RÖPORTAJ:MURAT KORU

1. Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

Ben Murat Koru. Türkçe öğretmeni ve yazarım. Afyonkarahisar’da doğdum. Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Eğitim hayatımı farklı alanlarda aldığım eğitimlerle destekledim; özellikle çocuk edebiyatı, okuma kültürü, STEM ve disiplinler arası öğrenme alanları benim için her zaman özel bir yerde oldu.

Öğretmenlik ile yazarlığı birbirinden ayrı iki alan olarak görmüyorum. Sınıfta öğrencilerimle kurduğum iletişim, onların merakları, soruları ve dünyaya bakışları yazarlık serüvenimi de besliyor. Yazarken bir yandan çocukların dünyasına dokunmaya, diğer yandan onlara yeni pencereler açmaya çalışıyorum.

2. Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?

Benim için asıl kırılma noktası, öğretmenlik yaptıkça çocukların kitaplarla kurduğu ilişkinin ne kadar önemli olduğunu daha yakından görmem oldu. Bir çocuğun okuduğu hikâyeden etkilenmesi, bir karakterle kendisini özdeşleştirmesi ya da bir kitap sayesinde yeni bir merak geliştirmesi beni çok etkiledi.

Bir süre sonra yalnızca kitapları öğrencilerime tavsiye eden değil, onların dünyasına uygun hikâyeler üreten bir öğretmen olmak istedim. Yazarlık yolculuğum böyle şekillendi.

3. Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

Tek bir andan söz etmek zor. Ancak çocukların soru sorma biçimleri, hayal güçleri ve bazen küçücük bir ayrıntıdan kocaman bir hikâye çıkarabilmeleri beni her zaman etkiledi.

Zamanla zihnimde biriken hikâyeleri yalnızca düşünmek yerine kâğıda aktarmaya başladım. Sanırım benim için kalemi elime aldıran en güçlü duygu, “Bunu çocuklarla paylaşmalıyım.” düşüncesiydi.

4. Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

Okumak, yazarlığın temel taşlarından biri. Okuduğumuz her eser farkında olmadan kelime dağarcığımızı, cümle kurma biçimimizi ve olaylara bakış açımızı etkiliyor.

Ben de bugün yazarken sade, akıcı ve çocukların dünyasına yakın bir dil kullanmaya özellikle dikkat ediyorum. Çünkü çocuk edebiyatında güçlü bir hikâye kadar, çocuğun metinle kurduğu bağ da önemli.

5. Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?

Öğretmenlik deneyimim bu kararın merkezinde yer alıyor. Sınıfta çocuklarla geçirdiğim yıllar boyunca onların nelere ilgi duyduğunu, hangi konularda heyecanlandığını ve hangi hikâyelerin onları etkilediğini gözlemledim.

Bir öğretmen olarak öğrencilerime kitap okumalarını söylemek yerine, onların dünyasına hitap eden kitaplar yazabileceğimi fark ettim. Bu düşünce, yazarlık yolculuğumun en önemli adımlarından biri oldu.

6. İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir? Siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

Bence iyi bir yazarın öncelikle iyi bir okur olması gerekiyor. Bunun yanında gözlemlemek, merak etmek, araştırmak ve yazmaya devam etmek çok önemli.

Ben de yazarlık sürecimde yalnızca hikâye kurmaya değil, yazdığım konuyu araştırmaya önem veriyorum. Özellikle çocuk kitaplarında bilgi ile hayal gücünü dengeli biçimde buluşturmaya çalışıyorum. Bir başka önemli nokta ise eleştirilere açık olmak. Yazdığınız metnin gelişmesi için farklı gözlere ve farklı yorumlara ihtiyaç var.

7. Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?

Çocuk edebiyatı alanında farklı temalar üzerine eserler kaleme aldım. Kitaplarım arasında “Geleceğe Yürüyen Dinozorlarım”, “Buzullar Üstünde Zaman” ve teknoloji ile yerli-millî teknolojileri çocukların dünyasıyla buluşturan “Şampiyon TeknoTürk” gibi eserler bulunuyor.

Bu kitaplarda doğa, hayvan sevgisi, bilim, teknoloji, merak, arkadaşlık ve keşif gibi farklı temaları çocukların ilgisini çekecek hikâyeler içerisinde ele almaya çalışıyorum.

8. Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?

Merak benim için en önemli çıkış noktalarından biri. Bir konu beni heyecanlandırıyorsa bunun çocukları da heyecanlandırabileceğini düşünüyorum.

Doğa, bilim, teknoloji, hayvanlar, tarih ve çocukların günlük yaşamı eserlerimde sık sık karşıma çıkıyor. Özellikle çocukların “Neden?”, “Nasıl?” ve “Acaba ne olur?” sorularını merkeze almayı seviyorum.

9. Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?

Ana olay örgüsünü ve hikâyenin ulaşacağı noktayı büyük ölçüde önceden planlıyorum. Ancak yazmaya başladığımda karakterlerin davranışları bazen beni de şaşırtabiliyor.

Karakterlerin yalnızca hikâyeyi ilerleten araçlar olmasını istemiyorum. Onların kendilerine ait özellikleri, korkuları, merakları ve hayalleri olsun istiyorum. Bu nedenle yazım sürecinde karakterlerin bana yeni yollar açtığı da oluyor.

10. Size ilham veren şeyler nelerdir?

Hayatın kendisi. Bir çocuğun sorduğu soru, bir öğretmenin sınıfta yaptığı küçük bir gözlem, doğada karşılaştığım bir ayrıntı, tarihi bir mekân ya da okuduğum ilginç bir bilgi bir hikâyenin başlangıcı olabilir.

Özellikle çocukların hayal gücü benim için büyük bir ilham kaynağı. Onların dünyasına baktığınızda aslında hikâye yazmak için ne kadar çok malzeme olduğunu görüyorsunuz.

11. En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?

Zihnimde hikâyenin oluştuğu dönemlerde oldukça üretken oluyorum. Bazen bir fikir uzun süre zihnimde dolaşıyor ve doğru zamanı bekliyor.

Beni en çok motive eden şey ise yazdığım hikâyenin bir çocuğun hayatında küçük de olsa bir iz bırakabileceğini düşünmek. Bir öğrencinin “Öğretmenim, bu kitabı okurken çok merak ettim.” demesi, benim için yazmaya devam etmek adına çok güçlü bir motivasyon.

12. Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Kitaplarımın okuyucuya yalnızca bir hikâye anlatmasını istemiyorum. Aynı zamanda bir merak duygusu bırakmasını istiyorum.

Çocuklar kitaplarımda macera yaşarken doğayı, bilimi, teknolojiyi, arkadaşlığı veya farklı bir konuyu da keşfedebiliyorlar. Benim için iyi bir çocuk kitabı, kitap kapatıldığında biten değil; çocuğun zihninde yeni sorular başlatan kitaptır.

13. Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

Merak etmekten korkmamak, araştırmak, üretmek, doğaya ve canlılara değer vermek, arkadaşlığın ve dayanışmanın önemini bilmek temel mesajlarım arasında.

Çocuklara sürekli “Şunu yapmalısın.” demek yerine, hikâyenin içerisinde bazı değerleri hissettirmeyi daha doğru buluyorum. Çünkü edebiyatın gücü biraz da burada ortaya çıkıyor.

14. Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?

Bir kitabı yazmak kadar onu doğru biçimde tamamlamak da emek istiyor. Fikir aşamasından araştırmaya, kurgudan editöryal çalışmalara kadar uzun bir süreç var.

Bazen yazdığınız bir bölümü yeniden ele almanız, hatta tamamen değiştirmeniz gerekiyor. Ben bunu yazarlığın doğal bir parçası olarak görüyorum. Sabırlı olmak ve metne gerektiğinde dışarıdan bakabilmek bu süreçte bana yardımcı oluyor.

15. Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Kendimi zorlamıyorum. Bazen yazmaya ara verip okumak, yürümek, farklı konular araştırmak veya günlük hayatın içerisinde gözlem yapmak daha faydalı oluyor.

Bir hikâyenin gelişmesi için bazen bilgisayarın başında oturmak değil, biraz uzaklaşmak gerekiyor. Zihnim dinlendiğinde çoğu zaman yeni fikirler kendiliğinden ortaya çıkıyor.

16. Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?

Kitap fuarları, imza günleri, yazar-okur buluşmaları ve eğitim etkinliklerini çok önemsiyorum. Bunun yanında sosyal medyanın da günümüzde önemli bir iletişim alanı olduğunu düşünüyorum.

Özellikle öğretmen ve yazar kimliğimi bir araya getirerek kitapları, okuma kültürünü ve çocuk edebiyatını daha geniş kitlelerle buluşturmaya çalışıyorum. Bu doğrultuda Yazar Öğretmen Kitap Kulübü gibi çalışmalarla da yazarlar, öğretmenler ve okurlar arasında bir köprü oluşturmayı hedefliyorum.

17. Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir?

Bir yazarın kitabını yazarken zihninde oluşturduğu dünya ile okurun o dünyayı nasıl algıladığını doğrudan görmek çok değerli.

Bir çocuğun kitabınızı eline alması, sizinle kitap hakkında konuşması veya sevdiği bir karakterden bahsetmesi yazarlığın en güzel taraflarından biri. Bu buluşmalar yazara da okura da enerji veriyor. Yazar, eserinin gerçek okuyucuyla buluştuğunu hissediyor; okuyucu ise kitabın arkasındaki insanı tanıma fırsatı buluyor.

18. Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?

Elbette. Yazarlık benim için tamamlanmış bir yolculuk değil, sürekli devam eden bir süreç.

Çocuk edebiyatında bilim, teknoloji, doğa ve tarih gibi alanları hikâyelerle buluşturan yeni projeler üzerinde çalışıyorum. Bunun yanında çocukların yalnızca okuyan değil; araştıran, sorgulayan ve üreten bireyler olmasına katkı sağlayacak çalışmalar geliştirmek istiyorum.

Önümüzdeki dönemde farklı yaş gruplarına yönelik yeni hikâyeler ve okuma kültürünü destekleyen projeler üretmek en önemli hedeflerim arasında.

19. Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?

En çok etkilendiğim geri dönüşler, çocukların kitapla ilgili kendi düşüncelerini paylaşmaları oluyor.

Bazen bir öğrenci kitabımdaki bir karakteri kendisine yakın bulduğunu söylüyor, bazen de kitap sayesinde bir konu hakkında araştırma yaptığını anlatıyor. Bir çocuğun kitabı okuduktan sonra yeni bir şey merak etmeye başlaması benim için çok kıymetli.

Çünkü o noktada kitabın yalnızca okunmadığını, okuyucunun zihninde yaşamaya devam ettiğini hissediyorsunuz.

20. Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Öncelikle çok okusunlar. Sonra çok yazsınlar. İlk yazdıkları metnin mükemmel olmasını beklemesinler.

Yazarlık biraz da sabır işidir. Eleştirilmekten korkmasınlar, araştırmayı ihmal etmesinler ve kendi seslerini bulmaya çalışsınlar. Başka yazarların izinden yürümek öğrenme sürecinin bir parçasıdır ancak bir noktadan sonra kendi cümlelerinizi, kendi bakış açınızı ve kendi hikâyenizi oluşturmanız gerekir.

Ve en önemlisi: Yazmaya değer bir hikâyeniz olduğuna inanıyorsanız, onu yazmaktan vazgeçmeyin. Çünkü bazen bir kalem, bir insanın dünyasına dokunmak için yeterlidir.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir