
1📌 Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Merhabalar, ben yazar Gül Leyl.
‘Gül Leyl’ benim için yalnızca bir mahlas değil; kalemimle birlikte büyüyen, zamanla kimliğime karışan ve yazarlık serüvenimde bana eşlik eden bir isim.
Bu yolculukta bana güç veren iki kıymetli yol arkadaşım daha var: sevgili eşim ve canım oğlum. Kendilerine burada özellikle teşekkür etmek isterim.
Sivaslıyım ve bu kimliği taşımaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.
2📌 Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
Hayatımdaki önemli dönüm noktalarından biri, kamera önü oyunculuk eğitimi almamdı. Bu süreç, hikâye kurma ve anlatma biçimimi güçlü şekilde besledi.
Kitap yazmaya karar verdiğimde ise çevremden gelen “yapamazsın” yorumlarıyla karşılaştım. Bu sözler beni durdurmak yerine daha da motive etti ve yazarlık yolculuğumu netleştirdi.
3📌 Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?
Yazarlık serüvenimde kaleme aldığım ilk eser, ‘’LEYLA VE HÜZÜNLÜ VEDA’’ isimli romanımdı.
4📌 Bu ilk adım size ne hissettirdi?
Bu benim yeniden doğuşumdu ve her doğum gibi sancılıydı. Bu belirsizlik, okurlarımdan ilk geri dönüşleri alana kadar sürdü. Gelen yorumlarla birlikte doğru yolda olduğumu hissettim. Yazarken benim, okurken onların aynı duyguda buluşması ise benim için tarifi kelimelerle mümkün olmayan bir mutluluk.
5📌 Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Eserlerimde sıkça karşılaşılan temel izlek, duyguların aşırılığının insanı nasıl sınadığıdır. Karakterlerim çoğu zaman, en yoğun yaşadıkları duygunun zıttıyla yüzleşir.
Beni yansıtan bir karakter sorulduğunda Leyla kısmen öne çıkabilir; yaşadığı zorluklara rağmen kendisi olmaktan vazgeçmeyen duruşuyla… Ancak özünde ne Leyla ne Umay ne de diğer karakterlerim doğrudan beni temsil eder.
6📌 Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
Kendimi karakterlerimde bütünüyle bulduğumu söyleyemem. Ancak her birine mutlaka küçük izler bırakırım; birinin çiçeklere düşkünlüğü, diğerinin inatçılığı gibi… Tamamen ben olmasalar da hepsinde bana ait bir parça vardır.
7📌 Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
Elbette. Leyla ve Hüzünlü Veda, ilk romanım. İmkânsız görünen bir aşkın gerçeğe dönüşmesini ve ardından gelen duygusal yıkımı anlatıyor.
İkinci kitabım Olmayacak Duaya Âmin ise kadın ve toplumsal baskılar ekseninde ilerliyor; bir kadının dirençle ayakta kalırken ödediği duygusal bedellere odaklanıyor.
8📌 Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
Belki tanıdık bir ifade olacak ama kitaplarım benim için gerçekten evlat gibi. Her biri farklı bir duyguyu ve hayatın başka bir yüzünü taşıyor. Umut, hayal kırıklığı, cesaret, ihanet… Bu çeşitlilik, yazarlık yolculuğumun en anlamlı tarafını oluşturuyor.
9📌 Yazarken size ilham veren şey nedir?
Yazarken bana en çok ilham veren şey, tek bir cümlede saklı:
“Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir.” (Hûd 88)
Bu ayet, çalışma masamda her zaman gözümün önünde durur. Bana güç, umut ve yön duygusu veren en temel dayanağımdır. Bu kadar beni etkileyen başka bir ilham kaynağım yok.
10📌 Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Bir fikri yazıya dönüştürmek benim için ilham anını beklemekten çok, süreklilik ve özen meselesi. Nasıl bir çiçeği düzenli bakım ve sabırla büyütüyorsak, yazarlık da aynı disiplinle beslenmeli. Elbette bazen yazma isteğinin ağır ve kaçınılmaz biçimde geldiği anlar olur. O çağrıya direnmek mümkün değildir. Ancak genel olarak belirli bir duygu ya da anı bekleyerek yazmam.
11📌 Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Üretim sürecimde disiplin belirleyici. Yazmaya oturmadan önce zihinsel hazırlığa, araştırmaya ve not toplamaya mutlaka zaman ayırırım. Plansız yazmak bana göre değil. Günlük hayatın temposu içinde, özellikle annelik sorumluluğuyla birlikte esnek ama kararlı bir rutinim var. İlhamı beklemekten çok masaya oturmayı öncelerim. Yazı, benim için düzenli temas isteyen bir alan.
12📌 Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Evet, “Leyl” yani gece… Geceler, günlük koşuşturmadan uzaklaşıp, kendimle baş başa kaldığımda yazıyla en güçlü bağı kurduğum zaman dilimi.
13📌 Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
Genel olarak en zorlayıcı süreç, Miras-ı Kadim projesinin ilk durağı olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nı çocuk kitabı formatında kaleme almaktı. Ansiklopedik derinliğe sahip bir mirası, çocukların dünyasına incelikle tercüme etmek… Yazarlıkta beni en çok zorlayan ama en çok besleyen süreç buydu.
14📌 Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Hayır, hiç olmadı. Yazmaktan ancak kendim olmaktan ve hayal kurmaktan vazgeçersem uzaklaşırım. Bunun gerçekleşmemesini diliyorum.
15📌 Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
Romanlarımda öne çıkan temel izlek, insanın kendisi olmaktan vazgeçmemesi ve duyguların aşırılığına karşı farkındalık geliştirmesi. Çünkü hayat, çoğu zaman en yoğun yaşanan duygunun zıttını da beraberinde getirir.
Çocuk kitaplarımda ise vermek istediğim ana mesaj, Türk tarihinin ve kültürel mirasımızın derinliği. Köklerimizi tanımanın ve bu mirası yaşatmanın önemine odaklanıyorum.
16📌 Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
Romanlarımın sonunda okurun zihninde belirsizlik ve merak duygusunun kalmasını isterim. Tıpkı hayat gibi; yarının ne getireceğini asla tam olarak bilemeyiz.
Çocuk kitaplarımda ise hedefim farklı. Okurun metni kapattığında güçlü bir aidiyet ve gurur duygusuyla kalması.
17📌 Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Romanlarım duygusal bir aynadır; çocuk kitaplarım ise kimliğe ve mirasa açılan bir kapı.
18📌 Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
Kendime özgü bir anlatım dili kurmaya ve insanın iç dünyasına odaklanmaya çalışıyorum. Sanırım beni ayıran taraf bu olabilir.
19📌 Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?
Yazmanın üç temel ayağı olduğuna inanıyorum: çok okumak, hayal etmek ve vazgeçmemek. Genç yazarlara en içten tavsiyem; kelimelerle bağlarını güçlü tutmaları, hayal kurmaktan çekinmemeleri ve ne kadar zorlanırlarsa zorlansınlar yollarından dönmemeleri.
20📌 Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?
Sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır güzel kardeşim…

