1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Merhaba. İsmim Zilan Sapan Görgün. 29 Eylül 1997 doğumluyum. Gazetecilik mezunuyum. Aile danışmanlığı eğitimi aldım ve şu anda Sosyoloji okuyorum. Ve kitap yorumları yaptığım bir podcast programım var. Bunların hepsi aslında, temelde önce kendimi sonra toplumu anlamak için verdiğim çabanın sonucu. Gazetecilik okumak hiç aklımda yoktu. Birçok insan gibi hayat beni oraya sürükledi. Ancak bu bölüm bana çok şey kattı. Topluma, olaylara medyanın gözüyle bakmak, insanların bilinçlerinin nasıl yönlendirildiğini görmek hayata bakış açımı değiştirdi. Ve beni bireyi değil toplumu anlama merakına sürükledi.
2-Yazarlığa adım atmanızda ki asıl kırılma noktası ne oldu?
Yazarlığa adım attığım somut bir an var mı emin değilim. Hayatım boyunca kalemi elinden düşürmemiş biriyim. Her daim yazdım. Sadece buna bir isim koymamıştım. Meslek olarak, bir yazar, bir gazeteci olarak sınıflandırmamıştım kendimi. Kırılma anından bahsedersek bu bakış açımı değiştiren, yaptığım şeye bir isim koyan sınıf arkadaşımdan bahsedebilirim. Okuldayken hali hazırda editörlük yapan bir arkadaşımın (ablamın) bana köşe yazarlığı teklif etmesi bir şeyleri değiştiren bir andı sanırım.
3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Mutlaka vardır. Ama inanın hatırlamıyorum. Sanki doğduğumdan beri yazıyormuş gibi hissediyorum. Somut bir an hatırlamıyorum ama sanırım her yazar gibi ‘söyleyeceklerim var’ hissi kalemi elime almamı sağlamıştı.
4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
Başkalarının duygularını anlatma konusunda bir katkısı oldu. Başlangıçta kendi duygularımı anlatmak için yazmaya başlamıştım. Okuduklarım diğer insanları anlamamı, onların duygularını da anlatabilmemi, hayata başkalarının bakış açılarından da bakabilmemi sağladı sanırım. İnsanlar yazdığım şiirlerin, yazıların hepsinin benim duygularım olduğunu sanıyorlar oysa birçoğunun benimle alakası yok. Bazıları çevremdeki insanların bazıları hiç tanımadığım insanların duyguları.
5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Yazar olmaya karar verdiğim bir an olmadı aslında. Telefonumda, bilgisayarımda ağzına kadar dolu olan not uygulamalarım vardı. Onları boşaltmam gerekiyordu. Hepsini tek bir dosyaya topladım. Amacım tamamını silmekti. Dosyayı silmek üzereyken açıp son bir kez içindekileri okudum. Yıllardır yazdığım onca yazı. Çoğu kayıp olan yazılarımdan elimde kalanlar. O an silmekten vazgeçtim. Bir iki yayınevine gönderdim. Sebepsiz bir hareketti çünkü yayınlamayı asla düşünmüyordum. Her şeyden önce benim için bu kadar özel olan şeylerin yayınlanması korkunç geliyordu. Beklemediğim bir şey oldu ve yayınevi tarafından kabul edildi. O andan sonra yayınlamaktan başka çarem yoktu. Kendi kitabıma baktığım o an; sanırım ben yazar oldum diye düşünmüştüm.
6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
Öncelikle ‘yazar’ olma fikrinden bağımsız olmalı yazma eylemi. Bir etiket için değil içinizdeki duyguları en saf haliyle anlatmak için yazılmalı. Sanat içindeki en derin duygularımızın yansımasıdır. Bunu bir etikete ulaşmak için yaptığınız zaman gerçekliği, samimiyeti kayboluyor sanki. Ve okuyucu gerçek olmayan şeyi hemen fark ediyor.
7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
İlk kitabım Ölçüsüzlük. Bahsettiğim, o kitap olma amacı taşımadan kitaba dönüşen dosya. İkinci kitabım ise Res Cogitans. Ruhumun çatlaklarından sızanları yazdığım için Descartes’ın Düşünen Ruh olarak çevirdiği o kelimeyi seçtim isim olarak.
8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
Hayatın kendisi galiba. Bazı konuları öylece geçip gidebiliyoruz. Bazı konularda ise günlerce kalıyoruz. Yazdıklarım geçip gidemediğim o konular işte.
9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
İki kitabım da şiir kitabı. Şu anda bir kurgu üzerinde çalışıyorum. Kurgu daha önce denemediğim bir şey. Ve ben bir şeyler planlayarak başlasam da galiba her karakter kendi yolunu kendisi çiziyor. Kitabın sonunun planladığım gibi olacağından bile emin değilim.
10-Size ilham veren şeyler nelerdir?
Kendi içime dönmek. Hayatı gözlemlemek.
11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?
Motivasyonum ve üretkenliğim çok değişken. Ne zaman olacağını bende kestiremiyorum. Bazen yemek yaparken, bazen kalabalık bir ortamda otururken bazen de tek başıma kendimi dinlerken. O sebeple kesin bir şey demem mümkün değil.
12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Üstünü kapattıkları duygularını hatırlamak için okumalılar bence.
13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
Ben bir mesaj vermek için yazmıyorum. Elimde taşıdığım bir bayrak yok. Sylvıa Plath’ın deyimiyle “İçimde susturamadığım bir ses olduğu için yazıyorum” başka bir amacım yok.
14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
Zihninizin içinde hiç durmayan bir makine olması. Kafanızın içinde çok büyük bir ağırlık taşıyor olmak. Bu aslında yazar olmanın değil varoluşumun ağır tarafı gibi hissettim hep. Yazmaya yönelmemin sebebi bu. Yazarak bu ağırlığı hafifletmeye çalışıyorum diyebilirim.
15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
julıa Cameron’ın Sanatçının Yolu kitabında bununla ilgili öneriler var. Temeli yine kendinle vakit geçirmek zaten. Onları yapmaya çalışıyorum. Ama bazen o tıkanıklığa, bir süre bir şey yazmamaya da ihtiyacımız var bence.
16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
bu konuda yayınevim sağolsun benden daha aktifler. Onların tanıtımları ya da fikirleriyle ilerliyorum biraz. Ben bu konuda çok iyi değilim. İşlerim pazarlama konusunda çok etkin değilim. Aslında çağın gerekliliklerine ayak uyduramıyorum galiba.
17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
Çok önemli etkinlikler. Ama benim kendimi çok rahat hissettiğim alanlar değil. Ben biraz geriliyorum böyle durumlarda. Heyecanı çok farklı. O heyecan beni biraz geriyor. Ama kendinizi tanıtmak açısından, kitlenizle tanışmak açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.
18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?
Üzerinden çalıştığım bir kurgu eser var şu anda. Onun dışında yarım bırakılmış ya da sadece fikir aşamasında kalmış çok fazla projem var. Onların ne kadar ilerletirim henüz emin değilim. Şu an üzerinde çalıştığım eseri bitirmek istiyorum. O da biraz ağır gidiyor. Hiçbir karakteri yüzeysel yazmak istemiyorum çünkü. Ya da okuyucuyunun zekasını hafife almak istemiyorum. O sebeple ne zaman biter emin değilim.
19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
Elbette duygularına dokunduğumu söyleyenler oluyor onlar çok sevindirici ama bazen küçük kardeşlerimiz yazıyor. Onların mesajları beni çok mutlu ediyor. Çok farklı hissettiriyor. Belki onları şiirle tanıştıran bir kapı açmak ya da şiiri, edebiyatı sevdirmiş olmak çok güzel bir duygu. Üstümdeki sorumluluğu da arttırıyor tabii ki. Ancak çok güzel bir duygu.
20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Bende kendimi henüz bu yolun başında hissediyorum. Tavsiye verecek konumda olduğumdan emin değilim. Tek söyleyebileceğim amaçları konusunda net olmaları. Amaçları tanınmak, çok para kazanmak mı yoksa gerçek bir şeyler yapmak, içlerindeki yazma tutkusunu hayata geçirmek mi? Bu ayrımın farkında olmak yolllarını çok değiştirecektir.



1 Comment