“İnsan Bazen Bir Cümleyle Yeniden Ayağa Kalkar”
1. Öncelikle sizi yakından tanıyabilir miyiz? Nur İnci Sovukpınar kimdir?
Nur İnci Sovukpınar; yazarlığın yanı sıra kişisel gelişim alanında da çalışmalar yapan, insanı, hayatı ve insan ilişkilerini anlamaya önem veren bir kalem. Yazdıklarımın merkezinde insanın iç dünyası, yaşanmışlıkları, umutları ve yeniden ayağa kalkma gücü bulunuyor. Benim için yazmak yalnızca kelimeleri bir araya getirmek değil; bazen suskun kalmış bir duyguya ses, bazen de bir insana umut olabilmek.
2. Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?
Yazarlık benim için bir anda alınmış bir karar değil, zaman içinde biriken duyguların, gözlemlerin ve yaşanmışlıkların doğal bir sonucu. Lise yıllarımda okul dergisinde şiirlerimin yayımlanması, kelimelerle kurduğum bağın ilk görünür adımlarındandı. Zamanla kalemimin yalnızca kendimi anlatmak için değil, başkalarının yüreğine de dokunabilmek için bir araç olabileceğini fark ettim.
3. Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Gençlik yıllarımda duygu ve düşüncelerimi yazıyla ifade etmek bana kendimi daha iyi anlatma imkânı verdi. Okul dergisinde şiirlerimin yayımlanması da bu isteği besledi. O günlerden bugüne değişmeyen şey, insanın içinde birikenleri kelimelere emanet etme ihtiyacı oldu.
4. Çocukluğunuzdaki ve gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınız bugünkü yazım dilinizi nasıl etkiledi?
Benim yazı dilimi tek bir yazarın ya da kitabın etkisiyle açıklamak mümkün değil. Okumak insanın kelime dünyasını zenginleştirirken benim kalemimi asıl besleyen hayatın kendisi, insanları gözlemlemek ve yaşanmışlıklar oldu. Yazarken gösterişli cümlelerden çok, okurun kendinden bir parça bulabileceği samimi bir anlatımı önemsiyorum.
5. Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Hayatımda iz bırakan deneyimler, insanın ne kadar kırılgan ama aynı zamanda ne kadar güçlü olabileceğini gösterdi. 1995 yılında Ankara Sincan’da yaşadığım tren kazası, hayata bakışımı derinden etkileyen olaylardan biriydi. O an, yaşamın ne kadar kıymetli olduğunu ve insanın her şeye rağmen umuda tutunması gerektiğini daha güçlü hissettim. Bu deneyim, hayata ve insana dair söyleyeceklerimi derinleştiren önemli bir dönüm noktası oldu.
6. İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir? Siz bu yolda nasıl bir yöntem izliyorsunuz?
Bence iyi bir yazar olmanın ilk şartı, insanı ve hayatı dikkatle gözlemlemek; ikinci şartı ise kendine karşı dürüst olabilmek. Yazarken duygularımı saklamamaya, yaşadıklarımı bütün açıklığıyla kaleme almaya çalışıyorum. Bir konuyu yalnızca anlatmak değil, okurun kendi hayatıyla bağ kurabileceği bir anlam alanı açmak istiyorum.
7. İlk kitabınız ve diğer eserleriniz hakkında bilgi verir misiniz?
İlk kitabım Ruhun Uyanışı. Bu kitabın benim için ayrı bir anlamı var; çünkü kitabın tüm gelirini DMD hastası çocuklara bağışladım. Ardından Aramızdaki Wi-Fi Neden Çekmiyor adlı kitabım okurla buluştu. İki kitap da farklı yönlerden insana, iç dünyamıza ve hayatla kurduğumuz bağa odaklanıyor. İlk kitabımda insanın içsel yolculuğuna, ikinci kitabımda ise insan ilişkilerindeki görünmez mesafelere dikkat çekiyorum.
8. Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etkenler nelerdir?
Beni en çok insanın görünmeyen dünyası, söylenemeyen sözleri ve zamanla büyüyen iletişim mesafeleri düşündürüyor. Bazen bir öğrencinin sessizliği, bazen aile içinde duyulmayan bir cümle, bazen de insanların yan yana oldukları hâlde birbirlerinden uzaklaşmaları… Gündelik hayatın içinde sıradan sandığımız bu ayrıntıların aslında üzerinde durmamız gereken büyük meseleler taşıdığına inanıyorum.
9. Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde kendi yollarını çizdikleri oluyor mu?
Benim yazarlık anlayışımda yaşanmışlıklar, düşünceler ve insanın iç dünyası önemli bir yer tutuyor. Bu nedenle yazım sürecinde metnin duygusal bütünlüğünü korumaya dikkat ediyorum. Benim için asıl mesele, okurun karşısına yalnızca bir hikâye koymak değil; onu düşündüren, kendi hayatına dönüp bakmasını sağlayan bir anlatım oluşturmak.
10. Size ilham veren şeyler nelerdir?
Hayatın kendisi… Bir insanın gözlerindeki ifade, yarım kalmış bir konuşma, bir çocuğun sorusu, bir annenin sessizliği ya da hiç beklemediğim bir anda duyduğum bir cümle. İlhamı yalnızca özel anlarda aramıyorum; çoğu zaman herkesin yanından geçip gittiği ayrıntılarda buluyorum.
11. En çok hangi dönemlerde üretkensiniz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?
Yazmak benim için yalnızca belirli bir saate ya da takvime bağlı değil. Zihnimde bir duygu veya düşünce olgunlaştığında onu kelimelere dökme ihtiyacı hissediyorum. En büyük motivasyonum, yazdıklarımın bir okurda karşılık bulması; birinin “Bu satırlarda kendimi buldum.” demesi.
12. Okuyucular neden sizin kitaplarınızı okumalı?
Çünkü kitaplarım okura hazır cevaplar vermekten çok, kendi hayatına ve ilişkilerine başka bir gözle bakabileceği sorular sunuyor. Ruhun Uyanışı’nda insanın iç dünyasına ve dönüşümüne; Aramızdaki Wi-Fi Neden Çekmiyor’da ise aileden eğitime, gençlerden toplumsal ilişkilere uzanan iletişim meselelerine yer veriyorum. Okurun sayfalar arasında kendinden bir iz bulmasını diliyorum.
13. Kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
İnsanın kendisiyle, ailesiyle ve çevresiyle kurduğu bağın kıymetini hatırlatmak istiyorum. Özellikle Aramızdaki Wi-Fi Neden Çekmiyor, yalnızca teknolojiyi değil, insanı konuşturuyor. Ekranlarımızda sinyal güçlü olabilir; peki kalplerimiz arasında hâlâ bağlantı var mı? Kitabın temel sorusu benim için tam da bu: Sinyal var, peki ya bağ?
14. Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıkıyorsunuz?
Yazmanın en zor yanı, bazen insanın kendi içinde taşıdığı duygularla yeniden yüzleşmesidir. Bir konuyu yazıya dökerken yalnızca kelimeleri değil, o kelimelerin taşıdığı yükü de düşünürsünüz. Bununla birlikte samimiyetin yazının en güçlü tarafı olduğuna inanıyorum. Zorlandığım anlarda yazının neden başladığını, kime ve neye dokunmak istediğini kendime hatırlatıyorum.
15. Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
Böyle zamanlarda kendimi zorlayıp her cümleyi hemen tamamlamaya çalışmıyorum. Biraz hayatın akışına dönmek, gözlem yapmak, okumak ve düşüncelerin kendi içinde olgunlaşmasına izin vermek iyi geliyor. Bazen yazmamak da yazma sürecinin bir parçasıdır. Önemli olan, anlatmak istediğiniz duyguyla bağınızı kaybetmemek.
16. Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir?
Okurla yüz yüze gelmek, yazarlığın en kıymetli taraflarından biri. Kitap bir kez yayımlandığında artık yalnızca yazarına ait olmaktan çıkıyor; her okur onu kendi hayatından süzerek yeniden anlamlandırıyor. Bir okurun kitabımdaki bir cümleyi neden önemsediğini dinlemek, benim için yeni bir öğrenme ve bağ kurma fırsatı.
17. Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Kitaplarımı okurla buluşturmak için söyleşilere, imza günlerine, radyo programlarına ve sosyal medya çalışmalarına önem veriyorum. Eğitimcilerle, ailelerle, gençlerle ve farklı toplumsal çevrelerle bir araya gelmeyi değerli buluyorum. Çünkü kitapların yalnızca raflarda değil, hayatın içinde konuşulmasını istiyorum.
18. Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni alanlar var mı?
Yeni projeler konusunda aceleci davranmak istemiyorum. Benim için önemli olan, ortaya çıkacak çalışmanın bir ihtiyaca temas etmesi ve okura gerçekten söyleyecek sözü olması. Yazarlık yolculuğumda insanı, ilişkileri, içsel dönüşümü ve toplumsal meseleleri farklı yönleriyle ele almayı sürdürmek istiyorum.
19. Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
Bir okurun kitabımı okuduktan sonra kendi hayatını, ailesini ya da ilişkilerini yeniden düşünmeye başladığını söylemesi beni çok etkiliyor. Özellikle “Kendimden bir parça buldum.” ya da “Bu satırlar bana iyi geldi.” gibi geri dönüşler, kalemin insana ulaşabildiğini hissettiriyor. Benim için en büyük karşılık, bir cümlenin bir yürekte iz bırakması.
20. Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Öncelikle kendi seslerini bulmalarını ve başkalarına benzemek için kendilerinden uzaklaşmamalarını öneririm. Çok okusunlar, çok gözlem yapsınlar, sabırlı olsunlar ve yazdıklarını geliştirmekten çekinmesinler. En önemlisi de yazmayı yalnızca görünür olmak için değil, gerçekten söyleyecek sözleri olduğu için seçsinler. Çünkü kalıcılığı sağlayan şey, insanın kendi hakikatinden beslenen samimi bir sestir.
KAPANIŞ
Hayatın bana öğrettiği en büyük şey; insanın hiç düşmemesi değil, yaşadıklarına rağmen içindeki ışığı kaybetmeden yeniden ayağa kalkabilmesidir. Ben acılarımdan duvarlar örmek yerine köprüler kurmayı seçtim. Kalemimle bir insanın yüreğine dokunabiliyorsam, bir kişiye bile umut olabiliyorsam yazdıklarımın anlamına ulaştığını hissediyorum.
“Hayatın bana öğrettiği en büyük şey; karanlığa kızmak yerine,
içimdeki ışığı çoğaltmak oldu.”
Nur İnci Sovukpınar
Yazar | Kişisel Gelişim Uzmanı


