1-Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Deniz Kiraz. Çukurova’nın kalbinde, Kozan’da doğup büyüdüm. Öğretmen bir ailenin evladı olmanın getirdiği o öğrenme merakıyla, huzurlu ve besleyici bir çocukluk geçirdim.
Beni her zaman kaleme, kâğıda çeken görünmez bir bağ oldu. Çocukluk yıllarımdan itibaren, etrafımdaki dünyayı sadece izlemekle kalmayıp onu anlamlandırmaya, iç dünyamda kelimelere dökmeye gayret ettim. Öğretmenlerimin her dönem ‘yaşına göre olgun ve farklı’ olduğuma dair yorumları, aslında içimdeki gözlemci ruhun bir dışavurumuydu. Yazmak benim için bir tercihten ziyade, hayata tutunma ve onu yansıtma biçimim oldu.
2- Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
Benim için yazarlık, bir karardan ziyade bir ‘fark ediş’ anıyla başladı. Hayatımın en büyük dönüm noktası, çocukken kelimelerin dünyasında kaybolduğum sessiz öğleden sonralarından birinde, yazdığım küçük bir metnin aslında etrafımdaki dünyayı tamamen farklı bir gözle görmemi sağladığını keşfetmemdi.
Sıradan bir günün içindeki küçük bir detayı, bir insanın bakışındaki hüznü ya da doğanın geçişindeki ince ritmi kâğıda döktüğümde, aslında hayatı bir kez daha ve çok daha derin yaşadığımı fark ettim. Yazmak, dış dünyayı kendi iç dünyamla birleştirdiğim bir köprü haline geldi. O an, sadece yaşamakla yetinmeyip, yaşadıklarımı anlamlandırmanın yolunun kalemimden geçtiğini anladım. Yazarlığa yönelmem, bu keşif duygusunun peşinden gitme arzusundan başka bir şey değildi.
3-Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?
Yazarlık serüvenim aslında çocukluğumdan beri süregelen bir iç döküş süreci olsa da, okuyucuyla buluşmaya hazır olduğunu hissettiğim ilk somut eserim ‘Kusursuz İhlal’ oldu.
4- Bu ilk adım size ne hissettirdi?
Tarifi zor, hem ürkütücü hem de muazzam bir özgürlük hissiydi. Bir yazar için kendi iç dünyasından süzülen kelimelerin, başka insanların zihninde bir karşılık bulabileceğini hayal etmek bile başlı başına bir yolculuk. ‘Kusursuz İhlal’ ile ilk adımımı attığımda, sanki kendi içimdeki bir kapıyı aralayıp okuyucuyu da o odaya davet ediyormuşum gibi hissettim.
5 – Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Aslında tam tersine; eserlerimde genellikle kendi karakterimin, değerlerimin veya hayata bakışımın tam zıttı olan karakterler kurgulamayı seviyorum. Benim için yazarlık, ‘benim’ olanın dışına çıkabilme, hiç tanımadığım birinin zihninde nefes alabilme çabasıdır.
Kendi doğrularımın dışında kalan, benim asla yapmayacağım seçimleri yapan veya bambaşka korkuları olan karakterler yazmak, aslında kendi sınırlarımı genişletmemi sağlıyor. Tekrar eden temalarım ise genellikle ‘seçimler’ ve bu seçimlerin beraberinde getirdiği ‘kusurlar’. İnsan olmanın, hatalar yapmanın ve o hatalarla yüzleşmenin peşinden gidiyorum. Benim karakterlerim, benim ‘olamadıklarım’ ya da bilinçli olarak ‘tercih etmediklerim’ üzerine kuruluyor.
6-Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
Yazdığım karakterlerin her biri, benim dünyamın dışında, kendi iç tutarlılıkları ve kendi karanlıklarıyla var olan bağımsız ruhlar. Kendimi onlarda bulmak yerine, onları anlamaya ve onları ‘oldukları gibi’ var etmeye odaklanıyorum.
7-Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
Şu an okuyucuyla buluşan ve benim için özel bir yere sahip olan ‘Kusursuz İhlal’, bir adli psikolog olan Dr. Vivian Holloway ile bir sosyopat olan Julian Vance arasındaki tehlikeli zihin savaşını konu alıyor.
Vivian, mantığına ve profesyonel mesafesine güvenen bir kadın; Jules ise bu duvarları ustalıkla yıkmaya çalışan bir manipülatör. Kitap, aslında bir tedavinin nasıl bir kurban olma sürecine evrilebileceğini, otorite ve bağımlılık arasındaki ince çizgiyi sorguluyor. ‘Kusursuz İhlal’, sadece suç dünyasına dair bir inceleme değil, aynı zamanda insanın kendi zihnine karşı verdiği bir savunma savaşı
8-Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
Kusursuz İhlal’, benim için yazarlık serüvenimden ziyade, insan zihninin ne kadar kırılgan ve aynı zamanda ne kadar tehlikeli olabileceğine dair yaptığım en derin yolculuktu.. Bu eser, insan psikolojisinin karanlık dehlizlerine cesurca bakabilme ve o karanlığı kelimelerle evcilleştirme çabamın en saf hali
9- Yazarken size ilham veren şey nedir?
Benim ilham kaynağım, insan davranışlarının altındaki o görünmez mekanizmadır. Neden bazı insanlar kuralları yıkmaya meyilliyken, diğerleri o kuralların içinde güven arar? İnsan zihnindeki bu ikili çatışma yani o ‘kusursuz’ görünen düzenin ardındaki tekinsizlik benim en büyük esin kaynağım.
10-Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Beni bir fikri yazmaya iten duygu, genellikle zihnimin bir köşesinde sürekli yankılanan ‘ya eğer?’ sorusudur. Bir fikir, benim için sadece bir olay örgüsü değil, çözülmesi gereken bir düğüm gibi belirdiğinde onu yazmak kaçınılmaz hale gelir
11- Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Planlı bir yazar olduğumu söyleyebilirim, ancak kurgunun içerisinde karakterlerin beklenmedik hamlelerine de her zaman yer bırakırım. Benim için asıl üretim, ekran karşısında olduğum saatlerden ziyade, o sahneleri gün içinde defalarca kurguladığım zihinsel süreçtir. Bilgisayar başına oturduğumda ise tek yaptığım, zihnimde çoktan çekilmiş olan o filmi yazıya aktarmaktır
12-Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Hayır, belirli bir saatim ya da katı bir ritüelim yok. Benim için yazmak, hayatın akışına paralel ilerleyen bir süreç.
13-Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
Yazma sürecindeki en büyük zorluğum, karakterlerimin kararlarını kendi mantığımla değil, onların dünyasının gerektirdiği şekilde yönlendirmekti. Özellikle Julian Vance gibi manipülatif ve karmaşık bir karakterin zihniyetine girmek, onun ‘kusursuz’ kurgusunu bozmadan ilerlemek teknik bir titizlik gerektiriyordu
14-Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Dürüst olmak gerekirse, evet. ‘Kusursuz İhlal’ gibi psikolojik olarak ağır ve kurgusal açıdan katmanlı bir eseri inşa ederken, karakterlerimin yarattığı o karanlık atmosferin bazen beni de yorduğu anlar oldu. Özellikle Vivian’ın kendi doğrularıyla çatışıp uçurumun kenarına geldiği sahnelerde, hikâyenin nereye evrileceği konusunda bir belirsizlik yaşadığım anlar oldu. Ancak vazgeçmek yerine, o tıkanıklığı hikâyenin bir parçası haline getirmeyi öğrendim.
15-Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
kusursuz görünen hayatların, aslında ne kadar ince bir ip üzerinde yürüdüğünü ve o ipin koptuğu anın, insanın gerçek yüzüyle tanıştığı an olduğunu anlatmaya çalışıyorum.
16-Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
Kusursuz’ diye adlandırdığımız kavramların aslında ne kadar kırılgan ve kişisel bir algı olduğunu sorgulamasını isterim. Karakterlerimin yaşadığı dönüşümün ardından, okuyucunun kendi zihnindeki ‘ihlal’ sınırlarını hatırlamasını ve ‘Ben olsam, o sınıra geldiğimde ne yapardım?’ sorusunu kendine sormasını arzuluyorum. Kesin bir yargıdan ziyade, zihinlerinde yankılanan o tekinsiz boşlukla baş başa kalmaları benim için en büyük başarıdır.
17-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Eğer okuyucu, klasik bir psikolojik gerilimden öteye geçip, insan zihninin en karanlık dehlizlerinde bir yolculuğa çıkmak istiyorsa, ‘Kusursuz İhlal’ tam da bu vaadi taşıyor. Bu kitap, sadece bir suç öyküsü değil; karakterlerin kendi duvarlarını nasıl yıktığını, manipülasyonun bir insanı nasıl dönüştürebileceğini ve ‘doğru ile yanlış’ arasındaki o gri bölgenin ne kadar tehlikeli olduğunu keşfetmek isteyenler için bir davet niteliğinde. Okuyucuyu sadece bir hikâye anlatıcısı olarak değil, bir zihin oyununun tam ortasında bir gözlemci olarak konumlandırıyorum. Eğer kendi sınırlarınızı sorgulamayı ve kurgunun satır aralarında kendi karanlığınızla yüzleşmeyi seviyorsanız, bu hikâye size göre.
18-Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
Beni diğer yazarlardan ayıran temel unsurun, ‘zıtlıklar üzerindeki hâkimiyetim’ olduğunu düşünüyorum. Kurguladığım karakterler, benim dünya görüşümün veya değerlerimin bir yansıması değil; aksine, benim tamamen zıttım olan, mantığımın kabul etmediği veya tercih etmeyeceğim yollara sapabilen bağımsız zihinler. Ben bir yazar olarak kendimi anlatmaya çalışmıyorum, ‘benim olamayanın’ derinliğini keşfediyorum. Ayrıca, okuyucuya hazır cevaplar sunmak yerine onları kendi içsel ‘ihlal’ sınırlarını sorgulayacakları bir gri alana davet etmem, sanırım anlatımdaki o tekinsiz ve mesafeli tonumu oluşturuyor.
19-Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?
Yazmak, kâğıdı doldurmak değil, kendi zihninizin derinliklerine inip orada gizlenmiş olan o zorlu hakikatleri kelimelerle yüzeye çıkarma cesaretidir; sadece yazın, durmaksızın yazın
20- Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu
Yazmak, bir dünyayı anlatmak değil, o dünyanın içindeki karanlığa bakmaya cesaret etmektir.
