Hayatı Sorgulamaya Cesaretin Var Mı?
Küçük bir çocuk gibi savunmasız hissediyorum bazen kendimi.
İnsan elini kolunu nereye koyacağını bilemez ya hani,
Öylece savruluyor gibi hissediyorum.
Omuzlarım düşüyor,
İçim sıkılıyor,
Düşüncelerimin ağırlığı ruhumu parçalıyor.
Umursamıyor gibi görünüp,
İçime dünya kadar umudu sığdırmaktan yoruldum.
Her şey güzel olsun istiyorum,
İstedikçe hayat her şeyi yüzüme gözüme bulaştırıyor.
Sabırla yürümeye çalıştığım yollar uzuyor,
Uzadıkça umudum iyice azalıyor…
Herkesi aynı anda mutlu edemezsin,
Ve her şeye aynı anda yetişemezsin kabullendim.
Peki kendimize yetişebiliyor muyuz?
Kendimizi keşfedebildik mi?
Gerçekten ne istiyoruz,
Hayattan beklentimiz ne?
Bunca koşturma , bunca sıkıntı günü bitirmek için mi sadece ?
Günün sonunda kendimizi mutlu edecek bir an yakalayabildik mi ?
İnsan hayatı sorgulamaya başladıkça daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor önceleri,
Ama, sonra bütün taşlar tek tek yerine oturuyor.
Peki bizim bu taşları doğru yere koyabilecek cesaretimiz var mı?
Eğer varsa, gerisi çorap söküğü gibi geliyor artık.
Çok sevdiğim bir söz var;
“Hayatını alt üst etmekten korkma, belki altı üstünden daha iyidir!”
O dağınıklığın, savrukluğun altında insan kendini buluyor.
Sağlam çıkabilirsen ne âlâ!
Kırıklarımı, korkularımı, kalan umudumu, yanımda her şeye rağmen kalanları, kalamayanları…
Hepsini topladım şimdi.
Bir ben kaldım geriye,
Biraz buruk ama daha güçlü.
Yol uzun, yol meşakkatli…
Daha sağlam adımlarla tekrar başlıyoruz,
Hazır mıyız?
