
1- Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Merhabalar, ben Özge Gürel; Kardelen isimli kitabın yazarıyım. Aslen Uşaklıyım fakat Tarım ve Orman Bakanlığına memur olarak atandığım için Mayıs 2024’ten itibaren Antalya’nın Demre ilçesinde yaşamaya başladım. 29 yaşındayım, evliyim ve iki çocuk annesiyim. Uşak Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu mezunuyum.
2- Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
Ben, okumayı öğrendiğim ilk günden itibaren kitaplara aşık bir öğrenciydim. Roman okumaya bayılır, kütüphanelerden çıkmaz, ardı ardına kitaplar okurdum; ta ki 12 yaşındayken babam, çok okuduğum için kitabımı yanan sobaya atana dek… O gün kitaplara küsmüştüm, lisedeki coğrafya hocam Aydın Bey yeniden sevdirene kadar. Aydın Hocam, okumanın değerini bana o kadar güzel aşıladı ki yeniden okumaya başladım ve o gün, ‘Bir gün büyüyünce ben de kendi hayatımı kitap olarak yazacağım,’ dedim. Üniversitedeki hocam Kenan Gökçe —kendisi aynı zamanda yazardır— onunla karşılaşınca da yazmaya karar verdim ve yazdım.
3-Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?
Evet, ilk eserim Kardelen; şu an ikinci eserim İhanetin Kokusu‘ nu yazıyorum.”
4- Bu ilk adım size ne hissettirdi?
Çok heyecanlandım, özellikle kitabı okuyanların geri dönüşleri beni daha da gururlandırdı. Ve ben kitabım satışa çıktıktan sonra sobaya atılan kitabımın ismini internette görerek tanıdım ve aldım. O kitap Christy Brown’un Sol Ayağım kitabıymış; görseli görür görmez tanıdım ve kitabın arka kapağını okuduğumda aslında o kitabın da yazarın kendi hayat hikayesi olduğunu fark ettim ve çok etkilendim.
5- Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Aslında bu bir sürprizdi ama yine de bahsetmek isterim ki; bu, benim hayat hikayem.
6-Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
Kardelen zaten benim hikayem; fakat ikinci kitabımı tamamen doğaçlama yazıyorum ve konusu ihanet olduğu için ister istemez kendimi, yazdığım karakterle empati yaparken buluyorum.
7- Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
Kardelen; en sert kışların bile donduramadığı bir hikâyeyi gün yüzüne çıkarıyor. Yıkımın ortasında, taş duvarların ve demir parmaklıkların gölgesinde yeşeren bu anlatı; sadece bir başlangıcı değil, aynı zamanda büyük bir direnişi fısıldıyor. Geçmişin ağır yükü ve geleceğin belirsizliği arasında sıkışıp kalanlar için sarsıcı bir yolculuk… Bazen en büyük gürültü, sessizce açan bir çiçeğin çığlığıdır.
8- Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
Bu kitabın benim için anlamı: 12 yaşında bir kız çocuğunun elinden bir kitap alındı; fakat o kız çocuğu şu an tüm ülkeye bir kitap yazdı.
9- Yazarken size ilham veren şey nedir?
Çocukluğumdan itibaren herkesin bana başaramayacağım gözüyle bakmış olması ve bazı şeyleri başararak onlara kim olduğumu, neler yapabileceğimi göstermek…
10-Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Bazen meditasyon yaparken zihnimden çok duygusal kelimeler geçiyor ve bunları küçük küçük not alıyorum. Ve ben etkilendiysem, okuyucunun da etkileneceğini düşünüyorum. Çünkü aslında bende bir okuyucuyum.
11- Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Şu an 5 aylık bir bebeğim var; o yüzden yazmayı bir rutin haline getiremedim henüz.
12-Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Genellikle geceleri veya yağmur yağdığında çok yaratıcı oluyorum; yağmur sesi bana keyif veriyor.
13-Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
Kardelen kendi hikâyem olduğu için, travmalarımı atlatmama rağmen çok defa yazarken o anları tekrar tekrar yaşadığım oldu. Özellikle ‘Mezara sadece ölüler mi gömülür?’ diye bir bölüm var; hem yazarken hem okurken defalarca gözyaşlarına boğuldum.
14- Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Evet, çok defa bırakmayı düşündüm; fakat çocuklarıma hatıra kalmasını istediğim için yazmaya devam ettim.
15- Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
Hayatta başımıza ne gelirse gelsin, aslında güç bizim içimizde ve kadınlar mükemmel varlıklar; istedikleri zaman yapamayacakları bir şey yok. Ve bizim, bizden başka kimsemiz yok. Sağ elimiz ile sol elimizi tutup ayağa kalkmamız gerekiyor; çünkü dünya kenara çekilip bize yol vermeyecek, biz yürüyüp yolumuzu bulacağız. Düşsek de tökezlesek de kalkıp devam etmek zorundayız.
16- Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
Motivasyon düşüncesi ile kalmasını isterim. Bu; sadece kitap yazmak ya da bir sınav kazanmaktan ziyade, bazı anlarda hayatta kalmak için bile motivasyona ihtiyacımız var.
17- Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Çünkü çevremden görüyorum ki bir işin başına geçmemek için çeşitli bahaneleri var; ama bence başarıda bahaneye yer yok. İstediğimiz zaman her şey mümkün; bunu çok iyi bir dille ifade ettiğimi düşünüyorum. Ya harekete geçip başarıya biz ulaşacağız ya da cesaret edip çoktan ulaşanları izlemekle yetineceğiz.
18- Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
Açıkçası çok ayrım olduğunu düşünmüyorum; çünkü bu yola çıktıktan sonra gördüm ki harika kalemler, harika eserler var. Ben herkesin eşit olduğunu düşünüyorum bu konuda.
19-Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?
Eğer yazma merakları ve becerileri varsa geri durmasınlar; ilk cümleyi yazdıktan sonra zaten gerisi geliyor. Önemli olan başlamak.
20- Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?
Bizim marşımız ‘Korkma!’ ile başlıyor. Biz Atatürk çocuklarıyız; korkmayın, başarının üzerine gidin! Kalkın ve başarın arkadaşlar!


1 Comment