
1)Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Cevap: İçten bir merhaba öncelikle…Ben Sinem Yiğit Yağcı. Dört senesi profesyonel olmak üzere sekiz yıldır. Yazım ve edebiyat dünyası içerisindeyim.Çok küçük yaşlardan itibaren de yazma dürtüsü ve edebiyat benim içimdeydi…Farklı türlerde basılmış dokuz kitabım bulunmakta. Beyaz perde tutkumla da hayatıma kattığım bağımsız sinema filmlerim, senaryolarım mevcut. Ilk kez 2025 yılında yurtdışı festivaller için bir kısa film çektim. Senaristliğini ve yönetmenliğini kendim üstlendim.Bununla birlikte yine 2025 yılında televizyon
deneyimim de oldu. Bloomberg tv de yayınlanan Geleceğin Dünyası tv progragramında çözüm ortaklı çalıştım, reklam koordinatörlüğü de yaptım. Şuan ise çocuk kitabı serim olan Simi’nin kitaplığı’nın ikinci setini yazmaktayım.
2) Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
Okumayı, yazmayı öğrendiğim günden beri yazmak benim ikinci dilim olmuştur. Hatta konuşmayı ikinci plana attığım anlarım çoktur. İşte tam olarak bunu fark ettiğimde yazarlığı bir meslek olarak icra etmeye ve kendimi bu alanda
geliştirmeye başladım.
3) Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?
Ormanın Şarkısı, benim ilk şiir kitabım. Belki bir çok yazar hayatının bir dönemi şiire uğramıştır. Bende onlardan biri olmakla beraber, şiiri hiçbir zaman bırakmayanlardanım.Bence şiir, anlatılmak istenenleri anlatmanın ve anlatılanın akılda kalmasının en güzel yoludur.
4) Bu ilk adım size ne hissettirdi?
İlk kitabım Ormanın Şarkısı bana edilmiş bir teklifle basıldı. Çok sevdiğim bir tarih öğretmenimin vasıtasıyla karşılaştığım bu teklif üzerine şiirlerimi okuyucu için derledim. Kitabımı elime aldığımda tarif edilemez bir heyecan içerisindeydim.
5) Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Benim eserlerimde duygular her zaman ön plandadır. Özellikle hüzün, sevgi, acı,heyecan ve tutku. Bunlar her birimizin içinde taşıdığı duygular
olduğundan kitaplarımda benden bir parça bulmak muhtemeldir.
6) Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
Elbette, özellikle şiir kitaplarımda…
7) Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
Yayınlanmış dokuz kitabım mevcut. Bunlardan beş tanesi Simi’nin kitaplığı adı altında topladığım ayrı ayrı beş çocuk hikayesi kitabıdır. Pedagog onaylı çocuk kitaplarım
Dedemin kurabiyeleri, Titi ve Çiçi, brokoliler çikolatalara karşı, Tavuskuşu ve civcivler, ve En güçlü benim adlı eserlerim şuana kadar Şırnak’tan Van’a, İstanbul’dan, Hatay’a kadar bir çok ilimize ulaştı. Çocuk edebiyatının yanı sıra iki şiir kitabım, Ormanın şarkısı ve Vişne çürüğü, ve son öykü kitabım speranza hala okurlara ışık oluyor.
8) Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
Hepsinin içlerinde benim hayatımdan nüanslar var. Her biri benim bir uzvum gibi adeta. Onlar
beni ben yapan sayılı şeylerden.
9) Yazarken size ilham veren şey nedir?
Kızım, aşkım, kendim, mumlarım, gece ve bir fincan sıcak çay. Başlıca bu altılı. Ama bir kuş ötüşü, bir kelebeğin kanat çırpışı ya da bir tartışma… Hepsi benim uyaranım.
10) Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Kesinlikle heyecan… Eğer aklıma gelen fikir beni heyecanlandırıyorsa, ki buna üzüntü, mutluluk gibi
duygularda eşlik edebilir, mutlaka yazıya dökerim. Bazan sadece fikir olarak bile kalabilir. Fakat, yazılı olması kuraldır.
11) Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Düzensiz… Kulağa ürkütücü geliyor olabilir ama benim düzenim düzensizlik. Kendimi bir plana, zamanlamaya ya da rutine sokarsam muhtemelen hem zorlanır hem de yazdıklarımı beğenmem. Saatin kaç olduğu, nerede ve ne halde olduğumun bir önemi yok. Yazarım…
12) Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Kesinlikle yok, tercihen geceleri. Yalnız ve klasik ya da etnik müzik eşliğinde yazarım.
13) Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
Tıkanmak… Bazen ikinci cümlede bazen onuncu sayfada gelen o tıkanıklık hissi beni mahvediyor. Tüm gecem bu tıkanıklığı çözme çabasıyla geçer.
14) Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu ?
Çok kez… İçten içe kendimi her yazımda eleştiririm. Bazen bu öz eleştirinin dozu kaçıyor. Bir kaç saatliğine de olsa yazarlığı bırakıyorum 🙂
15) Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
Çocuk kitaplarımın her birinde bambaşka mesajlar var. (Ayrımcılık yapmamak, saygının önemi, farklılıklarımızı kabul etmek ve
sevmek, bencil olmamak vb)
Yetişkin öykü kitabım olan Speranza’da ise , öz disiplin, umut ve istikrarın önemini vurguladım. Şiir kitaplarımda da özsaygı, ben bilinci ve aşkın bir çok halini anlattım. Her sayfada kendinizden bir parça bulursunuz.
16) Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
” bu kitabı ben mi yazdım, biri beni mi gözetliyor ?” Bunu duymak beni son derece mutlu eder.
17) Okuyucular neden sizin
kitabınızı okumalı?
Türüne göre değişmekle birlikte, Dünya’dan bir kaç saatliğine uzaklaşmak ya da tam tersi Dünya’da olduğu hatırlamak ve hissetmek için.
18) Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
Ben okurlardan biriyim…
19) Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?
Vazgeçmeyi tabiki düşünebilirsiniz ama lütfen iki saatten fazla düşünmeyin 🙂
20) Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?
Ne olursa olsun yaz, amacının ne olduğunun da hiçbir önemi yok. Önce yaz…

