RUHUN DOKUSUNDA, ZAMANIN İZİNDE VE
SAYILARIN AŞKININDA
Şair, Eğitimci ve Araştırmacı Erol Orak
1- Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Ben, insanın ruh haritasında yolculuk etmeyi ve hakikatin izini sürmeyi hayatının temeli sayan bir yolcuyum.
Eğitim serüvenim Fırat Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (PDR) alanında başladı.
İnsanın zihinsel labirentlerini, içsel çatışmalarını ve sığınaklarını tahlil ederken; bu birikimi Dicle Üniversitesi
Eğitim Yönetimi alanındaki lisansüstü çalışmalarımla ve Fırat Üniversitesi Matematik (Geometri)
yüksek lisansımla derinleştirdim. Zamanın eskitemediği o kadim insanlık birikimini kavrayabilmek adına
Anadolu Üniversitesi Tarih lisans eğitimimi de bu yapıya ekledim. Halen Diyarbakır’ın Çınar
ilçesinde, Ovabağ Ortaokulunda matematik öğretmenliği yapıyor ve İlçe Zümre Komisyon Başkanlığı
görevini yürütüyorum.
Fakat unvanların ötesinde ben, kalbin hüznünü şirle dindirmeye çalışan, tarihin ve bilimin ışığında insana ve
memlekete sevdalı bir şairim.
2- Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?
Ruhun derinliklerinde biriken sessiz çığlıklar, akademik metinlerin soğuk sınırlarına sığmaz. İnsanın zihinsel
çıkmazlarını inceledikçe, kelimelerin şifa verici gücüne sığınmam gerektiğini anladım. İçimdeki şiir volkanı
patladığında şu dizeler döküldü kalemimden:
‘Sığmaz ki gönül darlığı kâğıttaki kalıba,
Kelâm ki dökülmezse kalır ruhta harâbe.
Sessizce kanar içte o en gizli yara da,
Bir şiir olur, merhem olur kalbi harâba.’
Kırılma noktam, kalbin bu gizli yaralarına kelimelerle dokunmam gerektiğini kavradığım andı.
3- Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Tek bir an değil, zamanın akışında gizlenen o sessiz hakikatler teşvik etti beni. Bir çocuğun bakışındaki
kırılganlık, kadim medeniyetlerin taş duvarlarına kazınmış hüzün ve insan ruhunun o derin yalnızlığı… Kalemi
elime aldığım an, zamana ve mekâna bir iz bırakma arzusunun tecellisiydi.
4- Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım
dilinize me etkisi oldu?
Doğunun ve Batının klasiklerini, kadim tarih metinlerini ve psikoloji kuramcılarını büyük bir tutkuyla okudum.
O okumalar bana sadece bilgi vermedi; dilin ritmini, duygunun asaletini ve ifadenin inceliğini öğretti. Bugün
kalemimden dökülen naif ve derin üslup, gençliğimde o büyük fikir pınarlarından içtiğim katrelerin
yansımasıdır.
5- Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
İnsan ruhunun karmaşık yapısını incelerken ve tarihin yapraklarında medeniyetlerin yükseliş ile çöküşlerini
izlerken gördüm ki, insanın en büyük sığınağı kendi iç sesidir. Yeryüzünün tüm karmaşasına ve günümüz
insanının bunalımlarına yanıt ararken, kelimelerin bir rehber olabileceğini hissettiğimde yazar olmaya,
hissettiklerimi şiire dökmeye karar verdim.
6- İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir, siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
İyi bir yazar olmak, önce kendi ruhunun dürüst bir aynası olabilmektir. İnsanı tanımdan, geçmişin tecrübesini
süzmeden ve zihinsel bir disiplin kurmadan kalıcı bir eser verilemez. Ben tefekkürü, bilimsel derinliği ve
içtenliği harmanlayan bir yol izledim. Şiiri kalbimin merkezine koyarken, tefekkürü ve araştırmayı onun
ayrılmaz iki kanadı yaptım.
7- Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
İlk göz ağrım ve yüreğimin sesi olan eserim ‘Memleket Kokan Şiirler’dir. Bu kitap, sadece bir şiir seçkisi değil;
insanımızın toprağa, geçmişe, aşka ve hüzne dair kurduğu o en duru bağın ifadesidir.
8- Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
İnsanın varoluşsal sancıları, memleket sevdası, çocukların gözlerindeki geleceğe dair ümit ve insanlık tarihinin
o muazzam birikimidir. İnsan psikolojisinin kıvrımları ve yaşanmışlıklar kalemimin ana kaynağıdır.
9- Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz,
yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
Zihnimdeki analitik disiplin baştan bir mimari kurar ancak ruhun coşkusu o mimariyi aşar. Kalemimi kağıda
dokundurduğumda, duygular ve yaşanmışlıklar kendi mecrasını bulur. Karakterler de şiirdeki dizeler de kendi
kaderini çizer.
10- Size ilham veren şeyler nelerdir?
Bir insanın gözlerindeki durgunluk, sabaha karşı memleket toprağını öpen rüzgar, tarihten gelen bir ses ve
ruhun kendi içindeki o derin sessizlik bana ilham verir.
11- En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive
eden şey nedir?
Sessizliğin derinleştiği, gecenin gündüze kavuştuğu o demlerde üretken olurum. Beni motive eden
şey, kaleme aldığım bir dize ile bir insanın gönlüne dokunmak ve onun içsel yalnızlığına bir ışık
yakabilmektir.
12- Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Çünkü ‘Memleket Kokan Şiirler’de suni ifadelere yer yoktur. Bu kitapta okur, kendi ruhunun sesini,
memleketinin samimiyetini ve unuttuğu o naif duyguları bulacaktır. Sadece bir şiir kitabı değil, insan kalbinin
aynasıdır.
13- Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
Günümüz dünyasında ruhunu ve köklerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya olan insana; inceliği,
merhameti, memleket sevgisini ve içsel derinliği hatırlatmaktır. İnsan kalmanın asli koşulu gönlü
diri tutmaktır.
14- Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
Eğitimcilik, idari sorumluluklar ve akademik çalışmaların yoğunluğu arasında tefekkür anlarını korumak
zordur. Ancak yazmak benim için bir yorgunluk değil, ruhun dinlenme alanıdır. Şiirle nefes alır, kelimelerle
tazelenirim.
15- Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
Tıkanıklık dediğimiz şey, aslında ruhun demlenme süresidir. Böyle anlarda insanlık tarihinin büyük
tecrübelerine sığınır, doğanın akışını dinler veya insan zihninin derinliklerine dair okumalar yaparım. Ruh
dolunca kelimeler yeniden akar.
16- Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara
anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
Edebi söyleşiler, dergi yayınları, okur buluşmaları ve akademik platformlar vasıtasıyla düşüncelerimi
paylaşıyorum. Ayrıca eğitim ortamlarında gençlerle kurduğum bağ, düşüncelerimi aktarmada en canlı
köprümdür.
17- Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir?
Fuarlar, gönülden gönüle kurulan canlı bağlardır. Bir okurun gözünde kendi şiirinizin akislerini görmek,
kelimelerin hedeflemekte olduğu o ruhani adrese ulaştığını hissettirir.
18- Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var
mı?
Evet, bilim ile duyguyu sentezleyen son derece kıymetli projelerim var. Bunların başında, matematiğin soyut
yapısı ile öğrencilerin duygu durumlarını ve empati becerilerini entegre ettiğim ‘Matempaty’
(MATEMPATHY) projesi geliyor. Bu çalışmayla, öğrenme süreçlerindeki zihinsel kaygıyı dindirip duygusal
farkındalığı artırmayı hedefliyorum.
Bunun yanında geometri alanındaki tez çalışmalarımı, tarih araştırmalarımı ve ruhun insanlık tarihi boyunca
geçirdiği evreleri günümüz sorunlarına çözüm üretecek bir bakış açısıyla ele alan yeni edebi metinlerimi
hazırlıyorum. Şu dizeler de bu arayışımın bir özeti gibidir:
‘Geçmişin izinde ararız hal-i hazırı,
Tarih ki sunar derde devâ, ruhlara nûru.
Akılla, gönülle kurarız her yeni suru,
İnsanlığa bir müjde olur ilmin hüsnü.’
Amacım, geçmişin birikimiyle geleceğin zihnini inşa etmektir.
19- Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler
nelerdir?
Bir okurumun ‘Bu dizelerde unuttuğum samimiyeti ve çocukluğumun masumiyetini buldum’ demesi benim
için en büyük ödüldür. İnsanın kendi iç dünyasında bulduğu o akis, tüm çabaların amacına ulaştığını gösterir.
20- Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak
istersiniz?
Yazar adaylarına tavsiyem; sadece kaleme değil, kalbe ve ilme sarılmalarıdır. Tarihi bilmeden bugünü, insan
psikolojisini anlamadan ruhu, disiplinli düşünmeden derinliği yakalayamazlar. Şu üç mısra rehberleri olsun:
‘Âlim ol ki kelâmın bürünsün hikmete,
Sâdık ol ki gönül eresin o yüce devlete.
Kalem ki hakikati söylerse kalır anca,
Halk içinde hakça bir iz bırakır böylece.


