ZÜMRÜD-Ü SABAH İLE KELİMELERİN DERİNLİĞİNE YOLCULUK
1. Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Ben, kelimelerin tenine dokunmadan, bir mısranın kalbinde konaklamadan dünyayı gürültüden ibaret sayan bir yolcuyum. Zümrüd-ü Sabah ismiyle, sabahın o en kuytu, en serin ve en umut yüklü anını temsil etmeye çalışan; yaşamayı değil, kelimelerin içinde ölümsüzleşmeyi seçmiş bir derviş ruhuyum.
2. Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
İnsan, en çok yalnızken kendi iç sesini duyar. Benim için yazmak, bir tercihten ziyade nefes almanın kâğıt üzerindeki ritmidir. Hayatın gürültüsü içinde ruhumun sessiz savaşlarını ancak mürekkeple kazanabileceğimi anladığım an, kalemimle nikahlandım.
3. Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eseriniz neydi?
On beş bahar dile kolay …Ruhumun ilk çığlığı, yedi iklimde verdiğim savaşların ilki olan romanımla başladı. O ilk eser, kalbimdeki dinmeyen fırtınanın sığındığı ilk limandı.
4. Bu ilk adım size ne hissettirdi?
Kendi hakikatime giden yolda ilk meşaleyi yakmış gibiydim. Hüzünle inşa edilen o ilk satırlar, bana acının neşeden daha derin bir mimar olduğunu öğretti.
5. Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Hüzün ve yalnızlık… Fakat bu hüzün bir yıkım değil, aksine ruhu inşa eden en zarif mimaridir. Aşkı ise vuslatın gölgesinde değil, hasretin o kor ateşinde, en rafine haliyle işlemeyi severim.
6. Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
Her karakter, ruhumun on yedi farklı aynadaki yansımasıdır. Onların sancısı benim sancım, onların arayışı benim varoluş mücadelemdir.
7. Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
On yedi eser… On yedi farklı hayat, on yedi ayrı sancı. Yedi şiir kitabım ruhumun mistik köprüsü; beş çocuk romanım safiyetin ve hayallerin sığınağı; yetişkin romanlarım ise hayatın o gri ve keskin köşelerinin, varoluş sancılarının birer vesikasıdır.
8. Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
Her biri, kalbimdeki o dinmeyen fırtınanın birer limanı, hakikate atılmış on yedi farklı imzadır.
9. Yazarken size ilham veren şey nedir?
Mürekkebimi neşenin sığ sularından değil, acının o muazzam ve dipsiz ummanından dolduruyorum. İlhamım, gecenin derin felsefesi ile seher vaktinin tazeliği arasındaki o ince çizgidir.
10. Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
İnsanı, insana, insanla anlatma arzusu. Bir sızı hissettiğimde, o sızının bir gün uyanışa dönüşeceğini bilmek beni kaleme iten en büyük güçtür.
11. Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Kalemim, henüz söylenmemiş sözlerin peşinde bir derviş gibi döner. Belirli kalıplardan ziyade, ruhumun mevsimlerine göre şekillenen bir üretim içindeyim.
12. Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
İsmimin de müjdesi olan o seher vakti… Sabahın en kuytu ve serin anları, ruhumun kâğıtla en samimi olduğu zamanlardır.Ve bir de gecenin en zifirisi…
13. Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
Kelimelerin, hissettiğim o devasa acıyı ve derin aşkı anlatmakta bazen kifayetsiz kalması. Sancıyı kâğıda geçerken o saflığı korumak en büyük çabamdır.
14. Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Asla. Çünkü benim için yazmak, nefes almakla eşdeğerdir. Nefes almaktan vazgeçmek nasıl mümkün değilse, yazmaktan da öylece vazgeçilemez.
15. Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
Yalnızlığın asaletini ve hüzünden doğan o vakur huzuru anlatmak. Okura, hayatın gri köşelerinde bile bir ruh portresi çizilebileceğini göstermek.
16. Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
Kalplerinde ince bir sızı ve o sızının içinden doğan bir uyanışla…
17. Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Kendi iç seslerini duymak, hüzne ve aşka en rafine haliyle dokunmak ve hayatın gürültüsünden kaçıp bir mısranın kalbinde dinlenmek için.
18. Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
67 farklı antolojide yer alarak yüzlerce kalemle aynı kederde buluşmanın verdiği kolektif ruh ve kalemimin her daim yalnızlığın asaletine rükû etmesi.
19. Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara ne söylemek istersiniz?
Mürekkebinizi kendi ruhunuzun kuyusundan doldurun. Başkalarının yankısı değil, kendi sessizliğinizin çığlığı olun.
20. Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?
“Evvela kendi yalnızlığının asaletine inan, zira her büyük eser önce ıssızlıkta filizlenir.”
ZÜMRÜD-Ü SABAH… (Sabahat Akın)

