RÖPORTAJ:DENİZ DEMİR BOLÇAY

1. Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

Ben Deniz Demir Bolçay.  1982 yılında, Mayıs ayının 6. gününde Ankara’da doğdum. İlköğretim ve lise eğitimimi Ankara’da tamamladım.

Ortaokul yıllarımda voleybol ile tanıştım. Uzun yıllar önce amatör daha sonra profesyonel sporculuk yaptım.

Kırıkkale Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Spor Yöneticiliği bölümünde lisans eğitimimi tamamladıktan sonra farklı spor kulüplerinde ve eğitim kurumlarında antrenör ve öğretmen olarak çalıştım.

2011 yılında Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi bölümünde yüksek lisans eğitimime devam ederken aynı zamanda öğretim elemanı olarak görev yaptım.

2016 yılında evliliğimle birlikte İstanbul’a taşındım. Bu süreçte çeşitli Sivil Toplum Kuruluşları’nda gönüllü olarak çalışırken aynı zamanda İstanbul Gelişim Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak dersler verdim.

Şimdilerde çalışma hayatıma ara vermiş olarak üç küçük çocuğumun büyümesine eşlik ediyorum.

2. Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?

Yazmak çocukluğumdan bu yana hep içimde olan bir arzuydu. Masallarla, hikâyelerle ve kitaplarla dolu bir çocukluk ve gençlik geçirdim.

Günlük tutarak ve mektup yazarak başladığım bu yolculuk lise ve üniversite yıllarımda deneme ve şiirlere dönüştü.

Mesleğim gereği çocuklar ve gençlerle bir arada olmak beni edebiyatın çocuk yazarlığı bölümüne itti. Çocuklarımın da varlığıyla beraber çocuk edebiyatının renkli ve eğlenceli dünyası bana kapı araladı.

3. Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

Kalemi elime almaya iten özel bir an yaşamadım. Az önce de belirttiğim gibi günlükler ve mektuplar aslında beni yazmaya iten en önemli aracı olmuşlar.

4. Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınız bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

Okumayı hep çok sevdim. Herhangi bir tür ayrımı yapmadan okudum. Ancak çocuk edebiyatı her zaman ayrı bir yerde durdu. Bugün bile yetişkin kitaplarına daha az yer verirken, çocuk kitaplarına ayırdığım zaman daha fazla.

Çocukluğumun masalları ve hikâyeleri bugün yazım dilimde de ortaya çıkıyor diye düşünüyorum. Hayal gücü yoksa benim için yazmak da yok.

5. Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?

Yazdıklarımın bir kitap haline dönüşmesi hep hayalimdi. Lise ve üniversite yıllarımda yazdığım deneme yazılarımı kitaplaştırmak istedim önce. Fakat bir kitap olabilecek kadar nitelikli olmadıklarını düşündüm. 2008 yılında büyük bir yayınevinin roman yarışmasına katıldım. Fakat kanımca oldukça amatör bir romandı. O dönem bunu başarısızlık olarak gördüm ve yazmaya ara verdim. 2012 yılında voleybol antrenörlüğü yaptığım dönemde çocuklara voleybolu daha iyi tanıtmak ve sevdirmek amacıyla “Voleybolcu Tavşanlar” adlı eserimi yazdım. Ancak uzun yıllar açılmayacak şekilde rafa kaldırdım.

Yüksek lisans tezimi tamamladığımda, değerli danışman hocamın, “Sen yazmalısın, hatta akademik yazının dışına çıkmalısın” sözü yeniden üretmemin ışığını yaktı.

6. Kaleme aldığınız ilk kitap nedir? Varsa diğer kitaplarınız nelerdir?

Hocamın bu sözünden hareketle ilk kitabım “Avrupa Birliği’nin Spor Politikaları” isimli tezimin 2019 yılında basılmasıyla başladı.

2023 yılında rafa kaldırılan “Voleybolcu Tavşanlar” isimli çalışmamın tozunu alarak, çocuk edebiyatı alanına dahil ettim.

2026 yılında ise “Babam, Alageyik ve Akasya” isimli kitabım yayınlandı.

7. İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir? Siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

İyi bir yazar olma yolunda olarak tanımlamak isterim kendimi. Ancak iyi bir yazar olmanın bence ilk adımı iyi bir okur olmaktan geçiyor.

Çocuk edebiyatı özelinde ifade etmem gerekirse, öncelikle yazarın kendi içindeki çocukla buluşması gerektiğini düşünüyorum. Çocukları tanımak, neleri sevip neleri sevmediklerini bilmek, onların hayal dünyasını yakından takip etmek gerektiğini önemsiyorum.

8. Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ve etkenler nelerdir?

Bir gün kızımla (4 yaş) dut ağacının meyvelerinden toplayıp, afiyetle yedik. Ağacın yanından ayrılırken kızım bana, ağaca teşekkür etmemizi hatırlattı. Bizimle meyvelerini paylaştığı için… Bu anın hikayesi olmaz mı?..

Kısacası yazmaya yönlendiren en önemli etkenlerim, anılarım, çocukluğum, çocuklarım ve çocuklar.

9. Hikâyeyi kurgularken karakterinizin kaderini önceden planlıyor musunuz yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?

Önce zihnimde bir olay geliştiriyorum. Daha sonra kâğıt üzerinde taslak bir yol haritası çıkarıyorum ve yazmaya başlıyorum. Kısacası bu durum hikâyeden hikâyeye değişiklik gösterebiliyor.

10. Size ilham veren şeyler nelerdir?

En büyük ilham kaynağım doğa. Tıpkı yazar Richard Louv’nda bahsettiği gibi, “Benim için doğa evim gibi, daha doğrusu dağınık odam gibi bir şey. İçinde oynayabileceğim şeyler var.”  Sadece küçük bir değişiklik yapmam gerekirse, “… içinde yazacağım çok şey var”  diyebilirim.

11. En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi motive eden şey nedir?

Sakin bir ortamda, loş ışıklar, güzel kokular ve bir fincan kahve eşliğinde diyebilmeyi çok arzu ederdim ancak evimde 4 yaşında ikizlerim ve 3 yaşında bir küçüğüm daha olduğu için bu durum pek mümkün olmuyor. Motivasyonum onlar sayesinde her daim var. Yazıya zaman ayırdığım özel bir dilim yok. Günün herhangi bir anında notlar alıyor, kendimle baş başa kaldığım zamanlarda yazıya döküyorum.

12. Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Hedefim, çocuklara bir şey öğretmekten ziyade, onların dünyaya bakış biçimini değiştirmek yönünde.

Elimden geldiğince karakterlerimi merak eden, soru soran ve ilişki kuran özelliklere sahip olarak inşa etmeye çabalıyorum. Kısacası, “Bu hikâyeden çıkarılacak ders şudur” demek yerine “Sen ne düşünüyorsun?” sonucuna ulaşmak benim için çok kıymetli.

Yetişkin okuru da önemsiyorum. Çünkü çocuk kitaplarının gizli okuyucuları da ebeveynlerdir. Çocuklar hikâyemi okurken, ebeveynleri de başka bir şey yakalasınlar istiyorum: Kendi çocukluklarını.

13. Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

Didaktik yazmanın ötesinde merak eden, ilgi duyan, soru soran karakterler oluşturmaya çalışıyorum. Bu karakterler üzerinden hikâyemin mesajlarını ve ana fikrini üretiyorum.  Kazanmak önemli midir, voleybol nasıl oynanır, hayvanlar ağlar mı, bir ağaç nasıl büyür?.. gibi sorularla hareket etmeye çalışıyorum.

14. Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bununla nasıl başa çıktınız?

Şimdiye kadar yazmak konusunda zorlanmadım ancak yayınlatmak konusu epey yorucu ve hatta çoğu kez yıpratıcı olabiliyor. Yayınevlerinin birçoğu dönüş için çok uzun süre bekletebiliyor ya da hiç dönüş yapmıyor. Ücretli yayıncılık yapan yayınevlerinin bir kısmı yazdığınız eserle değil de sosyal medyada kaç takipçiniz olduğuyla ilgileniyor. Neyse ki şu an çalıştığım yayınevimden çok memnunum ve bundan sonraki süreçlerde de onlarla yola devam etme arzusundayım.

15. Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bunun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Böyle bir durumu hiç yaşamadım ve açıkçası yaşamak istemem. Belki kalemim çocuk edebiyatı üzerinde olduğu içindir. Uzun soluklu, uzun metinli sayfalar oluşturmak belki bu tıkanıklığa sebep olabilir diye düşünüyorum.

16. Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?

Reklam ve tanıtımın en önemli aracı şüphesiz ki sosyal medya hesapları. Ben de bu platformlar üzerinden kitaplarımı tanıtmaya çalışıyorum. Bunun yanı sıra yayınevimin düzenlediği organizasyonlarda yer alıyorum.

17. Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?

Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarını, kitabın sayfalarından çıkıp gerçek bir karşılaşmaya dönüştüğü anlar olarak görüyorum.

Bir yazar için okurunun kitabı nasıl okuduğunu, hangi karakterlerde kendini bulduğunu, hangi cümleyi hatırladığını doğrudan duymak çok anlamlı. Çünkü yazarken zihnimizde kurduğumuz hikâyenin, okurun dünyasında nasıl bir karşılık bulduğunu ancak bu buluşmalarda görebiliyoruz.

18. Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?

Üzerinde çalıştığım birkaç dosyam var. Planım bu sefer daha küçük yaş gruplarına yönelik hikâyeler üretmek ve hatta bu hikâyeleri oyunlaştırmak. Özetle kitabımı oluştururken hedefim, çocuğun hikâyeyi tüketmesi değil, hikâyenin ortağı olması yönünde.

19. Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran geri dönüşler nelerdir?

“Babam, Alageyik ve Akasya” isimli kitabımın kahramanları babam ve benim. Dolayısıyla hikâye kurgusal değil, gerçek. Hikâyenin içinde kayıp ve yas işleniyor. Sanıyorum bu nedenle “Ağlattın bizi, çocuklar için yazdığına emin misin? Sonunu hiç böyle beklemiyordum” gibi dönüşler aldım.

“Voleybolcu Tavşanlar” isimli kitabımda ise bir çocuğun bana “Tavşanlar voleybol oynar mı?” sorusu oldu. Beni hem eğlendiren hem de şaşırtan bir soru oldu.

20. Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Naçizane, yazmaya başlamadan önce anlatacak bir hikâyenizin olmasını beklemeyin. Önce bakmayı hatırlayın. Çocuğun ne söylediğinden çok, neye şaşırdığına, neyi anlağına bakın. Çocukluğunuzu hatırlayın ve orada saklı kalmış duyguları ortaya çıkarın. Mesaj vermeyi sona bırakın. Önceliğiniz karakter ve hikâyenin kendisi olsun. Çocuk için yazmak, dili basitleştirmekten çok düşünceyi berraklaştırmakla ilgilidir. Bu sebeple yazmaktan önce yaşama odaklanın. Edebiyatın hammaddesi masa başında değildir, hayatın içindedir.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir