RÖPORTAJ.MUSTAFA BALABAN

1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

Bendeniz Mustafa Balaban. Yozgat doğumluyum. 1993 yılında üniversite eğitimi için Kayseri’ye geldim. Ailemin de Kayseri’ye yerleşmesiyle birlikte, farklı illerde bulunmuş olsam da hayatımı Kayseri’de sürdürmeye karar verdim.

İlahiyat ve Adalet bölümlerinde eğitim aldım. Hâlihazırda Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. Öğretmenlik yapıyorum.

İlkokul yıllarımdan itibaren düzenli olarak kitap okumaya ilgi duydum. Üniversite yıllarımdan bu yana da yazarlık çalışmalarımı sürdürüyorum. Ulusal ve yerel dergilerin bir bölümünde deneme türünde yazılar kaleme aldım. Yerel gazetelerde köşe yazarlığına hâlen devam ediyorum.

Üniversite dönemi, arkadaş çevremizle birlikte yayımladığımız Bizim Kampüs gazetesinde editörlük yaptım. Bunun yanı sıra farklı kitap çalışmalarına editöryal alanda destek verdim. Radyo programlarında gençlik ve eğitim konuları üzerine yazılar hazırladım.

Mesleki hayatım boyunca eğitim, kültür ve sosyal sorumluluk alanlarında çeşitli çalışmalarda yer aldım. İl Millî Eğitim Müdürlüğü AR-GE biriminde sosyal ve kültürel projelerde görev aldım. AR-GE ekibiyle birlikte hazırladığımız ERVA (Erdemlerimizle Varız) projesinde koordinasyon biriminde görev alarak Valilik bünyesinde çalıştım.

Ayrıca çeşitli televizyon programlarına proje tanıtımı, kültür ve eğitim konularında konuk olarak katıldım. Yazarlık, eğitim, kültür ve sosyal projeler alanındaki çalışmalarımı sürdürmeye devam ediyorum.


2-Yazarlığa adım atmanızda ki asıl kırılma noktası ne oldu?

İnsanlara söylemek istediğim şeyler vardı. Ancak yazılı sözlerin daha uzağa ve daha çok insana ulaştığını fark ettim. Dergi okuma alışkanlığım da bu ilgimi besledi ve yazmaya yönelmemi sağladı.

Daha çocuk yaşlarda, tamamen kendi keşfimle bir dergide düzenlenen deneme yarışmasına katıldım. Mütevazı bir ödül aldım. Ardından bana fahri muhabirlik kartı gönderildi ve özel mektuplar aldım. Bunlar benim için çok kıymetli ve unutulmaz deneyimlerdi.

Bütün bunlar 1990’lı yıllarda, henüz çocuk denecek yaşlardayken gerçekleşti. O dönemde yazının ve bir dergide yer almanın bende uyandırdığı heyecan, zamanla yazarlığa olan ilgimin kalıcı bir hâle gelmesinde önemli bir rol oynadı.

3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

Muhtemelen ergenlik dönemimde şiirlere kendimi daha yakın hissettim. Okudum, okudukça yazdım. İçsel konuşmalarım önce sese, ardından söze dönüştü. Zamanla fikriyatım da gelişti; topluma dair söyleyeceklerim, yarına dair düşüncelerim oluşmaya başladı.

4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

Bana zenginlik kattı, hızlı mesafe almamı sağladı ve özgün dilimi oluşturmamı kolaylaştırdı. Kitaplarım geç yayımlansa da kitap dilini çok erken yakalamanın ve bu dilin içinde kendimi bulmanın hazzını yaşattı. 

5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?

Serbest tarzda şiirler, köşe yazarlığında deneme türü yazılar, dergilerde pedagojik içerikli makaleler ve son olarak projelerde sahaya dönük yazılı çalışmalar… Artık tamam, dedim kendi kendime: “Kitapsız yazar olma!” Tabii okurların, senden kitap bekliyoruz demeleri de önemli bir etkiye sahip.

6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

 İyi bir yazar olmanın birinci şartının iyi bir okur olmak, ikinci şartının ise sürekli yazmak olduğunu düşünüyorum. Okuduğum kitaplardan notlar almam, tahlil programlarında etkin rol üstlenmem ve yazıyla arama uzun zamanlar koymamam, yazarlık serüvenimi kolaylaştırdı. Şunu anladım ki insan, yazdıkça yazar olur.

7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?

İlk kitabım, dijital fantastik diye tanımladığım “VakPir”; ikinci kitabım ise “Vakit Var.” Kolektif olarak hazırlanan kitaplardaki yazılarımı bu değerlendirmeye katmıyorum. 

8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?

 Teknolojinin hayatın her alanında önemli kolaylıklar sağladığını biliyoruz. Dijital teknolojilerin hayatımıza girmesiyle birlikte eğitim ve iletişim alanında büyük dönüşümler yaşandı. Ancak sosyal medya araçlarının yaygınlaşması, bağımlılık düzeyine varan çeşitli sorunları da beraberinde getirdi. Bu çalışmayı; zaman yönetiminin başarıdaki önemini vurgulamak, zamanı etkili kullanamamanın başarısızlığa yol açabileceğine dikkat çekmek ve bu konuda farkındalık oluşturmak amacıyla kaleme aldım.

9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?  

 Kurgu oluşturma aşamasında şematik bir tasavvur, karakter oluşturma aşaması ise yazarken oluşuyor.

10-Size ilham veren şeyler nelerdir?

Sosyal deneyim, gözlemler. Yaşanan ya da yaşanma ihtimali olan durum ve sorunlar.

11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?

Yoğun olduğum dönemler. Bir proje ya da sosyal çalışmalarda görevli veya gönüllü çalıştığım dönemler. Motive eden yazılarımı okuyanların dönütleri, takipçilerin talepleri oluyor.

12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

 Farklı bir perspektif sunmaya çalışıyorum. Bilinenin bilinmeyen yönlerini görmeye ve göstermeye gayret ediyorum. Zaten kitap yazmaya başlamadan önce de iddiam ve idealim, yeni bir şey söylemek ya da daha önce söylenmemiş bir şeyi dile getirmekti.

13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

 Yaşamın bir anlamı olduğunu hissettirmek, evrenin ve evrendeki her varlığın bir değeri olduğunu fark ettirmek, iyiliğin ise önce iyilik yapan kişiyi iyileştirdiğini göstermek.

14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?

Her zaman yazma isteğinin olmaması, yazmaya başladığımda ise devamında bir şeyler bulamamak ve kurgu konusunda tıkanmak, yazma sürecinde karşılaştığım zorluklar arasında. Bunları aşmanın yollarından biri, takvimli çalışmak; yani “Bu hafta bitecek.”, “Bu yaz bitecek.” gibi kendime bir bitiş tarihi belirlemek. Bunun yanı sıra bol bol okumak, dinlemek ve film seyretmek de yazma sürecini besliyor.

15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

 Biraz önce bu konuya değinir gibi oldum. Belki bu soruya, yazar arkadaşlarımla birlikte sesli düşünmek, destek istemek. Şunu da söyleyebilirim, uzun olmayacak şekilde yazmaya biraz ara vermek.

16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?

Sosyal medya hesapları, kitap tahlilleri, köşe yazıları, söyleşi günleri.

17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?

 Maddi getiri; kitaba, yazara veya fuara göre değişebilir. Ancak benim için asıl önemli olan, okurlarla yüz yüze görüşmek. Onları görmek, hasbihal etmek ve birlikte fotoğraf çektirmek… Bütün bunlar insanı özel hissettiriyor.

18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?

 Evet. Sanırım yukarıda şehre özel bir projeden bahsetmiştim. ERVA Projesi’nin bilinmeyen yönlerini de kapsayan özel bir dosya üzerinde çalışıyorum.

19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?

“Gerçekten yazar mısınız? Bu kitabın yazarı siz misiniz? İlk defa okulumuza, mahallemize bir yazar geldi. Harika bir kitap yazmışsınız.”

VakPir kitabı daha metin hâlindeyken, taslak sürecinde bir bilişimci arkadaşım okudu. Ertesi gün geldi ve “Ya Mustafa, harika bir animasyon olur bu kurgu.” dedi.

Kitap yayımlandıktan sonra ise “Kitabı okudum, dijitali daha doğru kullanmaya başladım.” diyenler oldu. Hele liseye geçen öğrencilerden, “Keşke ortaokul döneminde okusaydım.” diyenler de oldu.

20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Yazma geçici bir heves değil kalıcı bir hedef olsun. Kendinizi başarılı gördüğünüz alanda okuyarak besleyin, yazarak gelişin. Yerli yabancı eserlerden klasik ve kaliteli olanları okuyun. Yazdıklarınızı sanal ya da matbu alanlarda paylaşın. Çok okuyun az yazın ama sürekli yazın.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir