Ben sevgiyi önce annemin nasırlı ellerinde tanıdum;

Beni her kaldırdığında, o yorgun avuçlarıyla,

Sadece gövdemi değil, hayatın ağır yükünü de kaldırıyordu.

Sevgi; “yapamazsın” diyen o sağır kalabalığın tam ortasında,

Hiçbir heceye muhtaç kalmadan, “ben buradayım” diyebilmektir.

Bazen toplumun bakışı zehirli bir ok gibi saplanır tenine,

Sanki bir yarım kalmışlık, sanki bir eksiklikmişsin gibi…

Ama sevgi, o bakışların üstüne ipek bir örtü gibi serilir;

Sessizce, kimseyi incitmeden, bağırmadan şifalanır.

Bir gün bir çocuk baktı gözlerimin en derinine;

Ne çekinerek, ne de o yakıcı acımayla…

Sadece baktı ve gülümsedi; o an anladım ki,

Sevgi bir şeyi “düzeltmek” değil, sadece yanında kalabilmektir.

Bazen bir babanın sükûtunda saklanır o kutsal bağ,

Bazen bir annenin uykusuzluğunda, bir kardeşin feragatinde.

Gerçek sevgi hesap yapmaz; kim eksik, kim fazla bilmez,

Çünkü onun adil terazisinde, insan sadece insandır.

Benim bedenim farklı yollardan yürür, ama sevgi hep aynı yerden dokunur;

Bazen sakar, bazen çekingen, bazen dili tutulmuşçasına…

Ve ben artık biliyorum: Sevgi, insanı bir yapboz gibi tamamlamaz,

Sevgi, insana kendi muazzam varlığını hatırlatır.

“Sen varsın,” der o sessiz ses,

“Sen buradasın ve olduğun halinle, sadece sen olduğun için yetersin.”

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir