RÖPORTAJ:BAŞAK YILMAZ

VARYASYON KALEMLER DERGİSİ RÖPORTAJI
“Kalemin Ritmi, Yüreğin Sesi”
1- Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Başak Yılmaz. Okul öncesi öğretmeni, yazar ve erken çocukluk döneminde kültürel
miras eğitimi üzerine çalışan bir araştırmacıyım. Yaklaşık on beş yıldır çocukların gelişim
yolculuğuna eşlik ediyorum. Eğitim hayatım boyunca hep şu sorunun peşinden gittim:
“Çocuklar kendi kültürlerini küçük yaşta nasıl tanıyabilir?” Yazdığım kitaplar, yürüttüğüm
projeler ve geliştirdiğim eğitim modeli bu arayışın bir sonucudur. Amacım; geleneksel
Türk sanatlarını çocukların anlayabileceği bir dille geleceğe taşımak ve kültürel mirası
yaşayan bir eğitim deneyimine dönüştürmektir.
2- Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?
Sınıfımda çocuklarla çalışırken kültürel mirasımızı okul öncesi yaş grubuna uygun
anlatan kaynakların neredeyse hiç olmadığını fark ettim. Hep eksik olanı aramak yerine
eksik olanı üretmeye karar verdim. Yazarlık benim için bir hayalin değil, bir ihtiyacın
sonucuydu.
3- Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Evet. Bir gün çocuklara ebru sanatını anlatırken onların gözlerindeki merakı gördüm.
Ancak anlatabileceğim yaşlarına uygun bir hikâye kitabı bulamadım. O gün “Eğer yoksa
ben yazmalıyım.” dedim. Aslında ilk kitabımın ilk cümlesi o sınıfta doğdu.
4- Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım
dilinize etkisi oldu mu?
Çocukluğumdan beri hikâyelerin insanı değiştirdiğine inandım. Masallar, biyografiler ve
çocuk edebiyatı eserleri bana sade ama etkili anlatımın gücünü öğretti. Bugün yazarken
de çocukların dünyasına onların göz hizasından bakmaya özen gösteriyorum.
5- Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Mesleğim boyunca binlerce çocukla çalıştım. Özellikle kültürel değerleri anlatırken
yaşadığım kaynak eksikliği beni üretmeye yöneltti. Ardından akademik çalışmalarım,
kongre sunumlarım ve saha gözlemlerim yazarlık yolculuğumu güçlendirdi.
6- İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir? Siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
İyi bir yazar önce iyi bir gözlemci olmalıdır. Çok okumalı, araştırmalı ve yazdığı alanı
gerçekten yaşamalıdır. Ben yalnızca masa başında yazmıyorum. Sınıfta çocuklarla
uyguluyor, gözlem yapıyor, sonra kaleme alıyorum. Bu nedenle yazdıklarım doğrudan
hayatın içinden besleniyor.
7- Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve diğer kitaplarınız nelerdir?
İlk yayımlanan eserlerim “Merhaba Ben…” çocuk kitapları serisidir. Seride Tezhip,
Minyatür, Çini, Ebru ve Kilim sanatlarını okul öncesi çocuklara hikâyeler aracılığıyla
tanıtıyorum. Bu seri, geleneksel Türk sanatlarını erken çocukluk pedagojisiyle buluşturan
özgün bir çalışma niteliği taşıyor.
8- Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken nedir?
Kültürel mirasımızın çocuklarla çok geç yaşlarda tanışması. Oysa aidiyet duygusu küçük
yaşlarda oluşuyor. Ben de çocukların kendi kültürünü sevmesini, tanımasını ve
korumasını sağlayacak hikâyeler yazmayı tercih ediyorum.
9- Hikâyeyi kurgularken karakterlerin kaderini önceden planlıyor musunuz?
Ana iskeleti planlıyorum ancak çocuk karakterler yazım sürecinde kendi kişiliklerini
oluşturmaya başlıyor. Bazen beni bile şaşırtan doğal gelişmeler oluyor. Sanırım en güzel
hikâyeler de böyle ortaya çıkıyor.
10- Size ilham veren şeyler nelerdir?
Çocukların merakı, Anadolu’nun kültürel zenginliği, geleneksel sanatlarımız, müzeler,
tarihi yapılar ve gerçek hayat hikâyeleri bana ilham veriyor. Bir çocuğun sorduğu tek bir
soru bile yeni bir kitabın başlangıcı olabiliyor.
11- En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz?
Yeni bir fikir beni heyecanlandırdığında zaman kavramını unutuyorum. En verimli
olduğum anlar, araştırma yaptığım ve öğrendiklerimi çocuklara nasıl aktarabileceğimi
düşündüğüm dönemlerdir. Beni motive eden en büyük güç ise çocukların gözlerindeki
öğrenme heyecanıdır.
12- Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Çünkü kitaplarım yalnızca bir hikâye anlatmıyor; çocuklara kendi kültürlerini sevdiriyor.
Eğlenceli bir anlatımla estetik bakış açısı, kültürel farkındalık ve aidiyet duygusu
kazandırmayı hedefliyor.
13- Kitaplarınızdaki ana fikir ve vermek istediğiniz mesaj nedir?
Bir toplum geleceğini ancak köklerini tanıyan çocuklarla inşa edebilir. Kültürel miras
geçmişte kalan bir hatıra değil, geleceğe bırakacağımız en değerli emanettir.
14- Yazmanın sizin için zor yanları nelerdir?
Çocuklar için yazmak, yetişkinler için yazmaktan çok daha zordur. Az kelimeyle çok şey
anlatmanız gerekir. Bunun üstesinden sürekli gözlem yaparak, çocuklarla vakit geçirerek
ve metinlerimi defalarca gözden geçirerek geliyorum.
15- Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda ne yapıyorsunuz?
Kendimi zorlamıyorum. Bir müzeyi geziyorum, eski bir motifi inceliyorum ya da
çocuklarla etkinlik yapıyorum. Gerçek hayatın içine döndüğümde ilham da kendiliğinden
geliyor.
16- Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak için neler yapıyorsunuz?
Okullarda söyleşiler düzenliyor, öğretmen eğitimleri veriyor, sosyal medya üzerinden
kültürel miras içerikleri üretiyor ve yapay zekâ teknolojilerini eğitim amacıyla
kullanıyorum. Böylece kitaplar yalnızca raflarda kalmıyor; dijital içerikler ve eğitimlerle
yaşayan bir projeye dönüşüyor.
17- Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir?
Bir kitabın gerçek yolculuğu okuyucusuyla buluştuğu anda başlıyor. Özellikle çocukların
kitaplarımla ilgili duygu ve düşüncelerini dinlemek bana yeni çalışmalarım için büyük
ilham veriyor. Okurla kurulan bu bağ, yazarlığın en değerli taraflarından biri.
18- Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz var mı?
Evet. Geleneksel Türk sanatlarını, Türk dünyasının ortak kültürel değerlerini ve yapay
zekâ destekli eğitim teknolojilerini bir araya getiren yeni projeler üzerinde çalışıyorum.
Hedefim, çocukların kültürel mirası yalnızca okuyarak değil; izleyerek, dinleyerek ve
deneyimleyerek öğrenebilecekleri yenilikçi eğitim içerikleri geliştirmek.
19- Okuyuculardan aldığınız en duygulandıran geri dönüş neydi?
Bir öğretmen, kitabımı okuyan öğrencisinin müzeye gitmek istediğini ve ilk kez bir sanat
dalını merak ettiğini yazmıştı. Bir çocuğun merak duygusunu harekete geçirebilmek
benim için en büyük ödül.
20- Yazarlık yolculuğunun başındaki yazarlara tavsiyeniz nedir?
Moda olduğu için değil, gerçekten söyleyecek bir sözünüz olduğu için yazın. Çok okuyun,
çok araştırın ve sabırlı olun. En önemlisi de başkalarının yazdığını tekrar etmeyin. Kendi
sesinizi bulun. Çünkü kalıcı eserler, özgün bakış açısıyla yazılan eserlerdir.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir