Kadınlar ve Sessiz Çığlıkları
Her kadın biraz yalnız, biraz mutsuz aslında!
Her kadının içinde bir yenilgi,
Biraz yarım kalmışlık,
Biraz anlaşılamamışlık…
Kendi kendimize bir köşede affettiğimiz insanlar,
Gönlümüz alınmamış,
Fikrimiz sorulmamış,
Çaresiz kabul edilmiş, dayatılmış olaylar…
Her kadının içinde büyümemiş bir çocuk,
Her kadının içinde sevilmeyi bekleyen,
Anlaşılmak, duyulmak istenen sessiz bir çığlık.
Seçtiğimiz hayatlar mı bunlar?
Seçtiğimiz insanlar mı?
Kimse üzülmesin, kimse kırılmasın dedikçe paramparça ettiğimiz benliğimiz…
Boşlukta kendi kendime konuşur gibiyim,
Sesimin yankısı kulağımı tırmalıyor
Ses dönüp dolaşıp yine bana geri geliyor.
Cümlelerimin tesiri yok,
Havada asılı kalıyor..
Ben aslında bütün sözlerimi kendime yüksek sesle söyler gibiyim.
Muhatabı yok,
Karşılığı yok…
Anlaşılamadan geçip giden bir ömür..
Herkesin doğrusu kendine doğru,
Herkes birbirinin doğrusunu baltalama derdinde.
Kabullenmekte, affetmekte, vazgeçmekte hep kadınlara kalıyor.
Seni uçurumun kenarına kadar iten düzen sen bir adım atıp düştüğünde yine seni sorumlu tutuyor.
Düştüğün içinde sen suçlusun,
Yanıldığın için de sen suçlusun!
Her yol sana çıkıyor,
Her yolun sonunda sen suçlusun!
Kadın olarak en büyük suçlu sensin,
Severken de suçlusun,
Vazgeçerken de sen suçlusun!
Erkek egemen bir toplumda ayakta kalmaya çalışırken bile sen suçlusun!
Ben kendimi anlatmaya çalışmaktan yoruldum,
En haklı sizsiniz tamam!
Sizin doğrunuz doğru!
Yanlış olan biziz,
Anlaşılmayı ve koşulsuzca sevilmeyi umut ettiğimiz için suçlu biziz!
Ego savaşlarınız sizin olsun,
Siz kazandınız,
Siz haklısınız tamam!
