Abdul Vahap Uncu röportaj

Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

 

 

Güneydoğu’nun incisi, tarihi sokaklarında bulunan taş yapılı evleri, tarihi çarşısı, yemekleri ve kuruyemişi ile ünlenmiş Mardin’de; Tarihler 25 Mayıs’ı gösterdiğinde, yaşama gözümü açtım.

Her daim hareketli bir yaşamı olan; hayallerinden vazgeçmeyen; Yıllar geçse de hayaline kavuşan, 3 adet kitabımı ve bunlardan her biri için ayrı ayrı ödüllere sahip olan yazarım. Gençleri anlamak, yüreklerine dokunmak adına yaptığım çalışmalarım  bulunmakta. Aynı zamanda ayda bir defa HAYRENDİS internet sitesinde yazılarımı yayınlamaktayım.

Teşekkürler.

 

Hayatınızın dönüm noktası yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nedir?

 

 

İlkokul yıllarında başlayan kitap sevdam! Ortaokul çağında Nobel ödülü almış kitapları okuyarak daha sonrasında lise çağlarında edebiyatımızın usta eserlerini okuyarak devam etti. Hayalimde edebiyat öğretmeni olmak vardı. Her defasında birer sayfa yazı yazıp, onları dosyalıyordum. İlk yazı serüvenim köşe yazarlığı ile başlayıp; kitap yayınlatma ile devam etti ve ediyor…

 

Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?

 

 

Daha önce köşe yazarlığı ile başlayan serüvenim, profesyonelliğe ilk attığım şiir kitabımla başladı. Şiirlerin unutulmaya yüz

 

tuttuğu zamanda; Şiirleri yeniden yaşatmak ve okuyucunun duygularını kaleme dökmek adına ilk şiir kitabım olan KUM SAATİ adlı eserimi yayınlattım.

 

 

 

Bu ilk adım size ne hissettirdi?

 

 

İlkler her daim özeldir. Özen göstermek gerektiği gibi; Heyecan ve mutluluk duygusunu aynı anda yaşadım.

 

 

 

Eserlerinizde tekrar eden temalar yada sizi yansıtan karakterler var mı?

 

Eserlerimde hep okuyucunun duygularını yansıtmayı severim. Bir şiiri, bir yazıyı okuduğunda kendinden birşey bulsun istiyorum. O şiiri yada yazıyı kendi iç dünyasından almışçasına bir duygu ile okuması için çabalarım. Kendimi bulduğum bir şiirim var. BEN KİMİM. Beni en güzel anlatan şiirim olarak yaşantımın en güzel mısraları olarak kalacak.

 

 

Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?

 

 

Ben, sevgi adına, güzellik adına, huzur ve mutluluk adına eserlerimi yazarım. Pozitif bir enerji ile yazılarımı kaleme alırım. Anı yaşamak, huzuru bir ormanın yeşilinde, bir denizin dalgasında, kuşların güzel sesinden ilham alarak yazarım.

 

 

 

Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?

 

 

İlk eserim şiir üzerine olan, KUM SAATİ.

İkinci eserim kişisel gelişim alanında olan, KIYIYA VURAN DALGALAR.

Üçüncü eserim yine şiir alanında olan, 9.15 VAPURU.

İnternet sitesinde ve Ritim Sanat Yayınlarından temin edilebilir.

 

Bu kitapların sizin için anlamı nedir?

 

 

Bu kitaplar benim için özel bir yere sahip, çok sevdiğiniz birşeyi istediğiniz zamanın dışında çok seneler sonra sahip olduğunuzda nasıl bir sevinç kaplıyorsa

 

yüreğinizi! İşte o duygu ile eserlerimin bendeki yeri budur.

 

 

Yazarken size ilham veren şey nedir?

 

 

Benim yazılarımda bana ilham veren; Deniz, Ormanın içindeki ağaç ve yeşillik, Kuşların ve martıların sesi bir de teknesinde gezinen balıkçıdan alırım…

 

 

 

Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu yada an nedir?

 

 

Bir fikri yazıya dönüştüren; Yürekten gelen duygudur. Bir yazıya başlarken; kelimenin üzerinden 3 yada 4 defa geçerim. Söz

 

uygun değilse yazıya! Siler, tekrar yazarım. Çok laf ebeliği yapmadan kısa ve özlü yazar ve anlatırım. Genelde gözlem ve sohbetten yola çıkarak, topluma fayda verecek bilgileri kağıda dökerim. Kalemim her daim aklımda yazar, sonrasında herkesin okuması ve düşünmesi için yayınlatırım.

 

 

Belirli bir yazma saatiniz yada ritüeliniz var mı?

 

 

Belirli bir saat ve rutinim yok aslında. Ne zaman ilham gelir bilinmez!… Ama genelde geceyi seçerim. Sessizliğinde gecenin huzur bulduğu saatte yazmaya başlarım.

 

Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?

 

 

Yazma sürecinde beni zorlayan şey kelime dağarcığı yapmam. Kelimeyi mümkün olduğunca kısa ve anlaşılır bir şekilde yazmaya özen gösterdiğimden; çoğu zaman zorlanabiliyorum.

 

 

 

Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?

 

 

Vazgeçmek, pes etmek demek…

Bir çok kez bir anlık duygu yoğunluğunu yaşadığım bir zamanda! İçimde sessiz bir çığlık yükselir. YETER!… diye içimden haykırdığım oluyor. Ama bunu hiç bir

 

zaman dışa taşırmadım ve hep yüreğimde bir ses olarak kaldı. Vazgeçince kendini boşluğa bırakır ve yeniden ayağa  kalkamazsınız!… Bu yüzden Düştükçe yeniden kalkmak sizi güçlü kılar.

 

 

 

 

Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?

 

 

 

Eserlerimde, sevgiyi, güzelliği, yaşanılan anın değerini, yaşamı, hayatı konu alıyorum. Hep bir sitem içinde, kavga gürültü içinde sanki ömürlük bir yaşantımız varmış gibi kırıp, döküyoruz. Unutulan bir şey var! Kırılan bir bardak toplanamaz, cam kırıkları etrafa dağılır. Kalbi her zaman bir

 

cam bardağa benzetirim. Dağılır ve bir daha eskisi gibi olamaz…

 

 

 

Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?

 

 

 

Bir kitap okunurken, içinde yaşanılan yada anlatılan anın içinde olması kitabı gerektiği gibi okuduğunu ve ondan kendine bir pay çıkardığını anlamış olursunuz. Yaşamın özünde bende varım, bu kitap beni bana hatırlattı demesi harika bir duygu.

 

Okuyucular neden sizin kitabı okumalı?

 

 

Kitap okuyanların sayısı günden güne azalmakta ve bu durum biz yazarları üzmektedir. Ben benim kitabım sadece okunsun diyemem! Bencillik olur. Kitaplar okunsun…Benim yada başka bir kalemdaşımın fark etmez!… Bir emek verilmesinin dışında, kelime hazneniz genişler ve problemler karşısında nasıl bir çözümle yaklaşacağınızı daha iyi anlarsınız.

 

Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?

 

 

 

Her yazarın kendine has bir üslubu ve yazma tarzı vardır. Beni diğer yazarlardan ayıran en önemli unsur şu olur.

Ben halkın içinden biriyim. Her yaştan insanlarla bir arada olup, onlarla sohbet etmeyi, onların yüreğini dinleyip onların duygularına ortak olmayı severim. Semt pazarından alışveriş yapmayı oradaki esnaf ile samimi bir şekilde şakalaşıp kısa sohbetler yapmayı severim… Sadece semt pazarı buna bir örnek tabi. Esnafla, gençlerle vesaire… Doğal olmayı seviyorum, doğal bir insanım.

 

Son olarak; Edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?

 

 

Sevgili genç kalemdaş arkadaşlarım. Gerek bu mesleği icra eden, gerekse bu mesleği sevip yapmak isteyen gençler! Elbette bu sözlerim sadece yazan kalemler için değil! İstediğiniz yada yapmak istediğiniz meslek yada hayal ne ise; ilk adımı atın. Gerçekleşmesi zaman alsa bile! Sonunda hayalinizdeki mesleğe yada yapmak istediğiniz her ne varsa ona kavuştuğunuzda mutluluk sizin tarif edemeyeceğiniz kadar leziz olur.

 

Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?

 

 

Yazmaya yeni başlayanlara ilk mektubu yazsaydım onlara ilk cümlem;

İçinizden geldiği gibi, birinin yada birilerinin yüreğine dokunacağınızı bilerek kaleminizi ele alın ve kağıda yazıyı dökün.

Unutmayın ki!

SÖZ UÇAR, YAZI BAKİ KALIR…

 

 

Bu güzel ve özel söyleşi için Murat bey size teşekkürlerimi sunuyorum…

Sevgi ve Saygılarımla…

 

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir