1.Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Ramazan Yontucu. İstanbul Sultanahmet doğumluyum. Dokuz yaşında iş hayatına başladım. Terzilik ve aşçılık, en sevdiğim ve hâlâ sürdürdüğüm mesleklerimdir. Bunun yanı sıra yazarlık yapıyorum. Şiirlerimde hüzünlü temalar arasında bazen mutfakta dumanı tüten çaydanlığa, bazen de çiçekli fistanlara rastlayabilirsiniz..
───
2.Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?
Babamın vefatı hayatımın en büyük dönüm noktalarından biri oldu. Okulumdan, yaşadığım şehirden, arkadaşlarımdan, oyunlardan ve oyuncaklarımdan ayrılmak zorunda kaldım. İçimde biriken duygularla başa çıkabilmek için yazmaya başladım.
───
3.Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?
Evet. İlk kitabım Cebimdeki Çocukluğum oldu.
───
4.Bu ilk adım size ne hissettirdi?
Yıllarca içimde taşıdığım duyguların bir kitaba dönüşmesi büyük bir mutluluktu. Sanki çocukluğumun sesi ilk kez duyulmuş gibiydi.
───
5.Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Çocukluk özlemi, aile hasreti, umut ve hüzün eserlerimde sıkça yer alan temalardır. Yazdığım birçok karakterde kendi yaşamımdan izler bulmak mümkündür.
───
6.Kendinizi yazdığınız karakterlerde
bulduğunuz olur mu?
Evet. Birçok eserimde karakterlerimin duygularında ve yaşadıklarında kendimden parçalar var.
───
7.Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
Cebimdeki Çocukluğum, çocukluğunu yaşayamamış insanların kalbine dokunan bir eser. Annesiz ya da babasız büyüyen herkes, bu kitabı okurken sobanın alevinin tavana vurduğu, odanın portakal kabuğu koktuğu günlere yolculuk yapacak.
───
8.Bu kitapların sizin için anlamı nedir?
Kitaplarım benim için yalnızca yazılmış metinler değil; yaşadığım hayatın, özlemlerimin ve mücadelelerimin birer hatırasıdır. Her biri ruhumdan bir parçayı taşır.
───
9.Yazarken size ilham veren şey nedir?
Her an ve her şey bana ilham verebilir. Bazen bir kelebek, bazen kurumuş bir ağaç, bazen de yol kenarında biriken su birikintisi.
───
10.Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Kalbime dokunan her duygu beni yazmaya iter. Özlem, sevgi, hasret ya da unutamadığım küçük bir hatıra.
───
11.Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?
Hayatı gözlemlemeyi severim. Duygularımı ve dikkatimi çeken ayrıntıları zihnimde biriktiririm. Zamanı geldiğinde bunlar yazıya dönüşür.
───
12.Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Hayır. Duygu yoğunluğunun olduğu her an yazabilirim.
───
13.Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
Ailemden kaybettiğim insanları yazmak benim için her zaman zor oldu.
───
14.Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Hayır. Yazmak benim için bir tercih değil, hayatımın bir parçası.
───
15.Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
Her zaman bir umut vardır. Acıya ve hüzne teslim olmayın. Susmayın, konuşun ve hayata
tutunmaya devam edin.
───
16.Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
Şartlar ne kadar zor olursa olsun, insanın hayallerinden vazgeçmemesi gerektiği düşüncesiyle kalmasını isterim. İlkokulu bile okuyamamış bir insanın hayatta birçok şeyi başarabileceğini bilmelerini isterim.
───
17.Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Teknolojinin gölgesinde unutulan aile sıcaklığını, komşulukları ve geçmişin samimiyetini yeniden hatırlamak için.
───
18.Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
Hepimiz ayrı ayrı özeliz. Ben de kendi yaşanmışlıklarımdan, mücadelelerimden ve
gerçek hayatın içinden gelen hikâyelerden besleniyorum.
───
19.Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?
Ticari kaygılarla değil, kalıcı eserler bırakma düşüncesiyle yazın. Araştırın, öğrenin, bol bol okuyun. Teknolojiyi kullanabilirsiniz ama duygularınızı ve kaleminizi daima kendiniz yönetin.
───
20.Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?
“”Ânı yaşa, yarına bırakma,
biliyormusun ?
En güzel anlar geciktikçe insanı eksiltiyor.

