1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
-Rukiye ÖZDEMİR; 3 Aralık 1984’te Bilecik’te doğdum. İlköğrenimini Çaltı İlköğretim Okulu’nda, orta ve lise öğrenimini Söğüt Anadolu Lisesi’nde tamamladım. Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Seramik Bölümü Önlisans mezunuyum. Seramik, reklam ve matbaa sektörlerinde çalıştım.
Defne Yayınevi kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeniyim. Evli ve bir kız çocuk annesiyim.
İlk öykü kitabım “Kırmızı Ruj” 2017’de, ikincisi ise “Daha Papatyalara Yetişeceğim” adıyla 2019’da yayınlandım. 2021’de “En İyi Arkadaşım” adında bir etkinlik kitabı çıkardım. 2025 yılında “Sevimli Bulut Riki” adında boyamalı masal kitabı ve “Semizotu” adlı öykü kitabını okurlarla buluşturdum.
2 ayda 1 e-dergi olarak okuyucularla buluşan “Köprübaşı Edebiyat” dergisinin Yazı İşleri Müdürü ve
sahibiyim.
2-Yazarlığa adım atmanızda ki asıl kırılma noktası ne oldu?
-Ben ilk günlük tutmakla başladım. Öyle bir edebi değeri yoktu ama yazmak bana iyi geliyordu. Anlaşılmadığımı fark ettiğimde daha çok yazmaya başladım ve evet beni yazmaya iten tam olarak anlaşılmamak.
3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
-Sanırım hayal kırıklıkları. Haykıramadığım isyanlarım.
4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
-Her okuduğum kitaptan mutlaka bir şeyler kapmışımdır. Özellikle teknik konusunda kendimi beslemişimdir.
5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
-Beynimde filler tepişmeye başladığında. Kelimelerin çıkmak için can attıklarını fark ettiğimde.
6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
-İyi bir yazar iddialı bence. Pirinç çuvalı içindeki karınca misaliyiz. Daha çok yolumuz var. İyi bir okur olmak iyi bir yazar olmayı destekler şimdiye kadar öğrendiklerimden.
7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
-İlk öykü kitabım “Kırmızı Ruj” 2017’de, ikincisi ise “Daha Papatyalara Yetişeceğim” adıyla 2019’da. 2025 yılında “Semizotu” adlı öykü kitabını okurlarla buluşturdum.
8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
-Kırmızı Ruj aslında tür olarak bir yere koyamadığım bir kitap. Daha Papatyalara Yetişeceğim’deki öyküler tam hayatın içinden. Herkes kadar herkes gibi. Semizotu ise tam bir hayal kırıklığı duygusunun ürünü.
9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
-Önceden plan yapmam. Karakter kendi yolunu çizer. Sadece heybemden beslenmesine yardım ederim. Sürpriz sonları severim. Okuyucuya da yer bırakırım.
10-Size ilham veren şeyler nelerdir?
-Hepimiz dramdan besleniriz J
11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?
-Büyük bir heyecan yaşayıp bayır aşağı yuvarlandığımda.
12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
-Son kitabım olan “Semizotu”nu okurken “Neriman” gelip sizin de omzunuza konacaktır. O yolculuğu beraber yapacaksınız. Ayrıca öykü-mektup-şiirin iç içe olduğu bir eser.
13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
-Yazmaya başlarken şu fikri vereyim ya da şundan bahsedeyim gibi kendimle pazarlık yaparak başlamıyorum. Ismarlama duygular eğreti duruyor. Verilecek mesaj kendiliğinden doğal akışında gelir.
14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
-“Boş işlerle uğraşma.” Maalesef bu lafı çok duydum.
15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
-Aklıma gelen her şeyi not alırım. Sanırım bu notlar sayesinde şu ana kadar böyle bir şey yaşamadım.
16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
-Yayınevimiz ve dergimiz öncülüğünde etkinlikler yapmaya çalışıyoruz. Biraz sosyal medya…
17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
-Fuarlar okur-yazar buluşması için çok önemli ama özellikle son katıldığımız fuarda çok fazla bilinçsiz okur vardı. Özellikle ergen yaştaki öğrencilerin şiddet içerikli kitaplara yönelmesi bizi yeterince tedirgin etti. Bunun yanında daha küçük çocukların ebeveyn desteğinin olmaması. Yani annenin “birlikte boyayalım” değil de “boyarsan alayım” şeklinde yaklaşımı üzücü. Maalesef bunları birebir yaşadım.
18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?
-İlköğretim öğrencileri için set hazırladım. Şu an onun heyecanını yaşıyorum.
19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
-Özellikle kullandığım dilin beğenilmesi hoşuma gidiyor. Son olarak “Semizotu”nu okuyan bir okurum aynen şu cümleyi kurdu: “Okurken beni bir o duvara fırlattı bir bu duvara.”
20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
-Heybenizi doldurun…

