1📌 Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Emirhan Kabakcı. Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Öğretmenliği bölümünden ve Girişimcilik Vakfı’nın Fellow programından 2023 yılında mezun oldum. Şu anda İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde Teknoloji, Tasarım ve İnovasyon Yönetimi tezli yüksek lisans programında Kırsal Kalkınmaya Teknoloji Adaptasyonu üzerine tezimi yazıyorum. Aynı zamanda Uğur Okulları Tire Kampüsü’nde bilgisayar öğretmeni olarak çalışmakla birlikte, kendi şirketim olan LPF Studios ile uzaktan çalışma sistemiyle yazılım ve dijital pazarlama danışmanlığı veriyorum. Özgürlükçü ve minimal bir yaşam tarzına sahibim. Bilgisayarımı sırtıma alıp motosikletimle yolculuklara çıkar, üretim, deneyim ve paylaşım odaklı yaşarım. Tüm yaşadıklarımı kendi web sitemde yedeklerim.
2📌 Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
Kitap yazmayı ara sıra düşünüyordum ama hep bir hayal olarak kalmıştı. Onun yerine, daha hızlı yazabildiğim için blog yazıları yazmayı tercih ediyordum. Bu kitabı yazma fikrini bana bir arkadaşım, bir kahve molasında söylemişti. Tüm blog yazılarımı birleştirip kitap olarak çıkarabilir, kitaptaki yazıları hayatımın ilk 25 yılında yazdığım yazılardan seçebilir ve adına Çeyrek Asır diyebilirdim. Bu kitabı yazmamdaki diğer motivasyonum ise, yıllardan beri sorguladığım varoluşsal sancılarımı yenmekti. Çünkü hayat bittiğinde ne olacağını bilmiyordum ve bu bilinmemezlik bana fani hayatta olabildiğince değer üretme ve iz bırakma motivasyonu veriyordu. Bunu, insanların kalbinde, hayatında ve dijital dünyada ürettiğim içeriklerle yaptığımı zaten biliyordum ama her halükarda gerçek hayata da iz bırakmalıydım. Böylelikle kitap fikri ortaya çıktı.
3📌 Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?
Bu röportajda bahsettiğim kitap olan Çeyrek Asır, benim ilk basılı kitabım. Daha önce bazı eserlerde, dijital içeriklerde adım geçse de kendi bastığım ilk kitap Çeyrek Asır’dır.
4📌 Bu ilk adım size ne hissettirdi?
Yeni bir yolculuğa çıkmış gibi hissettim. Yazarlık, yazarların ve okurların oluşturduğu topluluklar çok niş ve özlü topluluklar. Öyle ki, kitap sürecimden önce oldukça hızlı ve değişken bir hayat yaşıyordum. Her şeyden işime yarayacak kadar biliyor, sürekli olarak süreç değişimi yaşıyordum. Yazarlığa girdiğim zaman asıl sevdiğim şeyin aslında çok basit bir şekilde yazmak olduğunu farkettim. Yazmak, değer üretmek ve insanlara dokunmak, benim mutlu olmam için yeterli 3 sebepti. Bu 3 sebep gerçekleşince ben zaten mutlu oluyordum, kendimi gereksiz dopamin arayışında bulduğumu farketmiştim öncesinde. Böylelikle kendimi daha iyi konumlandırabilirdim. Tüketim çılgınlığının ve zamanın değerinin bilinmemesinin hat safhada olduğu bu çağda, özümseyebilmenin, yavaşlayabilmenin, değer üretmenin kıymetini daha çok anladım. İyiki yazmışım. Yazmanın, okumanın, kaliteli üretmenin ve kaliteli tüketmenin hazzını başka hiçbir şeyden almadım.
5📌Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Eserim bir hikaye kitabı değil aslında, o yüzden beni yansıtan bir karakter yok. Kitabımın içeriği, blog sayfamdaki 18 Ağustos 2025’e, 25 yaşımın bittiği tarihe, kadar olan yazıları, otobiyografimi ve yorumlamalarımın olduğu derlemeleri içeriyor.
6📌 Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
Kitapta kendimden başka bir karakter olmasa da, geçmişte yazdığım blog yazılarını kitaba aktarırken o zamanki Emirhan ile sık sık bir araya geldim. Her defasında farklı, ama özünde aynı olan bir Emirhan’ı okudum. Aslında ben hayatın her alanında farklı bir karakterle yaşadığımı, gün sonunda onu gerçek Emirhan’a taşıdığımı farkettim. Bu taşımayı da “gelişmek” olarak yorumladım.
7📌 Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
İlk ve şu anki tek kitabım Çeyrek Asır, Şubat 2026’da Kitapyurdu’nda yayınlandı. Kitap, doğduğum tarih olan 18 Ağustos 2000 tarihinden 18 Ağustos 2025 tarihine kadarki sürecimi anlatırken, ağırlıklı olarak 2016 yılında açtığım web sitem emirhankabakci.com‘daki makalelerimin derlemesini içeriyor. Bu derlemeleri kitaba eklerken kısaca otobiyografime de yer verirken, yazdığım makalelerin yorumlamasını da ekledim. Bu sayede Çeyrek Asır; deneyim, kariyer ve yorumlamalarımın bir derlemesi oldu.
8📌 Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
Çeyrek Asır’ı yazmamdaki en büyük amacım varoluşsal sancımı yenmekti. Çünkü bütün çalışmalarım, her ne kadar gerçek hayatta insanlara dokunsa da esasında dijitalde toplanıyordu. Amacım, yaşamımı dijitalden çıkarıp gerçek hayata aktarmak ve seneler boyunca insanlara iz bırakabilmekti. Bunun ilk adımını Çeyrek Asır ile atmak istedim.
9📌 Yazarken size ilham veren şey nedir?
Yazarken bana açıkçası ilham gelmiyor. Yazabilme gücümü beynimin susmamasından alıyorum. Blog sitemi açmamın bir sebebi de buydu. Merak duygum çok yüksek olduğu için bu duyguyu araştırarak, deneyimleyerek ve bunu yazarak gidermeye çalışıyordum. Ardından, yaptıklarımdan ilham alan insanları görünce, deneyimlerimi ve araştırmalarımı paylaşmaya karar verdim. Bu sayede hem içimi dökebildiğim, hem de insanlara duyurabildiğim bir platformum olmuş oldu. Çeyrek Asır kitabıyla birlikte gerçek hayata da dokunmuş oldum. Yazma isteğim en çok merak duygumdan ileri gelir. Her gün, farklı konularda farklı gündemlere kafa yorar, üzerine araştırma yapar ve çeşitli mecralarda bunları yorumlarım. Özel hayatımı ise mutlaka günlüğüme kaydeder, kendimle bir arkadaşmış gibi konuşur ve sürekli olarak beyin fırtınası yaparım. Yazmak benim için aynı zamanda bir terapidir.
10📌 Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Bir düşünce, yalnızca düşüncede kaldığı zaman çok sınırlı olabiliyor, aynı zamanda unutulabiliyor. O düşünceyi yazmak ise beynin farklı kilit noktalarını da aktifleştiriyor. O an düşündüğümüz konuyu oldukça geliştiriyor, farklı dallara atlatıyor ve sadece düşününce aklımıza hiç gelmeyecek konulara yelken açıyor. Yazmanın bir diğer faydası da, bu yazıyı okuyan bir kişinin bile olduğunu ve o kişinin hayatına etki edeceğini bilmenin paha biçilemez değeri oluyor.
11📌 Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Sadece yazı olarak düşünürsek, günün her saatinde, hatta uykumda bile uyanıp not alırım. Mesleğimin verdiği deformasyonla genelde notlarımı dijitale alırım, masa başı çalışmalarımda ise defterime not alırım. Bu notları günün veya haftanın belirli zaman dilimlerinde derlerim ve bir makaleye veya farklı bir projeye katkıya dönüştürürüm. Böylelikle mutlaka bir çıktı oluşur ve düşüncelerim hiçbir zaman zihnimde çürüyüp gitmez.
12📌 Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Az önce bahsettiğim not alma alışkanlığımın belirli bir saati yok, günün her saati aktif olarak düşünür, notumu alırım. Derleme ve makale yazma çalışmalarını ise genelde akşam veya gece saatlerine bırakırım. Bunun sebebi, bu saatlerde kimsenin rahatsız etmemesi ve arkada çalan tatlı bir klasik müzik eşliğinde rahatça odaklanabilmemdir.
13📌 Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
Dijitalde yazarken herhangi bir zorlanma yaşamıyorum, eğer bir sorun yaşarsam zaten o yazıyı değiştiriyor ya da siliyorum. Fakat kitabı yazarken, bu kitabın sürekli olarak raflarda yer alacağını düşündüğümde “acaba bu kitapta yer almalı mı?” diye çok düşündüm. Ardından, kitabın amacıma hizmet etmesi gerektiğini, blogumda ne yazdıysam onları içermesi gerektiğini ve hayatımı doğru yansıtması gerektiğini düşündüğümde bu korkumu yendim. Ayrıca, anksiyeteme en çok yardımcı olan cümle olan “Sonunu düşünen kahraman olamaz” diyerek hareket ettim. Bir amacım vardı, uyguladım ve ne yaşayacağımı düşünmedim, akışına bıraktım. Bu yaşam tarzı bana her zaman kazandırdı.
14📌 Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Hayır hiç olmadı. Bu sadece kitap için geçerli değil, genel olarak yaptığım herhangi bir işte kolay kolay pes etmiyorum. Eğer bir işi bırakırsam, bunun sebebi o işi daha derin analiz edip eksisinin artısından daha fazla olacağını farketmemden kaynaklı olur.
15📌 Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
Çabalamak ve deneyimlemek. Zaman herkes için aynı ama görelilik kanununa göre farklı akar. Zamanı daha yavaş akıtmanın en iyi yolu ise daha fazla deneyim elde etmektir. İnsanların çocukluğuna daha çok özlem duymasının, daha çok anı sahibi olmasının ve ilerleyen yaşlarda daha az anıya sahip olup geriye dönüp baktıklarında bir şey hatırlamamasının temel sebebi rutindir. Rutin hayat insana zarar verir. Bunun anlamı sürekli farklı şeyler yapmaya zorlanmak değil, yapılan her işe anlam yüklemektir. Mesela, sırf karın doyurmak için yemek yapmak yerine yemeğe farklı bir sos katmayı denemektir. Mesleği iyi yapıp alınan olumlu geribildirimleri kaydetmektir. 25 yıla sığdırdığım bu kadar deneyimin ve bu deneyimlerin sebebi olan çabamın okurlarıma ilham olması en temel gayemdir.
16📌 Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
Sloganım olan “Üretirim, yazarım, deneyimlerim” cümlesini ve en çok ilham aldığım cümlelerden biri olan, köy enstitülerinin tabelasında yer alan “Durmayalım Düşeriz” cümlesini hayatlarına katmalarını ve buna göre yaşamalarını benimsemelerini dilerim.
17📌 Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
25 yaşında, Ege’nin bir köyünden çıkıp kendi emeği ile binbir türlü deneyim elde etmiş bir gencin zihnini okumak, üretmeye çalışan veya üretmekten korkan birçok gence ilham olacaktır.
18📌 Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
Kitabımda farklı bir tarz denedim. Sıfırdan yazmak yerine web sitemden alıntılar yaparak ilerledim ve parçalı ve farklı konudaki yazıların derlemesinin hayatımı oluşturmasını sağladım. Bu tarzı uygularken en çok İsmail Hakkı Tonguç’un Canlandırılacak Köy ve Atatürk’ün Nutuk kitaplarından ilham aldım.
19📌 Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?
Yazın. Sürekli yazın, aklınıza ne geliyorsa yazın. Göreceksiniz ki düşüncenizde biriken birkaç parça düşünce, yazınca devasa bir hikayeye, metafora, makaleye ve daha büyük işlere dönüşecektir.
20📌 Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?
Durmayın, düşersiniz. Durmaksızın, yaptığınızın sonunu düşünmeden sadece o an yazmak istediğinizi yazın ve mutlaka haftanın bir günü bu yazıları derleyin ve hayatınıza uygulayın. Öyle ki saklı kalan madenin kimseye faydası yoktur, o madenin işlenmesi gerekir. Bu yazıları gerek blog yazıları ile, gerek video anlatı ile, gerek söyleşilerle, gerek kitaplar ile mutlaka gün yüzüne çıkarın. Dünyanın en güzel hislerinden birisi de insanoğluna değer yaratmaktır.
