İçimize Yolculuk.. Şeymanur Gündüz

1 Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

Merhabalar. Ben eser sahibi Şeymanur Gündüz. Ordu’da doğdum ve çocukluğumu İstanbul’da geçirdim. 11 yaşımda ise tekrar Ordu’ya döndüm. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Çocuk Gelişimi mezunuyum. Kendimi olabildiğince yetiştirebilmek için çaba sarf ettim. Eğitimleri ve bilgi aktarımı yapabileceğim insanlarla iletişim halinde kalmayı seven biriyim.

2 Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?

Hayatımda yazıya yönelmemi etkileyen belli başlı dönüm noktalarından çok, içimde verdiğim savaş etkili oldu. Çünkü bazı duygularımız yaşam anında değil, üzerinden vakit geçtikten sonra size bir şeyler fısıldar. Yazarlığa olan yönelimim de tam olarak burada başlıyor. Yazı yazmak yaşadıklarımı aktarmaktan ziyade onları anlamama yardımcı oldu. Kendime dönmemi sağlayan sihirli bir değnek rolünü üstlendi. Bende bunu başkalarına da aktarmak istedim.

Yolculuğum böyle şekillendi.

3  Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?

Evet, bu kitap yazarlık yolculuğumda yayımlanan ilk eserim. Ancak yazıyla iletişimim bu kitapla başladı diyemeyiz. Çocukluğum kendimi aktaracağım kelimeleri kağıda dökmekle geçti. Yani, yaşamımın her kilidini bir kalem bir kağıtla açtım. Sonra bunu bir esere dönüştürme fikri ile bu yolculuğa çıktım.

4 Bu ilk adım size ne hissettirdi?

Bu ilk adım içimde aynı anda birçok duyguyu uyandırdı. Bir yandan artık bir şeyleri paylaşmaya karar vermenin heyecanı, bir yandan da yazdıklarımın artık başkaları tarafından da okunuyor olma ihtimali doğal bir tedirginliği harmanladı. Ama en baskın duygu, artık yazdıklarımın benim dışında birilerine daha dokunacak olmasıydı. Bu hissin verdiği cesaret beni motive etti.

5  Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?

Metinlerimde belli olan karakterlerden çok hissedilen duygular mevcut. İnsanın kendi ile kurduğu ilişki, iç sesiyle olan mücadelesi, kırılganlık ve fark ediş temaları ön planda diyebiliriz. Yazarken karakter odaklığından çok yaşanılan durumların hissedilerek aktarılmasına özen gösterdim. Bu da okurun kendinden bir parça bulabilmesini amaçlıyor.

6 Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?

Kalemimde kendimden uzak bir anlatımı tercih ediyorum diyemem. Çünkü her yazının yazarla bir türden bağı olması gerektiğine inanıyorum. Bu sebeple yazılarım zaten benden uzak ve bağımsız bir yazı türüne bağlı değil. Tamamen benimde kendimde yaşadığım şeyleri yansıttığım bir yazı kalemine bürünüyorum. Bu bana daha gerçekçi geliyor.

7 Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?

Bugüne kadar yayınlanmış ilk kitabım bu eser. Biyografi, psikoloji ve anı ekseninde şekillenmiş kitabımda insanın iç dünyasındaki verdiği mücadeleye, yaşadığı farkındalıklara ve tarif etmekte zorlandığı duygulara odaklanıyorum. Metinler, hayatın içinden süzülen kelimeler ekseninde oluşur ve okurla samimi bir bağ kurmayı amaçlar.

8 Bu kitapların sizin için anlamı nedir?

Bu kitap benim için tamamlanan bir sonuçtan ziyade, içimde uzun zaman taşıdığım düşünce ve duyguların harmanlanmış hali. Yazarken kendime bir kapı araladığımı fark ettim. Bazen yazmak size umut ışığı olabiliyor. Benim için bu kitap yalnızca bir eser değil, aynı zamanda kendimle yüzleşme ve paylaşma alanı.

9 Yazarken size ilham veren şey nedir?

Yazarken beni en çok besleyen şey ise gündelik hayatın içinde farkına varılmayan küçük anlar. Bir cümle, bir suskunluk, bir düşünce, bir farkediş… İnsanın yalnız kaldığı o kısa anlar bir yazının başlangıç noktasını oluşturabiliyor. İlhamı bekliyorum diyemem. Durup dinlendiğim veya kendime kaldığım her an ona doğru çekildiğimi hissediyorum.

10 Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?

Beni bir fikri yazıya dönüştürmeye iten en önemli şey, içimde yaşamaya devam eden bir duygu oluyor. Beni hemen bırakmayan, gün içinde beni birçok kez yoklayan o duygu, yazmam için bir sinyal veriyor. Aslında yazı, o mevcut duygunun bıraktığı izi takip etme isteğimle oluşuyor.

11 Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?

Yazma sürecim aslında katı bir rutine bağlı değil. Kendimi yazı yazmak için zorladığımı söyleyemem. Benim yazıya odaklanmam zihinsel bir hazırlık halinde bulunmamı kapsıyor. Bazen okuma, not alma veya düşünme beni yazı yazmanın basamaklarına itebiliyor. Akışta kalıp onun bana gelmesini beklemek benim için bir rutin diyebiliriz. Bana geldiğinde bütün varlığı ile kağıda dökülmeyi bekliyor olması doğru yaptığımı hissettiriyor.

12 Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?

Belirli bir yazma saatim veya değişmez bir ritüelim yok. Buna gerek de yok. Çünkü yazı zorla çağrılabilen bir durum değil. Zihinsel olarak hazır olduğum her an, her mekan ve her saat yazma sürecimi oluşturur. Ancak sessizlik, yalnızlık ve dikkatimi odaklayabildiğim anlar benim için önemli.

13 Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?

Yazma sürecinde beni zorlayan şey, duyguyu doğru şekilde yakalamak. Abartı olmadan, eksiltmeden ya da acele etmeden yazmak kolay olmuyor. Özellikle de kişisel alanlara yakınlaşırken hem kendime hem de okura karşı dürüst olma sorumluluğu hissetmekteyim.

14 Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?

Elbette. Çünkü bir şeye adım attığınızda bütün olumsuzlukları da yaşamayı kabul edersiniz. Bazen kelimelerin ilerlemediğini, aktaramadığınızı hissettiğiniz anlar yaşarsınız. Bu da sizi “Acaba bırakmalı mıyım?” Sorusuna yöneltir. Ama ben olağan ilerleyen her şeyin yerine oturacağını kabul etmeye karar verdim. Böyle anlarda kendime zaman verdim. Durdum ve acele etmedim. Böylelikle yazmanın bir hedef değil ihtiyaç halinde bana geleceğine odaklandım.

15 Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?

Eserlerimde vermeyi hedeflediğim temel mesaj, insanın kendi iç dünyasına kulak verip kendini anlamaya çalışması. Kitaplarım, okuru yargılamaktansa, birlikte düşünüp, hissetmeye davet ediyor. Yaşantının içinden süzülen gözlemleri görünür hale getirmeyi amaçlıyor.

16 Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?

Okurun metnin sonunda kendini fark edip, bazı sorulara da kendi yanıtlarını arıyor halde olmasını isterim. Amacım yön göstermekten çok, düşünmeye, hissetmeye ve kendi iç dünyasının sesini algılamaya davet etmek.

17 Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Okurlar kitabımı, farklı bir bakış açısıyla dünya nasıl karşılanmalı, bunu gözlemleyebilir. Her hikayenin bizde bıraktığı iz farklıdır. Belki aynı yönden veyahut farklı yönden karşıladığımız hayatlarımıza bir ışık olmasını hedefliyorum. Bu çizgide okur kendine ait bir iz bularak bağ kurabilir.

18 Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?

Beni diğer yazarlardan ayıran şey; metinlerimde okuru yönlendirmeyi değil, birlikte düşünmeyi amaçlamış olmam. Bu beni diğerlerinden ayırır diyebilir miyiz, tartışılır. Yazılarım genellikle deneyimlediğim duygular nezdinde okurun iç dünyasının keşfedilmesine imkan sağlıyor. Benim amacım daha çok yan yana o yolu yürüyebilmek.

19 Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?

Genç yazarlara söylemek istediğim şey, yazmanın bir yarış pistinden ibaret olmadığıdır. Kendinizi keşfetmekten vazgeçmeyin. Yazın, silin ve tekrardan deneyin. Sizi en doğru yansıtan şeyi bulana kadar durmayın. Kendi kaleminizi fark ettiğiniz zaman iyiki o süreçlerden geçmişim diyeceksiniz. Sabır ve merak en güçlü yol arkadaşlarınız olsun.

20 Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?

“Yazmak, ilk etapta karışık ve zor gelebilir, ama her kelime sizi kendi benliğinize biraz daha yaklaştırır.”

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir