SUSARAK ÖĞRENDİK
Bazı insanlar konuşarak büyür,
Biz susarak öğrendik.
Susmak bizde erdem sanıldı;
Yüksek ses ayıp, itiraz nankörlük,
Acıysa kadere yakıştırıldı.
Oysa susmak, içimizde biriken kelimelerin yavaş yavaş boğulmasıydı.
Bir kadının sesi önce evde kısılır.
Sonra sokakta, sonra hayatta.
Gülüşü fazla bulunur, bakışı yanlış anlaşılır,
Acıya dayanması beklenir ama sevinci ölçülür.
Biz susarken dünya konuştu.
Hakkımızda kararlar alındı,
Hayatımız cümle aralarında harcandı.
Bir “idare et”in içine bir ömür sığdırmamız istendi.
Ama insan bazı suskunluklardan sağ çıkamaz.
Kelime boğazda düğümlenir,
Gözlerde birikir, sonra bir gün taşar.
İşte o gün anladık:
Ses, lütuf değil haktır.
Konuşmak ayıp değil,
Susmak kader değildir.
Biz artık fısıldamıyoruz.
Kırık da olsa, titrek de olsa sesimiz var.
Ve bu ses, uzun bir suskunluğun en haklı cümlesidir.
— Halise Aydoğdu
