
- Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Murat Çulha. Etik hacker, siber güvenlik eğitmeni ve aynı zamanda dijital çağda bilinçli bireyler yetişmesine katkı sunmayı kendine görev edinmiş bir yazarım. Uzun yıllardır hem öğrencilerle hem yetişkinlerle teknoloji ve internet güvenliği üzerine çalışıyor, konferanslar ve söyleşiler düzenliyorum.
Siber güvenliğin yanı sıra dijital okuryazarlık, çocukların internette güvenliği ve aile farkındalığı konularında da aktif içerik üretiyorum. Aynı zamanda kendi yayınevim olan EthicPress Yayınları çatısı altında sosyal medya projeleri, eğitim materyalleri ve kitap çalışmaları yürütüyorum. Teknolojiye olan ilgim çocukluk yıllarında başladı; merakım zamanla etik hackerlığa, oradan da insanlara yol gösteren bir anlatıya dönüştü. Bugün hem sahada hem sınıflarda hem de yazılı eserlerimde bu merakı paylaşmaya devam ediyorum.
- Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
Hayatımda beni yazarlığa yönelten birkaç önemli dönüm noktası oldu. Bunlardan ilki, teknolojiyi sadece ‘kullanan’ biri olmaktan çıkıp, onun arka planını merak etmeye başladığım çocukluk dönemimdi. Bilgisayarın başında geçirdiğim saatler zamanla meraka, merak ise öğrenme ve üretme isteğine dönüştü.
İkinci dönüm noktam, siber güvenlik alanıyla tanışmam oldu. Bu alanda çalışmaya başladıktan sonra, insanların özellikle de çocukların ve ailelerin internette ne kadar savunmasız olabildiğini yakından gördüm. Karşılaştığım her olay bana şunu gösterdi: Bilgi sadece bilenin değil, paylaşanın da sorumluluğudur. İşte bu düşünce yazma isteğimi tetikleyen en güçlü etkenlerden biri oldu.
- Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?
Hayır, bu eser yazarlık serüvenimdeki ilk kitabım değil. Yazmaya başladığım ilk eserim “İçimizdeki Hacker Sen Misin?” adlı çalışmaydı. O kitap, siber güvenliğe bakış açımı ve yıllar boyunca edindiğim deneyimleri okuyucuya yalın ve anlaşılır bir şekilde aktarabilmek için attığım ilk adımdı. Bugüne kadar toplamda dört kitap yayınladım. Her biri hem bireylerin hem de ailelerin dijital dünyada karşılaştıkları risklere karşı bilinçlenmesini amaçlayan eserlerdi. En son kaleme aldığım çalışma ise “Bir Tıkla Gelen Tehlike” oldu. Bu kitapta özellikle çocukların ve gençlerin çevrim içi risklerle nasıl karşı karşıya kaldığını ve ailelerin bu süreçte nasıl bilinçli adımlar atması gerektiğini ele alıyorum.
Ayrıca hâlihazırda üzerinde çalıştığım yeni kitap projelerim de var. Hem etik hackerlık alanındaki teknik konuları hem de dijital güvenlik bilincini daha geniş bir kitleye ulaştıracak içerikler üretmeye devam ediyorum. Yazarlık benim için bir süreç değil, sürekli gelişen bir yolculuk.
- Bu ilk adım size ne hissettirdi?
İlk kitabımı kaleme almak benim için sadece bir ‘yazı süreci’ değil, aynı zamanda hem kendimi hem de bilgi birikimimi sınadığım önemli bir dönüm noktasıydı. Bir fikrin kâğıda dökülüp sayfalara dönüşmesi, ardından da okuyucunun eline ulaşması tarif etmesi zor bir duygu. Bu ilk adım bana büyük bir heyecan, aynı zamanda da güçlü bir sorumluluk hissettirdi. Çünkü yazdığım her satırın birilerine dokunacağını, bir gencin bakış açısını eğiştirebileceğini ya da bir ailenin farkındalığını artırabileceğini biliyordum.
Kitabım yayımlandığında hissettiğim şey sadece gurur değildi; daha çok ‘doğru yoldayım’ hissiydi. Bu adım, hem yazarlık yolculuğumun hem de insanlara fayda sunma arzumun güçlenmesine vesile oldu. Bugün hâlâ her yeni kitapta aynı heyecanı yaşıyorum çünkü her eser yeni bir kapı, yeni bir bilinçlenme fırsatı demek.
- Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Eserlerimde özellikle tekrar eden bazı güçlü temalar var: merak, farkındalık, dijital güvenlik ve insan davranışlarının teknolojiyle kesiştiği noktalar. Siber güvenlik teknik bir alan gibi görünse de aslında tamamen insan merkezlidir. Yazdığım her çalışmada bu gerçeği hissettirmeye özen gösteriyorum. Karakter anlamında ise doğrudan kendimi birebir yansıtan bir figür oluşturmasam da, kitaplarımdaki birçok anlatıcı ve rehber karakterde kendi tecrübelerimden izler bulunur. Özellikle gençlere yol gösteren, teknolojiyle arasındaki bağı doğru kurmaya çalışan karakterler, sahada edindiğim deneyimlerin bir yansımasıdır.
Ayrıca eserlerimde sürekli olarak ortaya çıkan bir başka tema da, dijital dünyanın görünen ve görünmeyen yüzüdür. Okuyucunun sadece tehlikeleri görmesini değil, aynı zamanda doğru bilinçle teknolojiyle sağlıklı bir ilişki kurmasını istiyorum. Bu nedenle kitaplarımda her zaman hem uyarı hem de rehberlik eden bir anlatım dili tercih ediyorum.
Kısacası, karakterlerim de temalarım da kendi hayatımdan, eğitimlerimden, öğrencilerle yaptığım söyleşilerden ve gerçek hayatta karşılaştığım olaylardan besleniyor.
- Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
Benim için bu kitaplar sadece birer yazılı eser değil; yıllardır biriktirdiğim bilgi, deneyim ve sorumluluk duygusunun somutlaşmış hâli. Her kitap, sahada karşılaştığım gerçek hikâyelerin, eğitimlerde gördüğüm ihtiyaçların ve özellikle gençlerden aldığım geri dönüşlerin bir yansıması. Aynı zamanda bu kitaplar benim için bir misyonun parçası. Çünkü dijital dünyada bilinçli bir nesil yetiştirmenin en güçlü yollarından birinin kalıcı eserler bırakmak olduğuna inanıyorum. Söyleşiler, seminerler, sosyal medya içerikleri önemli ama geçici. Kitap ise kalır… Yıllar sonra bile bir öğrencinin eline geçip hayatında fark yaratabilir. Bu nedenle her kitabım, hem geçmişimin hem de geleceğe dair sorumluluğumun bir devamı. Okuyucularımın güvenle başvurabileceği, ailelerin çocuklarıyla birlikte okuyabileceği, gençlerin bakış açısını şekillendirecek bir rehber olmasını amaçlıyorum.
Kısacası bu kitaplar benim için bir kariyer adımından çok daha fazlası; dokunmak istediğim hayatlara uzanan bir köprü.
- Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Beni bir fikri yazıya dönüştürmeye iten en güçlü duygu, insanların dijital dünyada karşılaştıkları riskler karşısında çoğu zaman yalnız ve bilgisiz kalmasıdır. Sahada gördüğüm her olay, öğrencilerle yaptığım her sohbet ya da bir ailenin yaşadığı küçük bir farkındalık anı, içimde ‘bunu anlatmalıyım’ hissi oluşturuyor. Aslında yazma motivasyonum tek bir ana değil; tekrar eden bir iç sese dayanıyor:
‘Eğer sen anlatmazsan, kimse bu konuya dikkat çekmeyecek.’
Bir öğrencinin gözlerindeki endişe, bir ebeveynin çaresizliği ya da gençlerin dijital dünyaya olan sınırsız güveni… Bunların her biri benim için bir yazılma sebebi. Çünkü biliyorum ki bir fikri kelimelere dökmek, yalnızca bir konuyu açıklamak değil; bir farkındalık oluşturmak, bir hayatın yönünü değiştirmek anlamına da gelebilir.
Bu nedenle her fikrin arkasında bir duygu var:
Sorumluluk.
Her yazının arkasında bir amaç var:
Daha bilinçli bir nesil.
- Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
Okuyucunun metnin sonunda yalnızca bilgiyle değil, aynı zamanda bir farkındalık hissiyle kalmasını isterim. Çünkü dijital dünya artık hayatımızın en görünmez ama en güçlü alanı. Burada atılan her adım, yapılan her tıklama bir iz bırakıyor ve çoğu zaman bu izlerin nereye gittiğini bilmiyoruz. Bu nedenle okuyucularımın aklında şu düşüncenin yer etmesini isterim:
‘Teknoloji bize hizmet eder; ama bilinçle kullanılırsa.’
Metnin sonunda kendilerine şu soruyu sormalarını beklerim:
“Ben dijital dünyada kendimi, ailemi ve çocuklarımı yeterince koruyor muyum?”
Eğer bir kişi bile kitabımı okuduktan sonra şifrelerini güçlendirmeye, çocuğunun internet kullanımını gözden geçirmeye veya dijital güvenlik konusunda daha bilinçli adımlar atmaya yöneliyorsa, amacına ulaşmış bir eser demektir. Yani okuyucunun zihninde kalmasını istediğim şey, hem bir merak duygusu hem de bir bilinç hareketidir:
‘Dijital dünyada her tıklama bir seçimdir.’
- Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Okuyucular benim kitaplarımı yalnızca bilgi edinmek için değil, dijital dünyada gerçekten güvende olmak için okumalı. Çünkü yazdığım her eser, sahada yaşanmış gerçek olaylara, öğrencilerle yaptığım onlarca söyleşiye ve ailelerin ihtiyaçlarına dayanan birikimin sonucudur.
Ben kitaplarımda teknik bir anlatımı değil, herkesin anlayabileceği sade ama etkili bir dili tercih ediyorum. Amacım korkutmak değil; bilinçlendirmek, yol göstermek ve okurun günlük yaşamında hemen uygulayabileceği adımlar sunmak. Ayrıca kitaplarım sadece gençlere değil, ebeveynlere, öğretmenlere ve teknolojiyle ilişkisini doğru kurmak isteyen herkese hitap ediyor. Yani tek yönlü bir bilgi sunmuyor; aile bağlarını, dijital farkındalığı ve güvenli teknoloji kullanımını bir bütün olarak ele alıyor.
Kısacası insanlar benim kitaplarımı şunun için okumalı:
“Dijital dünyada adım atarken yalnız olmadıklarını bilmek, doğru rehberlikle daha güvenli bir yaşam sürmek ve bilinçli bir dijital neslin parçası olmak.”
- Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?
Genç yazarlara söyleyebileceğim en önemli şey, yazmanın bir yetenek değil; bir yolculuk olduğudur. Bu yolculuğun ne kadar süreceğini, nereye varacağını kimse bilemez… Ama önemli olan, her adımda kendinizi biraz daha tanımanızdır. Yazmak için mükemmel bir an, kusursuz bir konu ya da özel bir ilham beklemeyin. Bazen en güçlü cümle, en sıradan günün içinden çıkar. Yeter ki vazgeçmeyin, ertelemeyin ve yazdığınız her satırın sizi biraz daha büyüttüğünü unutmayın. Eleştirilmekten korkmayın. Çünkü her eleştiri, sizin daha iyi bir yazar olmanız için atılmış gizli bir tuğladır. Ve en önemlisi, başkası gibi yazmaya çalışmayın kendi sesinizi bulun. Çünkü kimse sizin yaşadıklarınızı, sizin bakış açınızı ve sizin hayal dünyanızı anlatamaz.
Bugün yazdığınız bir cümle belki bir kişinin hayatına dokunacak, belki de gelecekte bambaşka bir kapının anahtarı olacak. O yüzden şunu bilin:
Yazmak küçük bir adım değil; bir iz bırakma cesaretidir.
Bu cesareti içinizde taşıyorsanız, gerisi mutlaka gelir.
Murat ÇULHA
Yayımcı/Yazar

