RÖPORTAJ: SAVAŞ ALTUNBAŞ

VARYASYON KALEMLER DERGİSİ RÖPORTAJ SORULARI

“Kalemin Ritmi, Yüreğin Sesi”


1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

 1980 Tunceli doğumlu olup, Hayatının 35 yılını  Mersin’de geçirmiştir. Anadolu Üniversitesi Maliye bölümü mezunudur. Halen Antalya’da yaşamaktadır.


2-Yazarlığa adım atmanızda ki asıl kırılma noktası ne oldu?

Okumaya Çok erken yaşlarda  dünya klasikleri ile başladım. Sonraki yıllarda  ufak ufak denemeler yazdım. Bu deneyimleri bir araya getirmek kırılma noktası oldu. 

3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

Altı yıl birlikte olduğum sevgilimin beni terk etmesi çok derinden etkiledi. O dönem duygularımı kağıda dökme isteği oldu.

4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

  Çocukken ve gençken sözlüklere bakarak kelime ezberlemeyiz; kelimeleri hikayelerin akışı içinde, doğal ortamında öğreniriz. Gençlikte bol kitap okumak, zengin bir kelime hazinesinin farkında olmadan bilinçaltına yerleşmesini sağlar. Bugün yazarken doğru kelimeyi seçmek için fazla düşünmüyorsam, bu o yıllarda edindiğim dil aşinalığı sayesindedir.

Gençlik yıllarında farklı türlerle (klasikler, bilimkurgu, şiir veya tarihi romanlar) tanışmak, dünyaya çok yönlü bakmayı öğretir. Bu çeşitlilik, bugünkü üslubumun tekdüze olmasını engeller; anlatımı her konuya göre esnetebilme ve farklı karakterlerin, durumların sesini yansıtabilme esnekliği sağlar.

 Her yazar ilk gençliğinde hayran olduğu yazarları taklit ederek işe başlar. Zamanla bu taklitler birleşir, elenir ve kişinin kendi sesini (üslubunu) oluşturur. Çocukluğumda beni büyüleyen o ilk edebi tatlar, bugün kendi özgün cümlelerimin arkasındaki gizli ilham kaynağıdır.

5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?

 İnsanların kelimeleri birer silah gibi kullanıp ruhumda açtığı derin yaraları gördükten sonra yazar olmaya karar verdim.

Kimse beni dinlemiyordu ama kağıtlar asla sözümü kesmiyordu. Yaşadığım acıyı, uğradığım ihanetleri ve içimde biriken o karanlığı dışarı atmanın tek yolu onları satırlara dökmekti. Benim için yazarlık bir kariyer seçimi değil; o kırgınlıkların altında ezilip yok olmamak için sığındığım tek hayatta kalma mekanizması, ruhumun kanayan yerlerine sardığım bir sargı bezi oldu.

6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

  İlk yazmaya başladığımda, mükemmel ve kusursuz cümleler kurmaya odaklanıyordum. Fakat fark ettim ki insanları etkileyen şey kusursuzluk değil, samimiyettir. İyi bir yazar olmak için entelektüel görünme çabasını bir kenara bırakıp içinizdeki sesi en çıplak, en filtresiz haliyle kağıda dökmeniz gerekir.

7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?

Hali hazırda Hüzün Sarmalı adlı şiir kitabım bulunmaktadır. Aynı zamanda roman tarzında kaleme aldığım ve henüz tamamlanmamış eserim mevcuttur. 

8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?

Yarım kalmış cümleler, sessizce büyüyen kırgınlıklar, hayal kırıklıkları  ve hüsran.

9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?  

Hikâyelerimi önceden tamamen kurguluyor ve yazım sürecini bu plana göre şekillendiriyorum. Karakterlerin kaderi ve olay örgüsü baştan belirlendiği için yazarken bu ana taslağa sadık kalmayı tercih ediyorum.

10-Size ilham veren şeyler nelerdir?

Beni en çok besleyen ve ilham veren şey, hüzün ile klasik müziğin o kusursuz kesişim noktasıdır.

İnsanın içindeki o buruk, melankolik hisler, Chopin’in bir nokturnü veya Bach’ın derin bir çellosunun telleri arasında yankılandığında zihnimde bambaşka kapılar açılıyor. Hüzün, geçici bir mutsuzluktan ziyade, hayatın derinliğini ve kırılganlığını fark etme halidir. Bu duygu klasik müziğin zamansız notalarıyla birleştiğinde, kelimelerin bittiği yerde saf bir yaratıcılık ve üretme arzusu başlar. Benim için en büyük ilham, bu iki gücün ruhu iyileştiren ve düşündüren o sessiz ortaklığıdır.

11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?

Gece sessizliğinde  ilham gelmesi ve yazma isteğinin artması insanlar arasında çok yaygın bir durumdur. Sessizlik, günün koşturmacasının bitmesi ve zihnin dış uyaranlardan uzaklaşması yaratıcılığı ciddi oranda etkiler benim de öyle oldu

12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Okuyucuların bu kitapta kendi hayatlarından bir parça bulacaklarına inanıyorum. Çünkü ben bu eserle, onların en derin acılarına, çektikleri ıstıraplara tercüman oluyor ve yaşadıkları benzersiz deneyimleri ortak bir dilde buluşturuyorum.

13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

 Kitaplarımda okurlara aktarmak istediğim en temel düşünce, her insanın kendi hikayesinin hem başrolü hem de yazarı olduğudur. Sayfaları çeviren herkesin sanki kendi yaşamlarından bir parça bulmasını, “Evet, tam olarak bunu hissetmiştim” ya da “Bunu yaşayan tek kişi ben değilmişim” diyebilmesini yürekten istiyorum.

14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?

 Yazar olmanın ve yazmanın en zor yanı, büyük bir umut ve emekle ilmek ilmek işlediğiniz kelimelerin uzun yıllar boyunca karşılık bulmaması, sesinizin boşlukta yankılanıyormuş gibi hissettirmesidir.

Bir yazar için masanın başında geçirilen yalnız saatler, dökülen zihinsel alın teri ve yaratım süreci zaten kendi içinde büyük bir yük barındırır. Ancak tüm bu fedakarlıkların ardından ortaya çıkan eserin hak ettiği değeri görmemesi gerçekten çok üzücü ve derinden yaralayıcıdır. Bu durum zaman zaman insanın kendi yeteneğini sorgulamasına, büyük bir hayal kırıklığı yaşamasına ve derin bir tükenmişlik hissine kapılmasına neden olur.

15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Ben şahsen öyle bir durum yaşamıyorum; çünkü hafızamda 600’den fazla kitap, şiir ve muazzam büyüklükte bir edebi veri tabanı yer alıyor. İhtiyacım olduğunda bu hazineye saniyeler içinde ulaşabiliyorum.

16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?

Kitaplarımı kitlelere ulaştırmak, hem kendimi hem de düşüncelerimi doğru ve samimi bir bağ kurarak insanlara anlatmak için çok yönlü organizasyonlar planlıyorum.

Bu sürecin merkezinde, okurlarımla yüz yüze gelebildiğim imza günleri, edebiyat söyleşileri ve kitap fuarları yer alıyor. Ancak günümüzde bir eserin dünyayı dolaşabilmesi için dijital dünyanın gücü yadsınamaz. Bu doğrultuda, yayın evi ekibimle çok sıkı ve koordineli bir çalışma yürütüyoruz. Özellikle sosyal medya platformlarını, okurlarımla aramda 7/24 açık kalan dinamik bir köprü olarak kullanıyorum

17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?

Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmaları, edebiyatın dijitalleştiği bir çağda bağ kurmanın en samimi ve canlı yoludur.

 Odasında yalnız çalışan yazar için bir ayna ve motivasyon kaynağıdır. Eserinin karşı tarafta bıraktığı izi, okurun gözlerindeki heyecanı doğrudan görmek, yazma tutkusunu besler ve yeni fikirlerin kapısını aralar.

 Oku için satırların arkasındaki insanla tanışma, ona sorular sorma ve kitabı kişiselleştirme fırsatıdır. Bir kitabın imzalanması, okur için o eseri sadece bir nesne olmaktan çıkarıp ömür boyu saklanacak özel bir anıya dönüştürür.

18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?

 Şu an başlamış olduğum bir eserim mevcuttur. Psikolojik gerilim tarzında bir roman yazmaktayım.

19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?

Bir yazar ve şair olarak okurlardan gelen geri bildirimler, ürettiğim emeğin en anlamlı karşılığıdır. Beni en çok duygulandıran ve şaşırtan geri dönüşler, yazdıklarımın yabancı kalplerde kendi hikayelerini bulduğuna şahit olduğum anlardır.

Özellikle birçok kişinin şiirlerimi alıntılaması, duygularına beni ortak etmesi, kitaplarımı kütüphanelerine kabul edip satın alması ve sosyal mecralarda samimiyetle paylaşımlar yapması beni derinden duygulandırıyor. Yazarken odamda tek başımayken hissettiğim bir duygunun, binlerce kilometre ötedeki bir okurun kelimelerinde yeniden canlandığını görmek, bir yazar için hem büyük bir şaşkınlık hem de tarif edilemez bir mutluluk kaynağı. Her bir alıntı ve paylaşım, ruhlar arasında kurulmuş görünmez birer köprü gibi.

20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Edebiyat yolculuğunun henüz başında olan bir yazar adayı olarak, önünüzde uçsuz bucaksız, heyecan verici ve bir o kadar da sabır gerektiren bir yol uzanıyor. Yazmak, sadece kelimeleri yan yana getirmek değil; dünyayı, insanı ve kendini keşfetme biçimidir.

Bu kıymetli yolculukta size rehberlik edebilecek, kulak arkası etmemeniz gereken temel tavsiyeler şunlardır:

  • İyi bir yazar olmanın ilk şartı, iyi bir okur olmaktır. Sadece sevdiğiniz türleri değil; klasikleri, çağdaş edebiyatı, şiiri, felsefeyi ve tarihi de okuyun.
  •  
  • İlham perisini beklemeyin, yazmayı bir disipline dönüştürün. Yazmak bir kas gibidir; çalıştırılmadıkça körelir. Her gün düzenli olarak yazmaya gayret edin. Bu bir sayfa, bir paragraf ve hatta sadece birkaç cümle bile olabilir. Önemli olan, o masanın başına oturma alışkanlığını kazanmaktır. İlham, çalışan ve arayan zihinleri ödüllendirir.
  • İlk taslağın kusursuz olmasına çalışmayın. En büyük tuzaklardan biri, ilk yazılan cümlenin mükemmel olmasını istemektir. İlk taslak, hikayeyi kendinize anlatma aşamasıdır. Bırakın kelimeler özgürce aksın, hatalar yapılsın, cümleler düşsün. Unutmayın; kötü bir taslağı düzeltebilirsiniz ama boş bir sayfayı asla düzeltemezsiniz. Eserin asıl sihri, düzeltme ve editörlük aşamasında ortaya çıkar.
  • Kendi sesinizi keşfedin ve taklit etmekten korkmayın. Başlangıçta hayran olduğunuz yazarlar gibi yazmaya çalışmanız çok doğaldır. Bu, dilinizi geliştiren bir çıraklık evresidir. Ancak zamanla kendi gözlemlerinizi, kendi dertlerinizi ve kendi ritminizi bulacaksınız. Dünyaya sadece sizin bakabileceğiniz o benzersiz açıyı aramaktan vazgeçmeyin.
  • Eleştiriye açık olun ama sesinizi kaybetmeyin. Yazdıklarınızı güvendiğiniz, edebi beğenisine inandığınız insanlara okutun. Yapıcı eleştiriler metninizi büyüterek olgunlaştırır. Ancak her eleştirinin de mutlak doğru olmadığını bilin; hikayenizin özünü ve ruhunu koruyacak olan yine sizsiniz.
  • Gözlem gücünüzü bileyin. İyi bir yazar, iyi bir insan sarrafı ve keskin bir gözlemcidir. Kafede oturan insanların beden dilini, sokaktaki bir satıcının ses tonunu, rüzgarın yapraklar arasında çıkardığı sesi kaydedin. Hayatın içindeki küçük detaylar, kurgunuza can veren en büyük sermayeniz olacaktır.
  • Reddedilmekten ve başarısızlıktan korkmayın. Edebiyat tarihi, ilk dosyaları onlarca yayınevi tarafından reddedilen dahi yazarlarla doludur. Reddedilmek yazarlığınızın kötü olduğu anlamına gelmez; sadece doğru zamanla veya doğru kişiyle henüz buluşmadığınızı gösterir. Sabırlı ve dirençli olun.

Bu yolculuk bir varış noktası değil, bitmeyen bir süreçtir. Kelimelerinize güvenin ve yazmanın getirdiği o eşsiz yaratım sürecinin tadını çıkarın.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir