Köşe Blog Yazıları

SEVDA ANLI:Bir Zaferden Daha Fazlası

Bir Zaferden Daha Fazlası .    Bazı tarihler vardır. Takvimde yalnızca bir gün değildir. Bir milletin hafızasına, yüreğine ve geleceğine yazılır. 30 Ağustos da böyle bir tarihtir. Bugün yalnızca kazanılmış büyük bir zaferi hatırlamıyoruz. Bugün, bir milletin yokluklara, imkânsızlıklara ve işgale rağmen “Ben varım.” Diyebilme iradesini hatırlıyoruz. Bir ülkenin kaderinin değiştiği günü… Bağımsızlığın yeniden anlam kazandığı günü… Ve bize bırakılan büyük bir emaneti… 30 Ağustos denildiğinde aklımıza savaş meydanları geliyor. Ama bir zafer yalnızca cephede kazanılmaz. Bir zaferden önce inanç gerekir. Sabır gerekir. Fedakârlık gerekir. Bazen bir annenin evladını cepheye uğurlarken yüreğine taş basması gerekir. Bazen bir babanın ailesinden ayrılıp vatanı…

YEŞİN ŞAHİN YAMAN :HERKES KONUŞUYOR, KİMSE DİNLEMİYOR

HERKES KONUŞUYOR, KİMSE DİNLEMİYOR Deneme İnsanlık belki de hiçbir çağda bu kadar çok konuşmadı. Sabah gözümüzü açtığımız anda başlayan mesajlar, yorumlar, bildirimler, toplantılar, televizyon tartışmaları ve sosyal medya paylaşımları gece uyuyana kadar sürüyor. Herkesin söyleyecek bir sözü, savunacak bir fikri, gösterecek bir hayatı var. Buna rağmen çağımızın en büyük yoksunluklarından biri hâlâ aynı: Anlaşılmadığımızı düşünüyoruz. Bu tuhaf bir çelişkidir. İletişim araçlarımız çoğaldıkça iletişimimizin de güçleneceğini sandık. Oysa araçların çoğalması, insanın karşısındakine ayırdığı dikkati aynı oranda artırmadı. Dünyanın öbür ucundaki birine saniyeler içinde ulaşabiliyoruz fakat aynı masada oturduğumuz insanın cümlesinin bitmesini beklemekte zorlanıyoruz. Çünkü dinlemek ile susmak aynı şey değildir. Çoğu…

SEVDA ANLI:Her Sessizlik Kabulleniş Değildir

Her Sessizlik Kabulleniş Değildir İnsanlar sessizliği çoğu zaman yanlış anlar. Bir insan susuyorsa kabul ettiğini düşünürler. Razı olduğunu, kırılmadığını, umursamadığını… Oysa insan her sustuğunda kabullenmez. Bazen konuşacak gücü kalmadığı için susar. Bazen aynı şeyi defalarca anlatmaktan yorulduğu için, bazen karşısındaki insanın anlamak istemediğini fark ettiği için. Bazen de söyleyeceği her kelimenin yeni bir tartışmaya dönüşeceğini bildiği için. Ve bazen insan, kendini daha fazla anlatmak istemediği için susar. Çocukken bize konuşmamız öğretilir. “Bir sorun varsa söyle.” “Canın yanıyorsa anlat.” “Birisi seni üzüyorsa bize haber ver.” Sonra büyürüz ve hayat bize bazen konuşmanın her şeyi çözmediğini öğretir. Bir şey anlatırsın, yanlış anlaşılır.…

SEZGİN IŞIK:30 Ağustos — Bir Milletin Başını Eğmediği Gün

30 Ağustos — Bir Milletin Başını Eğmediği Gün Bugün 30 Ağustos… Takvimde yalnızca bir gün değil; bir milletin yeniden ayağa kalktığı, kendi kaderini kendi elleriyle yazdığı ve bütün dünyaya “Ben buradayım” dediği gün. Bugün, kelimelerin gururu anlatmaya yetmediği günlerden biri. Çünkü 30 Ağustos; yalnızca kazanılmış bir savaşın değil, vazgeçmeyenlerin, boyun eğmeyenlerin, vatanından ve hürriyetinden ödün vermeyenlerin zaferidir. Bu toprakların üzerinde yıllar boyunca nice hesaplar yapıldı. Nice oyunlar kuruldu, nice fırtınalar koptu. Bizi birbirimizden ayırmak, umudumuzu kırmak, Cumhuriyetimizin ışığını söndürmek isteyenler oldu. Ama unuttukları bir şey vardı: Bu millet, en karanlık gecenin içinden sabah çıkarmayı bilen bir millettir. Çünkü biz, yokluğun…

KORHAN KÜLÇE:ATATÜRK VATANSEVER DEĞİLDİ,O BİR VATAN KURUCU İDİ.

ATATÜRK VATANSEVER DEĞİLDİO BİR VATAN KURUCU İDİBazı insanlar vardır ki, yaşadıkları çağ onların büyüklüğünü tartamaz. O sırada onlarla birlikte yaşayanlardan çok azı bu üstün insanların aslında ne ve kim olduğunu anlayabilirler.Onlar yalnızca bir dönemin değil, tüm uygarlığın üstün insanıdırlar. Mustafa Kemal ATATÜRK, tarihin gördüğü işte o nadir üstün insanlardan biridir.Onu “vatansever” diye anmak, bir okyanusu avuçla ölçmeye kalkmak gibi olur.Çünkü o, vatanı sevmekle kalmadı; onu yeniden kurdu, ona yeni bir ruh, yeni bir anlam kazandırdı.Vatanseverlik, çoğu zaman duygusal bir bağlılıktır. İnsan, doğduğu toprakları sever, onu korur, uğruna fedakârlık eder.Fakat ATATÜRK’ün sevgisi bu sınırları aşan bir bilgelikti.O, duygudan öteye geçen bir…

YASEMİN TOSUN:SOĞUK KASIM DURAĞI

Soğuk kasım durağıAylardan KasımGeldi rüzgar, geçti lodosO şiirlerimiFırtına aldı sürükledi yine hayallerimiBenden uzağa, uzaktaki filmin içineEn öndeki koltukta seyircisi benAkıp gidiyorİzliyorum geçmişimiGelecekte yolculuk ediyorum..Kendi içime kendimleŞimdi de iniyorumSoğuk kasım durağındaKendime…..Kendi içimde kendimle

YASEMİN TOSUN :KİTAPLAR

KitaplarKitaplar benim ruhumKitaplar benim çocukluğumGençliğim bedenim yetişkinliğimHer kitap farklı hikayeHer kitap yaşanmışlıkHer kitap bir tren garıHer kitap bir uçurtma bendeGökyüzü orman ve de denizKitaplar okuyana çok şey katıyorKitaplar en iyi dosttur insanaTabi ki okuyup anlayanaAnlayıp çözeneKitaplar benimKitaplar benim benliğimBen bir kitabımOkudukça kendimi çeviriyorumÇevirdikçe kendimi yaşıyorum bendeVe son sayfada son buluyoryaşadıklarım ve ben

ÖZNUR KÖSELİÖREN:EYLÜL KAPIDA

Eylül Kapıda  Geliyor yine bizim hüzün mevsimimiz. Ayağımıza dolaşacak sarı yeşil kurumuş yapraklar. İnsan bazen kitabının arasında çiçek kurutmayı bile özlüyor. Sahi neden en çok sonbaharda özler insan? Bazen bir insanı, Bazen eskiyi, Hatta bazen eski kendini… Telaşsız çocukluğumu özlüyorum bazen mesela  Dizimizdeki yarayı en büyük yara sandığımız o günleri. Keşke hep çocuk kalsaydım diyorum bazen! Sonra burnuna sobanın üzerinde kuruttuğum portakal kabuğunun kokusu geliyor, daha çok özlüyorum. Annemin içiniz ısınsın diye yaptım dediği tarçınlı sahlep in tadını bir daha asla bulamadım mesela. Sonbahar gelince insan şöyle güzel bir aşk acısı da çekmek istiyor… Usul usul çiselleyen yağmur altında el…

SAMİ BAŞAR:VATAN SAHİPSİZ DEĞİL 

VATAN SAHİPSİZ DEĞİL                                    Yıldızların bile ümidini yitirdiği bu serin koyu karanlık Mayıs gecesinde kederli Akşehir, gündüzkü İtalyan zulümlerinden bitkin bir halde ümitsizce uykuya dalmıştı. Millet sahipsiz, halk perişandı. 15 Mayıs’ta İzmir’in işgali Akşehir’e ulaştığında Akşehir halkı tepki göstermekle gecikmedi. Başta Akşehir Müftüsü Hacı Mustafa, Belediye Başkanı ve Akşehir eşrafından Rüştü, Ömer, Hacı Mustafa, Şemsettin Ali, Abdullah Efendiler Akşehir halkı adına Sadarete işgali protesto eden telgraflar çektiler. Küçük Sabri, Hıdırlık yamacındaki evlerinden yorgun bir şekilde uyandı. Sabaha kadar uyumamıştı. Tam dalmıştı ki annesi Habibe başucuna gelmişti. — Oğlum, kalk haydi kalk! Evlerinde bir ağabey, bir annesi bir de kendisinden başka kimse…

Sami BAŞAR:BATI CEPHESİ: AKŞEHİR

BATI CEPHESİ: AKŞEHİR Yıl bin dokuz yüz yirmi ikiAnadolu suskun, gök beklemedeAkşehir’de bir masaBir haritaBir milletin kaderi serili… Saat dörde çekerken zamanıNefes tutulur karargâhtaTahta bir masaya eğilir PaşaGözlerinde yarın, sesinde tarih: “Yirmi altı Ağustos sabahıTaarruz başlayacaktır.” Ve o an bilir AkşehirBu söz sıradan değildir. Batı Cephesi AkşehirBu toprak kader bilir. Bir söz düşer gecenin bağrınaCumhuriyet mayalanır. Batı Cephesi AkşehirBir millet burada dirilir. Zaferin ilk nefesiBu şehirden yükselir. Dokuz ay on gün bekler şehirEkmek bölünür, kapılar açıkAnalardan dua yükselirBabadan sabır, çocuktan umut. Yirmi dört Ağustos sabahıBir kasaba ayağa kalkarPaşa gider, sözünü bırakır: “Zaferle ödeyeceğim bunu.” Kadınıyla, erkeğiyleBir ses yükselir göğe: “Ordumuzu…