Semina Coşkun

  1. Eser sahibi kimdir, sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
    Adım Semina Coşkun, 29 yaşındayım. Yedi yazmaktayım. Şu ana kadar birçok roman, kısa
    hikaye, deneme, makale yazdım. Denemelerim ve makalelerim birçok dijital dergide
    yayımlandı. Ayrıca senaryo yazarlığına da adım attım. Eserlerimin çoğunu kendime ait blog
    sitelerimde yayımlamakdayım.
  2. Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar
    nelerdir?
    Aslında bir kitap yazmak küçüklüğümden beri hayalimdi ama o zamanlar bu bana imkansız
    gibi geliyordu. Bu yüzden yıllarca sadece bir hayal olarak yaşadım. Daha sonra izlediğim bir
    dizde karşıma bir yazarın kitap yazma ve yayınlama serüveni çıktı. Dizideki süreci
    izlediğimde, aslında imkansız olmadığını fark ettim. O an karar verdim ve ertesi gün hiçbir
    plan ya da hazırlık yapmadan, ertelemeden bir kağıt ve kalem alıp aklıma gelen ilk şeyleri
    yazmaya başladım. Bir şeyi ne kadar düşünür, ne kadar plan program yaparsak o kadar
    ertelenir. Ama özellikle yazı yazmak plan, programla yapılacak iş değildir. Yazdıkça ilerlenir,
    yazdıkça devamı kendiliğinden gelir.
  3. Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eserinizi neydi?
    İlk eserim kendi düşünceme göre deneme eseriydi, tamamen acemiliğimi atmak için
    yazdığım uzun bir romandı. Bana göre yazmak sadece çok okuyarak, yazarak öğrenilir ve
    geliştirilir.
  4. Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
    Evet. Romanlarım genelde psikolojik gerilim, dram ve suç ağırlıklı, kısa hikayelerimin
    temaları ise paranormal, gothic tarzda fantastik hikayeler. Özellikle uzun romanlarımda yer
    alan ana karakterlerimin çoğu benden bir şeyler taşıyor. Kimi takıntılarımı, kimi hayal
    kırıklıklarımı, kimi travmalarımı, kimi içimdeki karanlık yönümü. Zaten bir eseri yaşayarak
    yazarken, kendimizi o dünyanın içinde hayal ediyoruz ve doğal olarak akraketlerle
    özdeşleşiyor ve o karakterlere ister istemez kendimizden bir şeyler katmak durumunda
    klaıyoruz.
  5. Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
    Çok oldu. Dediğim gibi, karakterlerime kendimden çok fazla özellik katıyorum. Hatta bazen
    kendimi o kadar kaptırıyorum ki günlük hayatta kendimi, yazdığım karakterlerdeki bende
    olmayan bir davranışı yaparken buluyorum. Bir romanda birden fazla karakter kullandığım
    için doğal olarak bi çok karakterden bir şeyler alıyorum. Her karakteri yazarken kendimi
    onun yerindeymiş gibi hissederek yazıyorum. Bu yüzden bazen kendimi kaybettiğim, boşluğa
    düştüğüm durumlar çok oluyor.
  6. Bugüne kadar yayınlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
    Yazdığım ilk üç eserim paranormal olayların yaşandığı romanlardı. Daha sonra paranormal
    hikayeleri kısa hikaye olarak yazmaya başladım ve romanlarımı sadece suç, psikolojik
    gerilim ve korku ağırlıklı yazmaya başladım. Gece terörü adında üçleme kitap serim
    bulunmakta. Bu seride, her kitapta yer alan tek bir ana karakter, her kitapta muhatap olduğu
    farklı karakterler ve yaşadığı farklı olaylar var. Bu üçlemede hem ana karakterin yaptığı
    hatalardan dolayı yaşadığı sıkıntıları hem de o sıkıntıların onun hayatına nasıl yön verdiğini
    ve bu durumun etrafındaki insanları nasıl etkilediğini anlatıyorum. Ayrıca bu ana karakterin
    adalete olan tutkusuna, adalet için kendi hayatını ve çevresindeki insanları nasıl feda ettiğine
    de şahitlik ediyoruz. Şu an üzerinde çalıştığım ve bitmek üzere olan başka bir romandımda
    ise bir ırkçılık sorunu ele alıyorum. Hem politik, hem toplumsal, hem de kişisel bir konu ele
    alıyorum.
  7. Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
    Kitaplarımın benim için anlamı benim tahmin ettiğimden daha büyük. Çünkü yazarken
    bilimin bir çok dalından faydalanmaya çalışıyorum. Araştırmalar yapıyorum. Yani bir eseri
    kaleme alırken amacım insanları yalnızca eğlendirmek ya da korkutmak değil. Düşündürmek,
    sorgulatmak ve şaşırtmak.
  8. Yazarken size ilham veren şeyler nedir?
    İlham aldığım çok fazla şey var. sadece duyduğum bir melodi bile gözlerimin önünde bir film
    canlandırıyor ya da duyduğum bir kelimeden, anında kafamdan uzun bir roman
    tasarlayabiliyorum. Ve kafamda o kadar çok fikir oluyor ki ya o fikirleri birbiriyle uyumlu
    hale getirip harmanlayarak bir roman taslağı haline getiriyorum ya da tüm fikirlerimi
    süzgeçten geçriere, yazmak için en çok sabırsızlandığım hikayeyi belirleyip onu yazmaya
    koyuluyorum.
  9. Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
    İnsanlar bunu okumalı, herkes bunu öğrenmeli. İçimde bu şekilde bir dürtü ortaya çıkıyor.
  10. Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
    Belli bir rutinim yok. Sadece disiplinli olmaya çalışıyorum, sürekli üretmeye çalışıyorum ve
    özellikle tek bir yerde yazmaya çalışıyorum. Çünkü çalışma masamda yazmaya alıştıysam
    salonda yazamam. Tek yer derken bunu kastediyorum. Ne kadar doğru bilemem ama sonuçta
    tekrar eden davranışlarımız, beynimiz o şeye kodlar. Dolayısıyla yazı yazma konusunda ben
    kendimi tek bir yere alıştırdığımdan dolayı başka bi yerde yazmaya çalışırsam verimim
    düşüyor. Düşünemiyorum ve hayal edemiyorum. Ayıca yazarken bir şey yiyip içmeyi de
    sevmem. Çalışma masam sürekli temiz ve düzenli olmak zorunda, aksi halde
    odaklanamıyorum.
  11. Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mıdır?
    Hayır, yok. Eğer yapılması gereken ve kafamı meşgul eden, yani yazarken aklımdan
    çıkaramayacağım işler varsa onları hallederim ve bulduğum her fırsatta yazmak için masama
    otururum. Ayrıca yazarken mutlaka bir müzik açarım ama bunlar ya yabancı dilde metal
    müzikler ya da sözsüz senfonik müziklerdir. Arka planda, kulağıma mutlaka kısık bir ses
    gelmeli. Tabi bu tercihe bağlı, herkesin odaklanma şekli farklı olabilir.
  12. Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
    Bazen sebepsiz yere tıkanıklık yaşıyorum. Bir bölümü tamamlamak için üç hafta boyunca
    düşündüğümü hatırlıyorum. Bazen ne yaparsam yapayım aklıma bir fikir gelmez ya da bir
    bölümün devamını getiremem. Birden fazla olayı birbirine bağlayamam. Böyle durumlarda
    ara vermek yerine önceki yazdıklarımı tekrar tekrar okurum, devamı kendiliğinden gelir.
    Bazen de günlük hayatta yaşadığım ve kontrol edemediğim olumsuz durumlar zihnimi
    meşgul eder ve bu da düşünmemi ve yazmamı engeller.
  13. Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
    Çok fazla oldu. Hatta bir keresinde üçyüz sayfalık el yazmalarımı çöpe atmış, ayını günün
    akşamında çöpten geri almıştım ama ne zmaan artık bitti desem, bir kaç saat sonra kendimi
    çalışma masamda yazarken buluyorum. Bu artık bende bir ihtiyaç, bir dürtü gibi bir şeye
    dönüştü. Yazmadığım zamanlar sıkıntılı ve agresif oluyorum. Beni yazmaktan alıkoyan
    şeylerden uzak durmaya çalışıyorum çünkü bunu yapmadığım zaman, hayatımı kötü yönde
    etkiliyor.
  14. Eserlerinizin ana fikri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
    Eserlerimle vermek istediğim mesaj, tehditin her zaman yanı başımızda ve görünmez halde
    olduğu. Hiçbir şeyin imkansız olmadığı. İnsanların adalet ve tehditlere karşı nasıl tepkiler
    verdiklerini, aslında her insanın içinde karanlık bir taraf olduğunu ve bu durumlarda onu nasıl
    kullandığını göstermek.
  15. Okuyucunun, metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
    Merak. Bazı karakterlere karşı öfke veya üzüntü ve şaşkınlık.
  16. Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
    Kitaplarımda toz pembe bir dünyaya ya da aşk hayatlarına yer yok. Ben okuyucuya tamamen
    gerçek bir dünya sunarak, onlara her şeyin mümkün olabileceğini anlatmaya, diğer yandan da
    öğretmeye çalışıyorum.
  17. Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
    Belki de çok az yazarın yaptığını yapıyorum ve hiç çekinmeden, korkmadan, özgürce
    yazıyorum. Sonuçta bu benim hikayem ve benim hayal dünyam. Ayrıca dediğim gibi,
    okurlara gerçek bir dünya sunuyorum. İmkansız gibi görünen olaylarla günlük hayatı
    harmanlayarak, insanların başına hangi olayların nasıl gelebileceğini anlatıyorum.
  18. Son olarak edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara ya da yazar adaylarına ne
    söylemek istersiniz?
    Benim ilk kitabımda yaptığım bir hatam vardı. “Bunu yazmayayım. Kitabım basılır da beni
    tanıyanlar okursa hakkında ne düşünür? Bu beni kötü gösterir. Bu beni rezil eder…” Gibi
    düşüncelerle yazmaktan vazgeçtiğim çok fazla cümlelerim ya da sahnelerim oldu. Ama ne
    zaman bu düşünceleri kafamdan atıp özgürce yazmaya başladıysam, hikayelerim o zaman
    daha da güçlendi. Bunu yapmasınlar. Ama diğer yandan da insanları kötülüğe veya suça
    sürükleyebilecek, onlara kötü yönde cesaret verecek içerikler yazarken okurların bunlardan
    ders almalarını sağlayacakları şekilde yazsınlar. Sonuçta bir kitap insanı geliştirmeli, bir
    şeyler öğretmeli. Suça sürüklememeli.
  19. Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne
    olurdu?
    Bu senin hikayen! Korkmadan, çekinmeden, kendini kısıtlamadan, sınırsız ve özgürce yaz.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir