ÖZNUR KÖSELİÖREN:GECENİN ÇIĞLIĞI

GECENİN ÇIĞLIĞI

Gece yarısıydı…

Sokak yine bir kadının çığlıklarına şahit oluyordu.

Bağırışlar çoğaldıkça gecenin sessizliğine bebek ağlamaları da karıştı. 

Herkes camlara balkonlara koştu ve herkesin elinde telefon polisi aramaya başladılar.

Sonra bir sessizlik oldu sokakta,

Ürkütücü bir sessizlik…

Bir şey mi oldu acaba kadına diye telaşlı gözlerle herkes birbirine bakmaya başladı.

Sonra polis arabası geldi ve o esnada kadın elinde koca bir valizle göz yaşını silerek indi. 

Ekipler kadını arabaya bindirip götürdü.

Adam elinde sigarası öylece dikiliyordu.

Oradan bir kız çocuğu, “iyi” dedi, “ikisini aynı arabaya bindirmediler kadın güvende!”

O evin ışıkları o gece bir daha yanmadı.

Nice evler var, içinde neler yaşanıyor kimse bilmiyor…

Kavgalar, gürültüler, bağırış sesleri ..

İnsan bazen sadece seyirci kalıyor.

Kadınların bu kadar savunmasız ve güçsüz olması  canımı yakıyor …

Bazen çekip gitmek gerekiyor ama,

Kimileri gidemiyor, ayağındaki görünmez prangalardan kurtulamıyor.

Kimisi celladına aşık, ne yapsa gözü görmüyor.

Kimisi çocuğum var diyor ömür boyu katlanıyor.

İnsan bazen sevmediği, sevilmediği kollarda ömür çürütüyor…

Dört duvar boyandı, sıvandı, iki koltuk konuldu diye “ev” olmuyor.

Merhamet taşlarıyla dizelim tuğlalarımızı n’olur..

Ev değil, yuva kuralım.

Sevgiyle kaynayan çorbalar, huzurla açılan kapılar olsun hayatımızda.

Hayatı birbirimize zehir etmeyelim.

Kadınların çığlıkları sussun,

Sorun ne olursa olsun sevgiyle halledelim…

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir