RÖPORTAJ: NURDAN ALADAĞ

“Kalemin Ritmi, Yüreğin Sesi”

1- Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

20 Mart 1971 Alaçatı doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi İzmir’de tamamladıktan sonra Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünden mezun oldum. Sivas, Eskişehir ve İzmir’de matematik öğretmenliği yaptım. Sayıların dünyasında sözcüklerle farklı bir yol alırken lisede şiirle başlayan yolculuğumu; öykü, deneme, şiir incelemeleri ve söyleşilerle sürdürdüm. Edebiyatın yanı sıra Karşıyaka Belediyesi Veysel Çolak Şiir Atölyesi katılımcısı ve Tiyatro Hepbiri oyuncusuyum. İzmir Narlıdere Huzurevi sakinlerine öykü/şiir seslendirmeleri yapıyor, çocuklarla yazı atölyeleri düzenliyorum. Eserlerim edebiyat dergilerinde, seçkilerde yer almaktadır. Evli ve iki kız çocuk annesiyim.

2- Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?

Lisede Öğretmenler Günü için düzenlenen şiir yarışmasında birinci olmam ve armağan edilen Ömer Seyfettin hikâye kitabı kalemimle dost olmamı sağlayan ilk kıvılcımdı. Yıllar içinde bu tutku öykü ve deneme yazılarıyla büyüdü, dergilerde ve derleme kitaplarda yer aldıkça profesyonel bir yazarlık sürecine dönüştü. Asıl büyük kırılma ise 2020 küresel salgın döneminde yaşandı; eve kapandığımız o süreçte doğumla ölüm arasındaki çizginin kısalığını hissettim. Karantina Günlükleri, deneme yazıları, şiir ve öykülerim MaviAdaDergisinde yayımlanmaya başladı. Hayallerimi ertelememe kararımdan bir yıl sonra 2021 yılında ilk öykü kitabımıkucağıma aldım.

3- Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

Çocukluğumdaki utangaç yapım ve duygularımı içimde tutma çabamdı. Anlatamadıklarımı çizgisiz saman kâğıtlı günceme dökerek yazmaya başladım; o satırlar bazen şiire, bazen öyküye dönüştü. Okuduğum gazetelerden biriktirdiğim şiir yazı ve resimler kalemime yön çizmemi sağladı. Deniz kenarında saatlerce bekleyip ilk tuttuğum balığın sevincini sözcüklerle ve resimleyerek günlüğüme yazdığım an dün gibi aklımdadır.

4- Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

Erken yaşta Ömer Seyfettin gibi ustalarla tanışmam ve okulda imece usulü çıkardığımız edebiyat dergisi dilimi şekillendirdi. Edebiyat öğretmenlerimden yazdıklarımla ilgili övgü alışım okuma önerilerine kulak verişim yazma konusunda cesaretimi arttırdı. Matematik disiplinim ile şiirsel duyarlılığım birleşerek kurgusu sağlam, duru ama şaşırtıcı bir gizemi olan üslubumu oluşturdu. 

5- Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?

Annemle babamın vefatıyla duyduğum derin acı hayatın bir ayna gibi önüme serilmesi dönüm noktam oldu. Hayallerimi gerçekleştirememe korkusuyla kalemim hız kazandı.Öğretmenlik yıllarım, farklı şehirlerde edindiğim yaşam tecrübeleri, atölye çalışmaları ve kaleme aldığım metinlerin çeşitli edebiyat dergilerinde okurla buluşması yazar kimliğimi pekiştirdi. Köşe yazarlığı deneyimlerimde okurla kurduğum bağ, kaleme aldıklarımın dış dünyada karşılık bulduğunu gösterdi ve bu yolda yürüme kararımı kesinleştirdi. Kendi yolcuğumda bana eşlik eden yazarların eserlerini okudum, doldukça taştım ve öykülerimi kitaplaştırma kararı aldım.

6- İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir, siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

İnsanı derinlemesine kavratan bir gözlem gücü, içe sinene kadar bıkmadan yazmak ve disiplin şarttır. Yüz yüze ve çevrimiçi edebiyat söyleşilerine katılarak, okumayı artırarak ve metinlerimi ince ince işleyerek bu yolu yürüdüm.Karşıyaka Belediyesi Veysel Çolak Şiir Atölyesi katılarak sürekli kendimi geliştirmeyi, ustaların izini sürmeyi ve dili işlemeyi yöntem edindim. Öğretmenlik mesleğini yaparken edebiyat zümresi en yakın dostlarımdı. Çalışma arkadaşlarımın arasında yazar dostlarımın olması da benim için büyük bir şanstı.

7- Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?

İki kızımdan sonra “üçüncü çocuğum” olarak gördüğüm ilk kitabım, Haziran 2021’de Hayal Yayınları’ndan çıkan Çantanın Gizemi adlı öykü kitabımdır. Eserlerim şöyledir:

Öykü Kitapları:

• Çantanın Gizemi (Hayal Yayınları, Haziran 2021)

• Kalbindeki Yaraya Bak (Mühür Kitaplığı, Ocak 2023)

• Beni Umutsuz Bırakma (Kekeme Yayınları, Ocak 2024)

Çocuk Kitapları:

• Yüreği Serçe Çocuk (Na Kil Yayınları, Mart 2025)

• Çocuklar Yaşadı Ben Yazdım (Tunç Yayınları, Kasım 2025)

Röportaj / Poetika Kitapları:

• Veysel Çolak, Şiirin İçi Şairin İçi Poetika Üzerine Nehir Söyleşi (Klaros Yayınları, 2026)

Ayrıca Cumhuriyet 100. Yıl Öykü SeçkisiSeçkin Bellek ve Fısıldayan Kalemler gibi çok sayıda antolojide yer aldım.

8- Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?

Her insanın taşıdığı o “gizli hikâye”, toplumsal sorunlar, kaybettiklerimizin bıraktığı sarsıcı acılar ve anne-baba özlemim en temel etkenlerdir. Yaşamın içindeki kırılmalar, umut, dayanışma, yaralarımız ve hayata tutunma çabalarımız konularımın ana eksenini oluşturur.

9- Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?

Matematikçi yanımla kurgusal zemini kursam da, insanı ele alırken hislerin ve duygu devinimlerinin akışına izin veririm; karakterler yazım sürecinde kendi gizli hikâyelerini açığa çıkarırlar.

10- Size ilham veren şeyler nelerdir?

İnsanların görünmeyen gizli hikâyeleri, doğa, tiyatro sahnesindeki bir jest, çocukların saf dünyası, okuduğum bir dize veya Ege’nin rüzgârı… Yaşama dair her detay benim için bir ilham kaynağıdır.

11- En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?

Zihnimin berrak olduğu ve içsel kabuğuma çekilebildiğim dönemlerde, okumaya yoğunlaştığım dönemlerde çok üretkenimBizi umutsuz bırakmayan o insani bağ ve yazdıklarımın bir okurun yüreğinde karşılık bulması en büyük motivasyonumdur.

12- Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Kitaplarımı okuyup değerlendiren yazar dostlarımın da belirttiği gibi; kaba anlatımdan uzak, zarif sözcüklerle işlenmiş, şiirsel ama sarsıcı, insanı ve hayatı tüm hüznüyle kucaklayan akıcı bir anlatı sunduğum için.

13- Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

Her insanın herkesçe bilinenin ötesinde gizli bir hikâyesi olduğu, acılara rağmen hayatın büyüklüğünü kavramak, yaralarımıza bakmaktan korkmamak, umudu hiçbir koşulda yitirmemek ve insan kalabilmenin değerini hatırlatmak temel mesajlarımdır.

14- Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?

Kayıpların acısını satır aralarında taşımak ve zamana yetişmeye çalışmak zorlayıcıydı. İçime tam anlamıyla sinene kadar tekrar tekrar yazarak ve edebiyatın birleştirici gücünden destek alarak üstesinden geldim. Kağıt üzerindeki dünyayı kurarken yaşanan zihinsel ve duygusal yoğunluk en zorlayıcı yanı. Tiyatro sahnesinde olmak ve farklı disiplinlerle ilgilenmek bu yoğunluğu dengelememe yardımcı oluyor.

15- Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Böyle anlarda kendimi zorlamam. Farklı disiplinlerden beslenmek (tiyatro, şiir), okumaya sığınarak zihnimi nadasa bırakırım. Hayatın dışına çıkarak iç dünyamın sesine kulak vererek.

16- Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?

Kitap Fuarlarında imza günleri düzenliyor, çocuklarla yazı ve şiir atölyeleri yapıyor, tiyatro oyunlarıyla sahneye çıkıyor ve Kültür Bakanlığı’nın düzenlediği kadın şairler gününe katılıyorum. Çocuk öykülerimin sesli kitap olarak kütüphanede yerini alması öykülerimin geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Okuma gruplarıyla bir araya gelip kitaplar hakkında söyleşiler yapmak yeni öyküler yazmama zemin hazırladı. 

17- Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?

İlk imza günümde hissettiğim o sevindirici ilgi gibi, okurun gözündeki heyecanı görmek yazara büyük bir coşku veriyor. Okur için ise satırların arkasındaki insanla ve onun samimiyetiyle tanışma fırsatı yaratıyor. Bir okurun elinde kitabımı görmek kitabı inceledikten sonra kendine yararı olacağını düşünerek alması beni mutlu ediyor.

18- Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı? Öykü ve çocuk edebiyatı alanındaki üretimlerimi sürdürürken, edebiyatın poetik boyutuna odaklanan nehir söyleşiler ve tiyatroyla edebiyatı harmanlayan projeler üzerinde çalışıyorum. Yeni öykü ve şiirler kaleme almaya, dergilere katkı sunmaya devam ediyorum. Tiyatro ile edebiyatı birleştiren tiyatral metinler ve yeni öykü kurguları üzerinde çalışıyorum

Basıma hazır dosyalarım var. Çağdaş yazarlarla yaptığım söyleşi dosyasının yanında yetişkinler için öykü, çocuklar için şiirli öykü ve çocuk oyun dosyaları demlenmeye devam ediyor.

19- Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir? Öykülerimdeki hüzün ve gözyaşının “farklı bir pencereden” aktarıldığını duymak ve okurların kendi gizli hikâyelerini benim satırlarımda bulduklarını ifade etmeleridir. Çocukların kitaplara baktıktan sonra” bunları sen mi yazdın?” sorusuna “Evet” diye yanıtı verdiğimde gülümsemeleri yüreğimi ısıtıyor.

20- Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz? İçinize tamamen sinene kadar yazmaktan vazgeçmeyin. Bolca okuyun, kendinizi kültürel besleyin ve hayatı ertelemeyin; kaleminizi her zaman insanı ve onun gizli kalmış hikâyelerini anlamaya adayın. Eleştiri süreçlerinden geçerek yazın disiplini kazanmalarını tavsiye ederim. En önemlisi de kendi özgün seslerini bulmaktan vazgeçmesinler.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir