1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Ümmü Özçelik. 1973 Antalya doğumluyum. İlkokulu Antalya, ortaokul, lise ve üniversiteyi İstanbul’da okudum. Marmara Üniversitesi İlahiyat fakültesinden mezun oldum. Hadis alanında yüksek lisans yaptım. On yıldır çocuk edebiyatı ile meşgulüm. Yayımlanmış yedi tane çocuk hikâye kitabım var. Yazarlıkla birlikte lektörlük, yayın yönetmenliği ve editörlük yapmaktayım.
2-Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?
Yazar olmak çocukluk hayalimdi ama bu konuda bir çalışma ya da çabam olmamıştı. Yazmak ve okumak benim için bir hayat tarzı diyebilirim. Hikayeler, şiirler ve köşe yazıları gibi kısa yazılar yazmaktaydım. Yüksek lisans tezimi yazarken bir eser ortaya çıkarabildiğimi deneyimlemiş oldum. Bu bana yazarlık konusunda cesaret verdi. İlmi eserler yazmak için bazı planlarım vardı ama bir şekilde yolum çocuklara döndü. Çocuklarımın okuduğu kitapları incelerken içimde çocuklar için yazmak isteği belirdi. Çocuk edebiyatı beni çok cezbettiği için de şu anda yoğun olarak çocuk kitapları, hikayeleri ve masalları yazıyorum. Bıkacağımı da hiç zannetmiyorum.
3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
İlkokulda şiir yarışmaları için şiirler yazmıştım. Dereceye girmişti. Bu herhalde bende yazabildiğimle alakalı olumlu bir motivasyon oluşturdu. Daha sonra eğitim için gittiğim gurbet yıllarında ve uzun otobüs yolculuklarımda hep yazmaya devam ettim.
4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
Bizzat edebiyat eğitimi almış olmasam da bu şekilde yazabilmek elbette okuma birikimimle ilgili. Hikâye ve masal çok okuduğumdan dolayı bir konu bulmak ya da olay kurgusunu oluşturmak hiç zor olmuyor. Okurlarım yazım dilimin sade ve anlaşılır olduğunu ifade ediyorlar. Bu da çok okumanın bir neticesi diye düşünüyorum.
5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
İlk önce yazmış olduğum tezimi yayımlamak için çok hevesliydim. Bazı girişimlerde de bulunmuştum ama mümkün olmadı. Daha sonra çocuk hikayeleri yazmaya başladım. Bunların bir kitap ve seri olması konusunda çok hevesliydim. Hayat şartları bunu ancak altı yıl sonra başarmama imkân verdi.
6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir, siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
İyi bir yazar olmanın yolu ilk önce iyi bir okur olmaktır. Dolan kap taşar. Hikâye uydurmak veya yaşanmış olayları kaleme almak için onları kurgulamayı bilmek önemlidir. Bu konuda hem hayal gücünün hem de yazım tekniklerinin birlikte işlemesi gerekir. Hayal gücünü besleyen de okunmuş olan pek çok örnektir. Yazım teknikleri ile ilgili de eğitimler çok faydalı oluyor. Online eğitimler bu kadar yaygın değilken yazı yazmakla ilgili pek çok kitap okudum. Daha sonra videolar bulup onları izledim. Pandemi döneminde ise online eğitimler çoğaldı ve yazarlık, editörlükle ilgili eğitimlere katıldım.
7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
Kaleme aldığım ilk kitap Gizem’in Bereket Hazinesi kitabımdı. Yazdığım bir hikâyeyi genişleterek bunu önce bir kitaba sonra da bir seriye dönüştürdüm. Şu anda beşincisi çizim aşamasında. Fakat yayımlanan ilk kitabım bu değildi. Önce Karınca Süpürgesi adlı hikâye kitabım basıldı. Ardından Üç Güzeller isimli hikâye kitabım basıldı. Üçüncü olarak bu kitabım yani Gizem’in Bereket Hazinesi basıldı. Bu serinin diğer kitapları ise Gizem’in Cennet Hazinesi, Gizem’in Mutluluk Hazinesi ve Gizem’in Sağlık Hazinesi. Bunların haricinde bir de Beş Güzeller isimli kitabım var basılmış olan.
8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
Daha çok değerler eğitimi içeren konuları yazmayı tercih ediyorum. Hem kendi çocuklarımı yetiştirirken kazandığım tecrübeler hem de çocuk eğitimi hakkında aldığım eğitimler doğrultusunda çocuklara değerlerimizi ve güzel ahlak konularını öğreten konuları işliyorum. ‘Kapta ne varsa dışa o sızar.’ demiş atalarımız. İlahiyat mezunu olunca ve yazmayı sevince değerler eğitimi oluyor eserlerde haliyle.
Güzel ahlak, çocuklara bilgi ile değil sevgi ile verilir. Akıl vererek değil örnek olarak daha tesirli olunur. En güzel de aile ortamında güzel bir sonuç alınır. Onun için kitaplarımdaki karakterler ve olaylar bu doğrultuda oluşuyor.
9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
Daha çok yazarken şekilleniyor. Seri olarak yazdıklarımda ise karakterler oturduğu için ona göre devam ediyorum. Espri yapılacaksa onu komik olarak belirlediğim karaktere söyletiyorum. Meraklı olan soruları soruyor, gıcıklar arada bir bu önemli görevlerini yerine getiriyor. Mevcut karakterler yeterli gelmezse de yeni karakterler ekliyorum.
Masallarda ise konuya göre karakter belirliyorum.
10-Size ilham veren şeyler nelerdir?
Okuduklarım, izlediklerim ve dinlediklerim. Yazmaya bir kere başladınız mı artık gördüğünüz, duyduğunuz her şey yeni bir hikâye malzemesi olabiliyor. Aklınıza bir fikir geldiğinde onu not almak gerekiyor. Yoksa unutulup gidiyor. Aklınızdaki konuyu yazmaya karar verdiyseniz o zihninizin bir köşesinde açılmış bir sekme olarak durur ve bir taraftan büyümeye ve yeni cümleler eklenmeye devam eder. Oturup yazamasanız da o hep sizinle gezer. Normal hayatta olduğu gibi bazen konuşurken aklınıza gelmeyen bir cevabı daha sonra ‘Keşke şöyle deseydim!’ dediğimiz gibi aklımıza yeni fikirler geldikçe karakterleri ve konuşmalarını ekleyerek çıkararak düzenleriz.
11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?
Düzenli olarak yazmaya devam edersek bir eserin ortaya çıkması daha kolay oluyor. Ara verince yeniden bir hız kazanmak ve konuya adapte olmak zaman alıyor. Sabah erken saatlerde yazmak daha çok hoşuma gidiyor.
Yazmak için beni motive eden şey çocukların güzel tepkileri oluyor. Okudukları hikayeleri beğenmeleri beni daha çok üretmeye teşvik ediyor. Olumsuz yorum olursa veya bir çocuk kitabımı okumakta isteksiz davranırsa da bunun üzerinde düşünüyorum. Sık sık çocuklara ‘Ne yazsak okursunuz?’ diye soruyorum.
12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Kitaplarım 8-12 yaş aralığına daha çok hitap ediyor. Bu yaşlardaki çocukların okuma alışkanlığı kazanması, kelime haznesini geliştirmesi ve elbette faydalı bilgiler de öğrenmesi gerekiyor. Kitaplarımda değerler eğitimini bolca işliyorum ve çocuk kitaplarında olması gereken özelliklere dikkat ederek yazıyorum. Maceralı, akıcı ve eğlenceli bir tarzım var. Kitapların arkasına etkinlikler de eklemeye çalışıyorum.
Okuma alışkanlığı kazandıran, bıktırmadan, sıkmadan, sevdirerek eğiten ve dolu dolu bir içerik arayanlar içleri rahat bir şekilde alıp okuyabilirler. Bazen çocuklara “Kitabımı beğenmezseniz geri iade garantisi veriyorum.” diye takılıyorum. Bir tanesini okuyan diğerlerini de alalım ya da okuyalım diyor genellikle.
13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
Çocukların bilmesi gereken görgü kuralları ve insani değerleri işliyorum. Fakat didaktik olmamaya da elimden geldiğince çabalıyorum. Araştırmayı, öğrenmeyi ve incelemeyi seven, sorgulayan, meraklı, cesur ve korkusuz karakterlerim var.
Karınca Süpürgesi isimli kitabımda merhamet duygusunu, doğaya karşı duyarlı olmayı ve hayvanları korumayı eğlenceli bir şekilde işledim. Günlük gibi yazıldığı için çocuklarda yazma ve günlük tutma konusunda teşvik edici oluyor.
‘Gizemli Hazine Avı’ serisinde ise ahlaki erdemleri ve nezaket kurallarını beş kitap olarak işledim. Bereket Hazinesi’nde evde bereket kaynaklarını, Cennet Hazinesi’nde saygı kurallarını, Mutluluk Hazinesi’nde iletişim becerileri ve elimizdekilerle yetinebilmeyi, Sağlık Hazinesi’nde sağlıklı olmak için yapmamız ve yapmamamız gerekenleri bir hazine avı şeklinde işlemeye çalıştım.
Üç Güzeller’de ibadetlerimizi yaparken ay takvimi ve güneş takvimini nasıl kullandığımızı işledim. Bunu işlerken hem bilimsel bilgilere hem de dini bilgilere eğlenceli bir şekilde yer verdim.
Beş Güzeller isimli kitabımda ise insanlık tarihine peygamberlerin gözünden ve evrensel değerlerle bakmaya çalıştım.
14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
Yazmakta çok zorlanmasam da ilk başlarda acaba yazdıklarım iyi oldu mu diye çevremden yorum ve destek almaya çalıştım. Maalesef bu konuda çok zorlandım. Bir yazar çevrem yoktu. Okuyanlar eksiklerimi göstermek ve yön vermek yerine güzel olmuş diye olumlu görüş bildiriyorlardı. Bunu aşabilmek için çocuk kitapları yazarlığı ve editörlüğü eğitimlerine katıldım ve bulabildiğim öğretmen ve yazarlara hikayelerimi göndermeye çalıştım.
En büyük sıkıntıyı yayınevi bulmaya çalışırken çektim. İstedim ki bir yazar veya tanıdık biri bana ‘Ben yayınevimden memnunum, buradan bastırabilirsin.’ desin ya da ‘Bu yayınevinin şartları iyidir.’ diye tavsiye etsin. Ücret karşılığı kitap basan bazı yayınevleri ile görüştüm. Bu defa da ‘Parayla kitap mı bastırılır?’ gibi tepkilerle karşılaştım. Araştırmalarım nedense beni hep olumsuz örneklere ya da çözümsüzlüklere çıkarıyordu. Galiba tüm yazarlar bu aşamada zorlanıyor. Yayınevlerinden verdikleri sözleri tutmayanlar da çok oluyor maalesef.
Sonunda bir arkadaşımın kitap bastırdığı yayınevi ile anlaşıp ilk kitabımı çıkarmayı başardım. Düş Çocuk markasıyla çıktığım bu yolda devam ediyorum. Yeni yayınlananları ise aynı zamanda yayın yönetmeni ve editörü olduğum Ay Perisi Yayınları’ndan çıkarıyorum. Bir kitabımı da KDY den bastırdım.
Şimdi en önemli sorunum ise okurlara ulaşma çabası. Önceden bir şöhretiniz yoksa ya da çok bilindik bir yayınevinden yola çıkmadıysanız bu biraz sancılı bir yolculuk.
15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
Bir dosya üzerinde yoğun olarak çalışıldığında veya bazı nedenlerle yazmaya uzun süre ara verildiğinde bu sorunla karşılaşılıyor genelde. Bunu aşmak için bazen çalışmaya ara verip başka hikayelere geçiyorum bazen de yazdığım konu hakkında araştırma yapıyor, videolar izliyorum. Bu yeni fikirler bulmama yardımcı oluyor. Bu sıkıntı eserin belirli bir seviyeye geldiği bir zamanda ise de editörümden destek rica ediyorum. Çünkü başka bir gözle bakılması sizin göremediklerinizi görmenize yardım ediyor.
16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
Kitap fuarlarına katılmaya çalışıyorum. Youtube kanallarına röportaj veriyorum. Kitap tanıtım sayfalarına hediye kitap gönderiyorum. Kütüphanelere kitap bırakıyorum. Kitap toplama kampanyalarına dahil oluyorum. Kitap çekilişi düzenliyorum. Yazarlar ve şairlerle ilgili dernek ve platformlara üye olmaya ve projelerine katılmaya özen gösteriyorum. Teknolojiyle barışmaya çalışıyorum.
17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
Fuarlar hem okurlarla tanışma imkânı bulduğumuz bir yer hem de tanınırlığımızı bir nebze de olsa test ettiğimiz bir turnusol gibi. Önceki kitaplarımızı okuyan bir okurumuz yeni kitabımızı da merak edip alıyorsa bu bir mutluluk kaynağı oluyor.
Yayıncılık ve kitapların dünyasının yakından tanımak, yeni yazar ve yayınevleriyle tanışmak için de bir fırsat sunuyor bizlere.
Okuyucular açısından da yeni yazarlarla tanışmasına ve güzel bir bağ kurmasına neden oluyor. Yazmaya meraklı kişiler bu konuda sorular sorabiliyor. Daha önce hiç kitap fuarına katılmayan öğrenciler yazardan imzalı kitap almak ne demektir onu bile bilmeyebiliyor.
18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?
Önceden yazmış olduğum bir dosya daha yayına hazırlanıyor. Yazmak istediğim yeni konular da var elbette.
Kitaplarımın sesli kitap olmasını ve yabancı dillere de çevrilmesini istiyorum. Bunun için bazı adımlar atmak istiyorum.
19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
Kitaplarım çocuklar için olunca onların tepkileri benim için çok önemli. Bir kitabımı okuyan çocuk diğer kitabımı da alıyorsa ve bunu da kendi isteğiyle başarıyorsa bu beni çok mutlu ediyor. Bazen öğretmen ve velilerden de çok güzel geri bildirimler oluyor. İki yıl üst üste fuara gelip kitaplarımı alan bazı veliler “Siz hep yazın, biz seneye yine gelip onları da alalım.” “Çocukların kalbine dokunmayı biliyorsunuz.” “İyi ki sizinle karşılaştık, kızım artık kitap okumayı seviyor.” gibi yorumlar yazma heyecanımı artırıyor.
20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Yazmayı seviyorlarsa bu yazdıklarım kitap olur mu endişesi taşımadan üretmeye devam etsinler. Yazmak insanı rahatlatıyor.
Bol bol okusunlar. Mümkünse okuma kulüplerine ve yazı atölyelerine katılsınlar.
Genelde her yazarlık eğitiminde tavsiye edilen sözlük okuma çalışmalarını ben de öneriyorum.
Yazarların hatıralarını ve tavsiyelerini yazdıkları kitapları okumak beni çok teşvik ediyordu. Bu tür kitaplar okuyabilirler.
Bu kıymetli sorularınızı cevaplamak benim için bir zevkti. Sayfanızda bana da yer verdiğiniz için teşekkür eder başarılarınızın devamını dilerim.

