RÖPORTAJ:EMEL PALA

1-Eser sahibi kimdir?
Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

Ben Emel PALA. 1973 yılında İstanbul’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi İstanbul’da tamamladım. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi, Sınıf Öğretmenliği Bölümünden mezun oldum. Çocukluğumdan itibaren yaşantımda kitap okumaya her zaman yer verdim. Mesleğe başlayınca senelerce yurdumuzun farklı yerlerinde sınıf öğretmenliği yaptım. Çalıştığım şehirler ülkemizin çok farklı köşelerindeydi. Böyle olunca yurdumuzun farklı kültürlerini ve insanlarını bizatihi yerinde tanımış oldum. Bu arada üç evlat büyüttüm. Hayatımın merkezinde her zaman çocuklar yer aldı. Hem evde hem okulda birçok hikâyeye tanıklık ettim. Yıllar içerisinde bu hikâyeler birikti. Artık kalemden taşma vakti geldiğini düşünerek yazmaya başladım.

2-Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?

Çocukluk ve gençlik dönemlerimde anı, şiir ve hikâye türünde yazdım. Fakat çalışma ve ev hayatının yoğunluğu yazmaktan uzak kalmama yol açtı. Zamanla sadece hayalimde kurgular yapmaya başladım. Bazı günler zihnimdeki kurguların benimle birlikte yok olacağını düşünüp üzüldüğümü hatırlıyorum. Artık yazamam dediğim bir noktada yeni bir meslektaşımla tanıştım. Onun yazar olduğunu öğrenmem, sönmek üzere olan ateşe üflemek gibi oldu. Cesaretimi topladım ve yazmaya tekrar başladım.

3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

Çocukken annemin kasabasına gitmiştik. Orada rahatsızlanmıştım. Hastalık içimi yakmıştı. Büyükbabamın bahçesinde ayva ağaçları vardı. Sulu sulu ayvalardan yedim. Hâlâ tadı damağımdadır. İyileştikten sonra başıma gelenleri yazdığımı hatırlıyorum. İlk deneyimim bu şekilde oldu.

4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

Çok önemli katkıları oldu. Farklı görüş ve yaşam tarzına sahip yazarlara ait olan pek çok kitap okudum. Kitap okurken kahramanın yerine geçip onun yaşadıklarını yaşayıp hissettiklerinin acısını yüreğimde duydum. Zamanla gerçek olaylardan beslenen ve mizah unsurunu kullanan yazarların tarzlarına daha çok yakınlık duyduğumu fark ettim. Ben de hikâyelerimde gerçek hayattan beslenen konuları seçip mizahla harmanlamayı tercih ediyorum. Tamamen kurgu olan eserlerimde bile gerçek hayattan izler bulunmasına özen gösteriyorum.

5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?

Aslında ortaokuldan beri bu düşünce vardı. Hatta ortaokulda boş bir deftere ilk hikâye kitabımı yazmıştım. Kahramanlara sürekli yemek yedirmişim. Galiba karnım açken yazmışım. Lise yıllarında şiire merak sardım. Arkadaşlarıma okurdum, beğenirlerdi. Lise ve üniversite yıllarımda günlük de tuttum. Ama asıl kararım öğretmenliğe adımımı attığım zaman netleşti. Yazarlığa başlamak ise meslek yaşantımın sonlarına doğru kısmet oldu.

6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir, siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

Öncelikle iyi bir yazar olmak için iyi bir okur olmalıyız. Etrafımızda olup bitenleri dikkatlice gözlemlemeliyiz. Ben kendimi geliştirmek adına yazarlık atölyelerine katıldım. Konusu “Yazmak” olan pek çok kitap okudum. Bir de sabırlı olmak çok önemli. Yazdığınız eserin ilk hâli ham madde gibi oluyor. Onu değerli bir mücevher gibi defalarca, sabırla işlemelisiniz. Sonra oturmuş bir çay gibi demini alana kadar beklemeli ve ardından tekrar işlemeye devam etmelisiniz. Eser olgunlaşıp son hâline gelene kadar bu çaba devam etmeli.

7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?

Benim yazdığım aslında pek çok hikâye var. Fakat onlar henüz yayımlanmadı. Şimdilik bir kitabım basıldı. Adı: “Mavi Kanatlar”, Mahlas Yayınevinden çıktı. Bir de “Neşe Bir Enerji Olmalı” adlı masalım Uçurum Dergisi’nde yayımlandı. Şu anda yazmaya devam ediyorum. Kitapların basılması ve okuyucuyla buluşması çok fazla emek ve zaman isteyen bir süreç. Umarım diğer hikâyelerim de çocuklarla buluşur.

8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?

Günümüz dünyasında teknoloji ve imkânlar çok gelişti. Fakat her çocuk bu imkânlara kolaylıkla erişemiyor. Dünya’nın pek çok yerinde devam eden savaşlar var. Yani çocuklar çok da kolay olmayan bir yaşama gözlerini açıyorlar. Ben de onların dertleriyle dertleniyorum. Bu yüzden çocuklara umut vermek, bir sorunla karşılaştıklarında onları satırlarımla teselli etmek istiyorum. Hele ki onlara yanlarında olduğumu hissettirebilirsem ne mutlu bana. O zaman birlikte teselli buluruz.

9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?

Önce bir fikir buluyorum. Bazen bu bir cümle de olabiliyor. Sonra onu hayal ediyorum. Karakterler hayat buluyor. Bulundukları ortam şekilleniyor. Onları ne sevindirir, ne yaşayınca üzülürler. Ana çizgileri belirliyorum. Gözümün önünde sinema filmi gibi olayların akmasına izin veriyorum. Fakat bazen esnek davranıp olayların akışında değişikliklere de gidebiliyorum.

10-Size ilham veren şeyler nelerdir?

Hayatın doğal akışında ortaya çıkan aksaklıklar, komik durumlar, çocukların çektiği sıkıntılar, hayvanların yaşamı ve bazen de bir oyuncak. Radarıma takılan her konu benim için ilham kaynağı olabilir.

11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?

Gün içerisinde yeterince zamanım varsa bir tur sabahtan, bir tur da akşam çalışmayı seviyorum. Bütün hikâyeyi kurgulasam bile sonuna kadar gidemiyorum. Hele konu çok duygusalsa zaten gözyaşları yanaklarımdan süzülerek yazıyorum. Bu da insanı doğal olarak tüketen bir durum. Olay komikse kendi kendime çok da gülerim. O zamanlar da işin doğrusu çok da eğlenirim.

Beni en çok motive edense çocukların elinde kitaplarımı görmek. Çok değerli bir varlığa bir parçamı vermişim gibi mutlu oluyorum. Hele yanıma gelip de “Ne zaman yeni kitabınız çıkacak?” diye sormaları çok heyecan verici oluyor.

12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Hayatın gerçeklerini mizah katıp yumuşatarak çocuk okurlarıma sunuyorum. Bir köşede hüzün, başka bir köşede neşe çocukları bekliyor. Çocuk yüreğim sayfaların arasından onlara bakıyor. Tıpkı hayat gibi… Kitap boyunca kahraman, okur ve yazar olarak birlikte yol alıyoruz. Birlikte gelişiyor ve birlikte büyüyoruz. O yüzden çocuklar kitaplarımı okumalı diye düşünüyorum.

13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

İlk kitabımdaki mesajım, çok sevdiği kuşunu kaybeden kahramanımız ve kardeşlerinin üzerinden buna benzer olaylar yaşayan çocukları teselli etmekti. Teselli duygusuna aile bağları, hayvan sevgisi, hayvanlarla kurulan bağın ne kadar kuvvetli olduğu, dostluk ve komşuluk eşlik etti. Masalımda ise “Neşe” konusunu ele aldım. Herkes neşesini kaybetse bile çocukların mutlaka neşelenecek bahaneler bulacaklarını anlattım. Umudunu kaybetmeyince zorlukların üzerinden hep birlikte gelinir. Son olarak çocukları korkutmadan onları hayata hazırlamak diyebilirim.

14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?

Yazar olmanın zor tarafı, olaylara herkesin baktığı yerden bakmamak. Bu yorucu durumla yine yazarak baş ederim. En büyük destekçim ise ailemdir. Zaten yazdıklarımı ilk önce onlara okuturum. Onlar eleştirirler. Beğendikleri veya beğenmedikleri yerleri ifade ederler. Anlayacağınız, evdeki editörlerimin onayından geçmeyen hiçbir eserimi yayınevlerine göndermiyorum.

15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Yazar tıkanıklığı yaşarsam yazmaya ara veririm. Kitap okur, evdeki işlerle meşgul olurum. Ailemle sohbet eder, şakalaşırım. Bazen de güzel bir film izlerim. Bir süre sonra zihnim kilidini açar. Sonra tekrar devam ederim.

16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?

Daha çok sosyal medya paylaşımları, bazen de yazar-okur buluşmaları yapıyorum. Okurlarıma ulaşmak için oluşan her fırsatı değerlendiriyorum.

17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?

Çocuk ve aile ile sıcak temas çok önemli. Zaten çocuklar çok dürüst oluyor. Fikirlerini açıkça dile getiriyorlar. Bir de hangi reyonların önünde çocukların biriktiğini gözlemliyorum. Diğer eserlerimi yazarken bu ipucunu değerlendiriyorum. Zamanımın bir kısmını da reyonları gezmeye ayırıyorum. Yeni çıkan eserleri alıyorum, okuyorum ve inceliyorum.

18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?

Evet, şu anda farklı bir proje üzerinde çalışıyorum. Bitirmek üzereyim. Bir tane de hayalimde kurgulama aşamasında olduğum var. Ayrıca daha büyük yaş gruplarına yazmayı hedefliyorum. Eskiden yazdığım ve geliştirmem gereken hikâyelerimi de tekrar gözden geçiriyorum. Aklıma gelen fikirlerimi not ediyorum. Zaman zaman o notlarıma bakarak yeni kurgular tasarlıyorum.

19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?

İlk kitabımı mesai arkadaşlarıma hediye etmiştim. Bir arkadaşım koridorda beni durdurup kuşun neden hayatını kaybettiğini sordu. Bir öğretmen arkadaşımın öğrencisinin köpeği de çocuk okuldayken yaşamını yitirmiş. Ailesi arayıp öğretmene nasıl söyleyecekleriyle ilgili fikir sormuşlar. Arkadaşım ona hediye ettiğim kitabı aileye yollamış. Akşam birlikte okuyup çocuğu teselli etmişler. Arkadaşım kitabımın ilaç gibi geldiğini söylemişti. Bazı çocuklar da koridorda beni yakalayıp ikinci kitabımın ne zaman çıkacağını soruyorlardı. Okumayı sevmeyen öğrencilerimden bazıları ise kitabımı defalarca okudular. Bir öğrenci de talimat verdi: “Diğer kitabınızın sonu mutlu bitsin.” Bir çocuk da kitabı ikinci defa imzalatmıştı. Hızını alamayıp benim yazmadığım kitapları da imzalamam için getirince çok gülmüştüm.

20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Yazarlık zorlu ama harika bir yolculuktur. Gençlere en kısa sürede bu yolculuğa çıkmalarını, çok okuyup çok yazmalarını tavsiye ederim. Benim gibi yola çıkmakta gecikenler de telaşa kapılmasın. Çünkü bizler bir taraftan da hayat kitabını okuduk. Bu da muhteşem bir hikâye arşivi demektir. Akıllarına gelen her konuda yazsınlar ve bunları saklasınlar. Çünkü başka bir yerde kullanabilirler. Bir de kendi seslerini tanımalarını sağlar. Düşünen herkese şimdiden başarılar dilerim.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir