Yıkılmadım Ama Ayakta Da Değilim!
Tamamlamaya çalıştıkça kendimizi eksiltiyoruz.
İnsanların açıklarını kapatmak için hep kendi mesaimizden harcıyoruz farkında değiliz.
Aman üzülmesin , aman kırılmasın, aman ağzımızın tadı bozulmasın diye diye tükettik kendimizi.
Halbuki bir adım geriye çekildiğimizde anlıyoruz
Kimde ne kadar varız,
Aynı öz veriyi , aynı mesaiyi bizim için harcayan birileri var mı diye ..
İşin kötü tarafı günün sonunda “yapmasaydın” oluyor.
Yani yıllarca verdiğin emek biranda çöpe gidiyor…
İnsan en çok kendi kul hakkına giriyor aslında.
Başkalarını üzmemek ve hakkına girmemek için sarfettiğimiz çabayı asla kendimiz için sarfetmiyoruz.
Ne zaman kendimizi seçeceğiz?
Ne zaman önceliğimiz kendimiz olacak?
Ömür geçiyor ve biz hayatımızı başkaları için yaşıyoruz.
Kendimiz için yaşamaya ekstra bir fırsat verilmeyecek
Ve biz bunu zamanı geldiğinde acı bir şekilde tecrübe etmiş olacağız ama iş işten geçecek…
Oysaki hayat her şeyi kendimiz tecrübe edecek kadar uzun değil,
Başkalarının tecrübelerinden de ders çıkarmamız gerekiyor.
Mesela insanlık iyiye gitmiyor bu konuda bir anlaşalım!
Güvendiğimiz son kale de yıkıldı,
Hatta biz altında kaldık
Enkaz hala orda, iyice talan edilmeyi bekliyor…
Umudumu diri tutmaya çalışıyorum ama olmuyor.
Hacı yatmaz gibi sendeleniyorum ama içerde işler karışık..
Yıkılmadım, ama ayakta da değilim gibi…
Çok direndim bir şeyleri düzeltmek için.
Umudum hep baki kalır sandım ama pes ediyorum.
Ben insanlığa olan inancımı kaybettim artık,
İyi niyetimle çözebilirim sandığım her şeyden vazgeçtim.
Olmayınca olmuyor sizde kabullenin.
Hayat olmayacağını kafana vura vura öğretiyor.
Ben dersimi aldım!
Yol yakınken siz de vazgeçin.
