Aşıklar Sokağı.. Nermin Torbalı

  1. Yazarlık yolculuğun nasıl başladı? Seni yazmaya iten ilk duygu ya da olay neydi?

 

Yazarlık yolculuğum aslında ilkokul yıllarında başladı. Henüz çocukken arkadaşlarımla birlikte “Tomurcuk” adını verdiğimiz küçük bir dergi çıkarmıştık. Öğretmenim Mehtap Hanım umarım bugün yaptığım çalışmaları görüyordur; eminim gurur duyardı. İlkokul arkadaşım Asiye’nin babası matbaacıydı ve dergimizi birkaç nüsha bastırıp tüm okula dağıtmıştık.

 

O günden sonra hep bir şeyler karaladım. Kitaplar benim için daima bir sığınak oldu. Kıyıda köşede, sessiz sedasız hem okur hem yazarım. Yakın çevrem bile bu yönümü çok iyi bilmez. Genellikle bir duyguyu dönüştürmek ya da zihnimi dağıtmak için yazarım.

 

Aşıklar Sokağı ise yaklaşık on yıl boyunca çeşitli yerlere not aldığım yazıların derlenip bir romana dönüşmesiyle ortaya çıktı. Bir gün yoğun bir buhran içindeyken psikoloğumla sohbet ediyorduk. Moralsiz olduğumda suskunlaşırım; konuşamadığımı fark edince “Yazabilir misiniz?” diye sordu. Bunun üzerine birkaç sayfa yazdım ve sonraki hafta kendisine teslim ettim.

 

Yazdıklarımı yayınevine verme fikri ise Özge Hanım’dan geldi. Metinleri okuduktan sonra, “Kaleminiz çok kuvvetli Nermin Hanım. Bunun farkında olmayabilirsiniz ama bu sayfalar yalnızca size ait olmamalı,” dedi. Böylece serüvenim başlamış oldu.

 

Kendisine bu cesaretlendirmesi için minnettarım. Bugün ismimi taşıyan ve telif hakkı resmi olarak bana ait bir esere sahip olmak benim için büyük bir mutluluk. Kısa ömrümde böyle bir iz bırakabilmiş olmak tarifsiz bir duygu.

 

 

 

  1. Kitaplarının isimlerini belirlerken nelerden esinlendin? Bu isimlerin senin için özel bir anlamı var mı?

 

Aşıklar Sokağı, Konya’nın en güzel sokaklarından birinin adını taşıyor. Ben de Konya doğumluyum. Doğduğum ve büyüdüğüm şehir olması, aynı zamanda gurbette yaşarken memlekete duyulan özlem, bu ismi seçmemde etkili oldu. Beni büyüten şehre bir minnet ifadesi olarak, Konya’nın en meşhur sokaklarından birinin adını kitabıma vermek istedim.

 

Sümenoğlu Kadınları: Mihrimah ise bir seyahatim sırasında duyup dikkatimi çeken bir isimdi. İsmin taşıdığı çağrışım ve bıraktığı etki beni o kadar etkiledi ki, hikâyeyle bütünleşeceğini hissederek kullanmak istedim.

 

 

 

  1. Yazarken seni en çok besleyen kaynaklar neler: hayat, gözlem, hayal gücü, okudukların?

 

Yazdıklarımda okuduklarımdan ya da hayal gücümden beslenmedim. Benim için asıl kaynak gerçek hayat oldu. İki romanımda da kurguya ait tek bir satır bile yok. Yaşanmışlıklar, gerçek insanlar ve gerçek duygular yazdıklarımın temelini oluşturuyor. Ancak elbette ki isimler kurgu.

 

 

 

  1. Okur kitaplarını eline aldığında hangi duyguyla baş başa kalmasını istersin?

 

Kendileriyle… Yalnızca kendileriyle. Aşıklar Sokağı, herkesin içinde ya kendisini ya da kendisini dönüştüren birini bulabileceği bir roman. Sümenoğlu Kadınları ise Türkiye’nin geçmişiyle yakından ilişkili; aslında hepimizin aşina olduğu bir kültürü anlatıyor. Çünkü köklerimiz aynı.

 

 

 

  1. Yayınevi eserinizi kabul ettiği gün ve ilk çıktığı gün ne hissettiniz?

 

Eserimi yaklaşık sekiz yayınevine gönderdim. İlk ay içinde dört yayınevinden olumlu dönüş aldım. Dizgi ve mizanpaj süreci devam ederken diğerlerinden de yanıtlar gelmeye başladı ama ben kararımı çoktan vermiştim. Olumlu dönüş içeren mailleri gördüğüm an gözlerimden mutluluk yaşları döküldü; bu, hayatımda sayılı kez yaşadığım duygulardan biridir.

 

Kitabın ilk yayımlandığı gün ise birden fazla duyguyu aynı anda yaşadım. Gurur, heyecan ve telaş iç içeydi. Tanımlaması zor, oldukça karmaşık ama bir o kadar da unutulmaz bir histi.

 

 

 

  1. Yazma sürecin nasıl ilerliyor? Planlı mı çalışırsın yoksa metin seni mi yönlendirir?

 

Yazmaya başlamadan önce romanın başı ve sonu benim için bellidir. Olay örgüsü ve kronolojik akış zihnimde netleşmeden kaleme geçmem. Önce romanın iskeletini oluştururum, ardından bu iskeleti adım adım işleyerek metni inşa ederim.

 

 

 

  1. Kitaplarından elde ettiğin gelirle ilgili uzun vadeli bir planın var mı? Bu geliri nasıl değerlendirmeyi düşünüyorsun?

 

Bu konudaki fikrimi paylaşırsam, eserin kendisi değil amacı satılmış olur. Benim için önemli olan, metnin okurla kurduğu bağın ön planda kalması.

 

 

 

  1. Yazarken seni en çok zorlayan aşama hangisi oldu?

 

Romanın iskeletini oluşturduktan sonra, o hissi cümlelerle verebilmek ve metni gerçek anlamda türetebilmek en zorlayıcı aşamaydı. Aşıklar Sokağı baştan sona üç kez revize edildi; yaklaşık 44.000 kelimelik bir roman. Sümenoğlu Kadınları ise 37.000 kelimeden oluşuyor.

 

Yüzlerce sayfayı tekrar tekrar gözden geçirmek, cümleleri yeniden kurmak ve kelimelerle adeta dans etmek oldukça zordu. Yazma sürecinden sonra yapılan revizeler aylarımı aldı. 2-3 ay boyunca hergün minimum 4-5 saat çalıştım.

 

 

 

  1. Kitaplarını benzerlerinden ayıran, onları farklı kılan temel unsurun ne olduğunu düşünüyorsun?

 

Aşıklar Sokağı’nda yer alan karakalem çalışmalar, kitabı pek çok romandan ayıran en temel unsurlardan biri. Bu bölüm aynı zamanda benim de en sevdiğim kısmı. Metnin görselle buluşması, romanın duygusunu daha derin bir noktaya taşıyor.

 

Sümenoğlu Kadınları ise farklı kültürlerin iç içe geçtiği bir roman. Anlatısı, geçmişle bugünü ve ortak kültürel hafızayı bir araya getiriyor.

 

 

 

  1. Sence bir kitabı “iyi” yapan en önemli unsur nedir?

 

Bir kitabın okura duyguyu geçirip geçiremediği… En azından benim için en belirleyici unsur bu. Okurla duygusal bir bağ kuramayan metnin güçlü olduğunu düşünmüyorum.

 

 

 

 

  1. Okurlardan gelen geri dönüşler yazma motivasyonunu nasıl etkiliyor?

 

İlk kitabım olmasına ve henüz oluşmuş bir okur kitlem bulunmamasına rağmen, satış noktalarında daha ikinci günden en çok aranan ve ziyaret edilen kitaplar listesinde ilk beşe girmesi benim için çok motive ediciydi. Bu ilgi, doğru bir yolda olduğumu hissettirdi.

 

 

 

  1. Yazarlık ile gündelik hayatın arasında nasıl bir denge kuruyorsun?

 

Yazarlığı profesyonel bir sürece dönüştürmeden önce, bir günlük tutar gibi her gün defterime yazardım. Kitaplar yayımlandıktan sonra ise diğer yazarlarla etkileşim kurarak edebiyatın daha derinlerine inmeye çalışıyorum. Kalemimi sürekli geliştirmek ve güçlendirmek benim için çok önemli.

 

 

 

 

  1. Kitaplarının bugünkü senle olan ilişkisi nasıl? Yazdıktan sonra bakışın değişti mi?

 

Kitaplar yayımlanmadan önceki kadın ile sonraki kadın arasında büyük bir fark var. Kendimi artık çok daha olgun, çok daha özgüvenli ve huzurlu hissediyorum.

 

 

 

 

  1. Bugüne kadar okuduğun ve seni en çok etkileyen roman hangisiydi? Neden?

 

Aslında beni etkileyen çok fazla roman var. Ancak özellikle Dan Brown’ın romanlarını söyleyebilirim. Çünkü her kitabında mutlaka okuru şaşırtan, sürükleyici bir unsur bulunuyor. Bu dinamizm ve tempo, metnin içinde kalmayı çok kolaylaştırıyor.

 

 

 

  1. Yazmak senin için bir ihtiyaç mı, bir kaçış mı, yoksa bir yüzleşme biçimi mi?

 

Aşıklar Sokağı benim için bir dönüştürme süreciydi; özellikle negatif bir duyguyla yüzleşme ve onu başka bir şeye evriltme hâli. Sümenoğlu Kadınları: Mihrimah’ta ise yazmak daha çok bir ihtiyaçtı. Devamı olursa, o metinde yazmanın nasıl bir duyguya karşılık geleceğini şu an ben de bilmiyorum.

 

 

 

  1. Bu kitapların hangi okurlara özellikle hitap ettiğini düşünüyorsun?

 

Kitaplarımın daha çok kadın okurlara hitap ettiğini düşünüyorum.

 

 

 

  1. Edebiyatın bugün hâlâ dönüştürücü bir gücü olduğuna inanıyor musun?

 

Elbette. Edebiyat, hem yazarı hem de okuru dönüştüren güçlü bir etmen. Aynı zamanda toplumu etkileyen, kültür ve sanat düzeyinde bireyin yapıtaşlarına dokunan önemli bir unsur olduğuna inanıyorum.

 

 

 

  1. Yazarlık sürecinde vazgeçme” noktasına geldiğin anlar oldu mu? Nasıl aştın?

 

Bu süreçte üç kez fikir değiştirdim; hatta sözleşmeyi feshetmeye karar verip bunu bildirdiğim anlar bile oldu. Ancak her seferinde bu kararımdan vazgeçtim. Sabit fikirli bir yapım var ve konfor alanımdan çıkmak başlangıçta beni huzursuz etse de, buna alışmaya ve sürecin içinde kalmaya çalışıyorum.

 

 

 

  1. Şu an üzerinde çalıştığın ya da aklında olan yeni projeler var mı?

 

Çevremde kendi öyküsünü paylaşmaya gönüllü değer verdiğim çok fazla insan var. Muhtemelen bu değerli paylaşımların biri olur.

 

 

 

  1. Okurlarına, kitapların üzerinden söylemek istediğin tek bir cümle olsa bu ne olurdu?

 

Her tecrübe, bugün olduğunuz kişi olmanız içindir.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir