Kayalı.. Necati Küçük

 

Necati Küçük

1- Eser sahibi kimdir. Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

*Adım Necati Küçük. 1962 Manisa Gördes doğumluyum. Demirci Öğretmen Okulu ve Aydın Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu mezunuyum. İş hayatımı Antalya bölgesinde turizm otelcilik sektöründe tamamladım. Emekli turizmciyim.

2- Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?

*Bildiğiniz gibi yatılı öğretmen okullarında öğrenciler, normal müfredatın yanında yeteneklerine göre resim, müzik, tiyatro, spor, güzel sanatlar, edebiyat gibi alanlarda da eğitim alırlar. Öğrencilik yıllarımda ben de öyküler yazar ve düzenlenen çeşitli yarışmalara katılırdım. Yazmak öğrencilik yıllarımdan beri hep aklımda vardı. Ancak Turizm Otelcilik sektöründe insanın kendine ayıracak fazla boş vakti olmuyor. Çünkü oteller yirmi dört saat boyunca açık ve özellikle yönetim kadrolarında çalışanlar günün çok büyük bir bölümünü iş yerinde geçirmek zorunda kalıyorlar. Dolayısıyla ben de ancak aktif iş hayatını bıraktıktan sonra hem okumaya hem de yazmaya daha fazla vakit bulabildim.

3- Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?

*Ben kendimi hala bir yazar adayı olarak görüyorum. İlk eserim 2019 yılında kaleme aldığım “Hidayet Bey” adlı bir roman çalışmasıydı. Kapak ve dizgi tasarımı yapıldıktan sonra sözleşme gereği ödemelerimi yaptım. Tam baskıya geçileceği sırada, önce piyasada gazete kâğıdı sıkıntısı baş gösterdi. Ardından 2020 yılı başlarında Korona Virüs salgını ülkemizde de görülmeye başlayınca yayınevi iflas ettiğini bildirerek kayıplara karıştı. Salgında uygulanan sokağa çıkma yasakları ve ekonomik şartlar nedeniyle yasal yollara başvurup hakkımı da arayamadım.

4- Bu ilk adım size ne hissettirdi?

*Kaleme aldığım ilk eserimin bir yayınevi tarafından kitap olarak basılıp yayımlanmaya değer görülmesi benim açımdan olumlu bir gelişmeydi. Ancak kitabımın okurlarla buluşamaması bende çok büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Ancak, düzenli olarak her hafta yazıp, konuyla ilgili bir görsel eşliğinde sosyal medyada paylaştığım kısa öykülerim okurlarla buluşmaya devam ediyordu. Bu öykülerim için çok güzel ve motive edici geri dönüşler alıyordum. Onun için yazmaktan vazgeçmedim.

5- Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?

*Ben, Kuzey Ege kırsalında dağınık halde yaşayan (yaşamış) Yörük ailelerden birinin çocuğu olarak dünyaya geldim. Pek çok yazar gibi ben de öncelikle en iyi bildiğim şeyi, yani Kuzey Ege kırsalında dağınık halde yaşamış Yörüklerin yaşam biçimlerini ve kültürel miraslarını anlatarak yazmaya başladım. Kendi yaşam biçimimizi ve kültürümüzü anlattığım için, öykülerimde beni yansıtan karakterler de elbette vardır.

6- Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?

*İntihar eden Öğretmen Okulu adlı kitabım anı (Hatırat) türünde yazılmış bir ederdir. Bir çocuğun yetmişli yıllarda kırsaldan kente uzanan eğitim yolculuğunu ve bir yatılı okul öğrencisinin gözünden Türkiye’nin yetmişli yıllarını anlatır. Anı türünde bir eser olduğuna göre ana karakter olarak da kendimi yazdım elbette.

7- Bu güne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?

*Yol kazasına uğrayan Hidayet Bey adlı ilk kitap çalışmamdan sonra okurlarla buluşturmayı başardığım üç kitabım mevcuttur. Kayalı adlı ilk romanımda, Kuzey Ege kırsalında dağınık halde yaşayan Yörüklerin yaşam biçimlerinden ve kültürlerinden kesitler sunmaya çalıştım. İntihar Eden Öğretmen Okulu adlı eserimde ise yetmişli yıllarda kırsaldan kente uzanan eğitim yolculuğumu ve bir yatılı okul öğrencisinin gözünden, 12 Eylül öncesi Türkiye’sinin bir fotoğrafını çekmeye çalıştım. Akman adlı üçüncü kitabımda da daha ziyade eğitim çağındaki çocuklar için hazırlanmış yine kırsal kökenli kısa öyküler ve fabllar yer almaktadır.

8- Bu kitabın sizin için anlamı nedir?

*Her üç kitabımda da doğup büyüdüğüm yerleri ve eğitim aldığım okulları yazdım. Çünkü günümüzde, ne kırsal bölgelerde dağınık halde yaşayan Yörük aileler, ne de Devlet Patasız Yatılı Öğretmen Okulları var.

9- Yazarken size ilham veren şey nedir?

*Aslında bir önceki soruya verdiğim cevaptan devam edecek olursak, artık günümüzde var olmayan bu yaşam biçimlerinin ve kültürlerin unutulmadan kayda geçirilerek bizden sonraki nesillere aktarılmasını istedim.

10- Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?

*Duygu ve düşüncelerimi diğer insanlarla paylaşarak keyifli vakit geçirmelerini sağlamak, doğru bildiklerimi anlatarak yerine göre insanlara, özellikle de genç kuşaklara mesajlar vermek ve gelecek nesillere eser bırakmak olarak özetleyebilirim. Benim için yazmak, kafamın içerisinde dönüp duran bilgileri yedek bir hard diske kaydetmek gibidir. Böylelikle, boşalan alanlara yeni bilgiler doldurmak mümkün olur.

11- Bir yazar olarak üretim rutininiz nedir?

*Benim için yazmaktan ziyade yazdıklarımı insanlara ulaştırmak daha önemlidir. Yoksa bilgisayarımın hard diskinde bekleyen bilgilerin kimseye bir yararı dokunmaz. Bunun için kitap çalışmalarımdan bağımsız olarak, haftada bir kısa bir öykü yazıp sosyal medya hesaplarımda paylaşırım. Bu öykülerden bazıları kendi yöremizdeki yerel gazetelerde köşe yazısı olarak da yayımlanır. Yine de yılda bir ya da iki kitap çalışması yaparım.

12- Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?

*Genellikle kahvaltı sonrası çay içerek günde bir iki saat yazarım. Bazen gece yatarken üzerinde çalıştığım eserle ilgili aklıma yeni fikirler gelirse, üşenmeden bilgisayarımı açar ilave ederim.

13- Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?

*Daha önce de belirttiğim gibi beni zorlayan şey yazmak değil yazdıklarımı okurlara ulaştırmaktır. Çünkü günümüzde zaten fazla kitap satılmıyor. Yayınevleri de doğal olarak basılıp yayımladıkları her kitap için ödeme talep ediyorlar. Sahip olduğumuz ekonomik şartlarda bu her zaman mümkün olmuyor.

14- Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?

*Yine bir önceki soruya verdiğim cevaptan devam etmek gerekirse, eserlerimi okurlara ulaştırmak konusunda yaşadığım sıkıntıların, yeni eserler yazma konusundaki motivasyonumu düşürdüğü bir gerçektir. Ancak henüz vazgeçme noktasına gelmedim.

15- Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?

*Hem okurlarımızın keyifli vakit geçirmelerini sağlamak hem de evrensel değerler ışığında milli ve manevi değerlerimizi okurlarımıza anlatarak onları iyiye, güzele, doğruya yöneltmek.

16- Okuyucunun, metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?

*İlle de acı ve gözyaşı ya da mutlu son olsun diye düşünmem. Hayatta her ikisi de var. Ancak eserimi kısa, sade cümlelerle ve günlük konuşma dilinde yazmaya özen göstererek, okurlarımın keyifli vakit geçirmelerini sağlamaya çalışırım.

17- Okurlar neden sizin kitabınızı okumalı?

*Ben altmışlarda çocuk, yetmişlerde genç ve seksenlerde yetişkindim. Tabiri caizse bizler başka bir dünyanın insanlarıydık. Ve o dünya artık günümüzde yok. Bizim yaşımızdakiler Rus klasiklerini okurken neler hissediyorsa şimdiki nesiller de bizim eserlerimizi okurken benzer şeyler hissedeceklerdir. Hepsi değilse bile en azından bir kısmı bizim yaşadığımız dönemleri, o zamanki duygu ve düşüncelerimizi, yaşam biçimlerimizi ve hatta değer yargılarımızı merak edeceklerdir.

18- Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?

*Ben kurgu yazarı değilim. Polisiye, bilim kurgu ya da fantastik eserler yazamam. Ben kendimi daha ziyade bir öykü anlatıcısı, öykü yazarı olarak görüyorum. Anlatılarım tamamen günlük hayattan alınmıştır. İnsanlar benim kitaplarımı okurken her an kendi yaşamlarından veya kendi geçmişlerinden bir şeyler bulacaklardır.

19- Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara ne söylemek istersiniz?

*Öncelikle adlarının önüne ya da sonuna “Yazar ya da Şair” gibi sıfatlar ekleyerek sosyal medyada hesap açmasınlar. Öyle yazar ya da şair olunmaz. Aslında hepimiz birer yazar adayıyız. Eserlerimizi yazar, uygun mecralarda okurlarımızla buluştururuz. Layık olduğumuzu düşünen insanlar bize “Yazar ya da Şair” diye hitap ederler. Bunun yanında son soruya verilen cevap da yazmaya yeni başlayan genç yazar adaylarına ışık tutabilir.

20- Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?

*Edgar Allen Poe, iyi bir yazar olmak için ne yapması gerektiğini soran birine şu cevabı vermiş: “Dikkatle gözlemle, çok oku, çok yaz, az yayımla, ukalalıktan uzak dur ve hiçbir şeyden korkma!” Yazmaya, yazarak üretmeye gönül vermiş tüm yazar adaylarının yolu açık olsun dilerim. Sevgilerimle.

Necati KüçüK

( Az Efe )

 

 

 

 

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir