GİZEM GÖKMEN:KALBİN PASLANMIŞ NOKTASI

Kalbin Paslanmış Notası

Kalbimin tam ortasında duran, zamana ve yalnızlığa direnen paslanmış bir nota var. Unutulmuş bir şarkının ortasında tek başına kalmış gibi, kendi melodisini dünyaya duyurmaya, özündeki sesi çalmaya çalışıyor. Fakat ne bir müzik aleti dile getirebiliyor o sesi ne de etraftan telaşla geçip giden insanlar fark edebiliyor bu ince sızıyı. Yine de pes etmiyor; varoluşunun tek kanıtı buymuş gibi en tiz sesiyle, avazı çıktığı kadar “Ben buradayım!” diye haykırıyor. Bu çaresiz haykırışın gölgesi, soğuk sokakların taşlarında bir hayalet gibi yüzüyor; insanların aceleci ayak seslerinin oluşturduğu koyu ve derin dalgalar arasında sessizce kaybolup gidiyor.

Derken bir an geliyor ve o ses, geceyi acımasızca yırtan keskin bir çığlıkla kalpten dışarı fırlıyor. Sokakların kendi derin, kimsesiz sessizliğinin tam ortasına bırakıyor o ağırlığı. İşte tam o anda, kaderin garip bir cilvesiyle, kendisi gibi yalnız kalmış diğer notalara denk geliyor. Şehrin sokaklarında gizlenmiş her bir nota, aynı anda kendi ağıtını dile getirmeye, kendi hikâyesini anlatmaya çabalıyor.

Birbirlerinin yanından usulca, incitmeden geçip gitmeye çalışsalar da imkânsız bu; birbirlerine dokunmadan, birbirlerinin yarasına temas etmeden ilerleyemiyorlar. Temas ettikçe çoğalıyor, çoğaldıkça derinleşiyorlar. Ve işte o gece, fırtınalı gökyüzünde dünyanın belki de tanık olduğu en büyük, en hüzünlü senfoni yankılanıyor.

O gece gökten düşen ve ayın gümüş ışığıyla parıldayan o damlalar, aslında sadece sıradan bir yağmur değildi. Onlar, yaralı kalplerden köpürüp taşan notaların birikmiş gözyaşlarıydı. Ne var ki sokaktakiler bunu sadece sağanak bir yağmur sandı. Kimileri ise o damlalardan kaçtı, ıslanmaktan ölesiye korktu. Çünkü çok iyi biliyorlardı ki o gözyaşlarıyla ıslanan bir ruh, serinlemek yerine için için yanacaktı.

Ve gecenin sonuna doğru, notalar son kez çaldı; son büyük beste yankılandı kimsesiz sokaklarda. Geceye ve onun karanlık koynuna alışkın olanlar, ruhlarının pencerelerine çarpan bu büyülü müziği derinden hissettiler. Gündüze sevdalı olanlar ise etrafta sürüp giden bu sessiz yangınların hiç ama hiç farkında değillerdi.

Nihayet sahne o kapkaranlık, siyah perdesini ağır ağır çekerken etraf yavaşça aydınlanmaya başladı. Sonunda tüm gece boyunca karanlığın arasında yankılanan o muazzam müzik, yeni bir günün gürültüsüne teslim olarak usulca sustu.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir