Kalemin Ritmi, Yüreğin Sesi”
1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Merhaba, ben Sevinç Sarak Kazanasmaz. İktisat lisans ve İşletme Yönetimi Yüksek Lisans mezunuyum. Asıl mesleğim Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirliktir. 13 yıl boyunca kendi mesleğimi severek icra ettim. Kariyerimin başlarında dünyanın en büyük uluslararası denetim firmalarından birinde (Big Four) basamakları başarıyla tırmandım; ardından yine uluslararası şirketlerde Muhasebe ve Vergi Müdürlüğü görevlerini üstlendim. Rakamların dünyasında geçen bu yoğun profesyonel hayatın yanında, edebiyata çocukluğumdan beri büyük bir ilgim var. Çocukken kaleme aldığım şiirlerle bu yazma yolculuğuna heyecanla başlamıştım. Bugün, kişisel gelişimine hayat boyu önem veren üç çocuk annesi bir yazar olarak, bu edebi serüvene büyük bir sevgiyle devam ediyorum.
2-Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?
Esasında uzun yıllardır sürekli bir şeyler karalıyor, yazıyordum ama ‘bir gün kitap yaparım’ diyerek hep erteliyordum. Çocukken yazdığım o güzel şiirlerin çoğunu kaybetmiş olmanın hüznü de hep içimdeydi. Hayatımdaki asıl kırılma noktası, o net karar anı oldu. İlk olarak yavrularıma, onların bu dünyaya geliş hikâyelerini ve benim o eşsiz annelik yolculuğumun etkileyici hikâyesini ömürlük bir miras olarak bırakma isteğiyle basıma karar verdim. Kaybolup giden çocukluk şiirlerimin aksine, evlatlarıma kalıcı bir bağ bırakma arzusu içimdeki ertelemeyi tamamen bitirdi ve beni profesyonel yazarlık dünyasına taşıdı.
3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Belli bir ana bağlı kalmaksızın, içimdeki o büyük özgürlük duygusu beni her an kaleme itiyor. Yazmak bana göre özgürlüğün ta kendisi, gökyüzüne doğru umutla koşmak demek… Bu yüzden her an yazı yazabilirim.Yazmanın insanı muazzam ölçüde geliştiren ve yenileyen gücüne inanıyorum. Tüm bunlardan öte, yazdıklarımla insanlara ışık olmak ve onlara ilham vermek bende müthiş bir heyecan yaratıyor. Kalemi elime almamın da, her an yazabilmemin de sırrı tam olarak bu heyecanda gizli.
4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
Gençlik yıllarımda tabiri caizse sayısız kişisel gelişim kitabı okudum ve bu okumaların etkisi tüm hayatıma, dolayısıyla bugünkü yazım dilime yayıldı. Kişisel gelişimin öncüsü olan bu değerli kitapların bendeki yeri çok büyük. Çünkü bu eserler olaylara bakış açınızı muazzam şekilde geliştiriyor, sizi hayata çok daha umutlu ve huzurlu bir şekilde hazırlıyor. Yazarken kullandığım o yapıcı ve farkındalık yaratan dil, aslında gençliğimde ruhuma ektiğim bu tohumların bir sonucu. Hayatın anlam arayışında kişisel gelişimin en önemli hususlardan biri olduğuna inanıyorum ve bugün kendi kitaplarımda da okurlarıma tam olarak bu kapıyı aralamaya çalışıyorum.
5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Ben yazmayı hep çok sevdim ve biliyorum ki sonsuza dek de seveceğim. Hayat yolculuğumda beni yazmaya iten en büyük deneyim, içimdeki pozitif olma arzusuydu; çünkü bu enerji her zaman önümü açtı ve yollarımı aydınlattı. Çevremdeki herkes sürekli bana bu güzel enerjimin kaynağını soruyordu. Ben de bu ışığı sadece yakın çevremle sınırlı tutmak istemedim; kitaplarım aracılığıyla dünyada güzel izler bırakmayı hedefledim. Bugün okurlarımdan aldığım o harika geri bildirimlerle bunu başardığımı görmek bana tarifsiz bir mutluluk veriyor. Ne mutlu bana, sonsuz şükür!
6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
İyi bir yazar olmanın ilk ve en büyük şartı tamamen içten olmak ve gerçeğin sesini fısıldamaktır. Yapaylıktan uzak, maskesiz ve sahici… Ben bu yolda kendime çok net bir formül seçtim: Belli bir çizgi benimseyip, o yolda sarsılmaz bir inançla yürümek…Başkalarının ne yazdığına değil, kendi içimdeki gerçeğe odaklandım. Benim yöntemim; samimiyeti pusula yapmak, inandığım doğrulardan asla vazgeçmemek ve her ne olursa olsun o çizgide kararlılıkla ilerlemektir.
7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
Şu an basılı beş (5) adet kitabım var. Aşağıda paylaşıyorum:
1-Işığın Hep Parlasın Sonsuz Ol
2-Yeni Nesil Gençlere Yaşam Şifreleri
3-Kendine Teşekkür Et
4-Mutluluğun Gizli Kodları: Başarı İçin Sevgi Deneyi (Çocuk Kitabı)
5-Bir Annenin İlginç Üç Doğum Hikâyesi, Mucizeleri
8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
1-‘Yeni Nesil Gençlere Yaşam Şifreleri’ bir anne olarak kendi yavrularımdan ve tüm anne-babaların ortak gayesi olan ‘topluma faydalı bireyler yetiştirme’ arzusundan doğdu. Günümüz gençliğindeki değişimi çok yakından gözlemleyen bir yazarım. Onların yoluna ışık tutacak, vizyon sahibi olmalarını sağlayacak güçlü bir rehber hazırlamak istedim. İlk soruda da belirttiğim gibi; ben ‘daha iyi ve daha güzel bir dünya mümkün’ fikrine yürekten inanıyorum ve bu inançla gençlerin hayat şifrelerini kaleme aldım.
2-‘Işığın Hep Parlasın’ benim hayatım boyunca benimsediğim o güçlü pozitif enerjinin, yazarak tüm dünyaya yayılma adımıdır. Amacım hayata ve tüm insanlığa kalıcı, güzel izler bırakmak. Özellikle son yıllarda toplumsal olarak yaşadığımız duygusal ve ahlaki bozulmaya, o karanlık olumsuzluklara karşı bir farkındalık kitabı bu eser… Herkesin ruhunu aydınlatacak, kararan kalplere yeniden umut ışığı olacak bir rehber sunmayı çok önemsediğim için kalemi elime aldım.”
3-‘Kendine Teşekkür Et’ adlı eserimde aslında hepimizin gözden kaçırdığı en büyük borcumuzu masaya yatırdım. Neden mi kendimize teşekkür etmeliyiz? Çünkü düştüğümüzde bizi kimsenin el uzatıp kaldırmadığı o anlarda, kendi elimizden tutup ayağa kalkmayı başaran yine bizdik. Bu konuyu soyut teorilerle değil; tamamen yaşanmış gerçek hikayelerle, hayatın içinden yaşanmışlıklarla ve kendi kişisel gelişim deneyimlerimle şekillendirerek ele aldım. Okur bu sayfalarda başkalarına cömertçe sunduğu minneti, nihayet kendi ruhuna da söylemeyi öğrenecek.
4-‘Mutluluğun Gizli Kodları: Başarı İçin Sevgi Deneyi’, benim için çok özel bir çocuk kitabı projesi. Bu kitabı kaleme almamı canım oğlum çok istedi ve onun bu saf arzusu beni harekete geçirdi. İçeriği, çocukların hayal dünyasını beslerken onlara içlerindeki gücü keşfettirecek çok güçlü bir motivasyon kaynağı. Hem ebeveynler hem de çocuklar için adeta yol gösterici bir rehber, eşsiz bir kaynak oldu. Çocuklarımızın başarıya giden yolda sevginin o mucizevi gücünü keşfetmelerini sağlayacak bu hikaye, geleceğe bırakacağım en anlamlı miraslardan biri.
5-‘Bir Annenin İlginç Üç Doğum Hikâyesi, Mucizeleri’, çocuklarıma ve geleceğe bırakmak istediğim en kutsal borcumdu. Kendi evlatlarıma onların bu dünyaya geliş hikayelerini ve benim o eşsiz annelik yolculuğumu anlatmayı, onlara ömürlük bir miras olarak bırakmayı çok istemiştim. İşte bu yüzden, içimdeki o tarifi imkansız anne şefkatiyle, büyük bir heyecanla kalemi elime aldım. Bu kitap sadece benim değil, aslında mucizelere inanan, o kutsal bağı derinden hisseden tüm annelerin ve çocukların kendinden bir parça bulacağı çok özel, çok gerçek bir bağı anlatıyor.
9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
Benim kitaplarımda hayali kurgular yok ya da çok çok az diyebilirim. Sayfalardaki her karakteri, her satırı tamamen yaşanmışlıklardan yola çıkarak kaleme alıyorum. O yüzden kaderlerini ben çizmiyorum; hayatın bizzat kendisine, yaşanmış gerçeklerin o yalın gücüne sadık kalıyorum. Karakterlerim yollarını ben yazarken değil, kendi hayatlarını yaşarken çiziyorlar.
10-Size ilham veren şeyler nelerdir?
Mutlu hayaller ve mutlu hedefler, gözlerinin içine baktığım evlatlarım ve en önemlisi, daha güzel, daha huzurlu bir dünyanın mümkün olabileceğine dair inancım! İşte beni her gün yazıyla buluşturan, içimdeki yazma arzusunu hiç bitmeyen bir coşkuyla harmanlayan o ilham tam olarak buradan, bu saf enerjiden geliyor.
11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?
Yazmak benim için planlı bir mesai değil, hayatın akışıyla iç içe bir eylem. Aslında her şey yüksek bir gözlem gücüyle başlıyor. Bir olaya baktığımda zihnim hemen ‘Buradaki sorunu nasıl çözeriz, bunu nasıl daha güzele dönüştürebiliriz?’ analizi yapmaya başlıyor ve o an yazma enerjim kendiliğinden doğuyor. Kitaplarımı kaleme alırken kelimenin tam anlamıyla ‘zamansız’ hareket ediyorum. Çünkü üç evlat annesi olarak hayatın o muazzam koşturmacasında gerçekten bazen kaybolur gibi oluyorum. İşte tam o yoğunluğun ortasında, anlık olaylardan süzülen farkındalıklar yazılarımın ham maddesi oluyor. Her an, her dakika yazma isteğiyle doluyum. Sırrım ise çok basit: Gündelik hayatta dikkatimi çeken, ruhuma dokunan her anı notlarıma birer başlık olarak atıyorum. Sonra o küçük yazıları sakin zamanlarımda detaylandırarak büyütüyor ve kitaplarıma dönüştürüyorum.
12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Okurların bu kitaplarda bulacağı en net şey, kendi yaşamlarının yansıması olacaktır. Kitaplarımın her birinde, insana hak ettiği değeri hatırlatan ve derin farkındalıklar yaratan konular yer alıyor. Kurgusal soyutluklardan ziyade, hayatın tam içinden, hepimizin günlük yaşamında bizzat tecrübe ettiği gerçekleri rehber edindim. Sayfaları çeviren her okur, kendi içsel yolculuğuna dair çok güçlü ipuçları ve yanıtlar bulacak. Kendi değerini yeniden keşfetmek ve yaşam kalitesini bir farkındalıkla taçlandırmak isteyen herkesin bu kitaplarda bulacağı çok şey var.
13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
Eserlerimin özünde yatan mesaj aslında tek bir cümleyle özetlenebilir: ‘Daha güzel ve huzurlu bir dünya mümkün.’ Yazarken en büyük motivasyonum, hayata karşı yorulmuş tüm insanlara (tabiki kendime de) bir umut ışığı olabilmek ve onlara içlerindeki gücü hatırlatacak ilhamı sunabilmektir. Kitaplarım, karamsarlığa karşı açılmış mütevazı birer yelken, barışçıl bir geleceğe giden yolun küçük birer davetiyesidir.
14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
Yazmanın en büyük zorluğu, kendi kendinizin hem işçisi hem de işvereni olmak zorunda kalmanızdır. Bu yalnız süreçte sizi ayakta tutacak harici bir güç yoktur. Ben bu zorluğu üç temel sütunla aştım: İrade, istikrar ve kararlılık. Zaten kişiliğim böyle, yani çocukluktan beri yüksek sorumluluk bilinci taşırım ve başladığım işi mutlaka bitirmek zorunda hissederim; elimden geleni yaparım. Ondan dolayı ekstra güce ihtiyaç duymadım. İlhamın keyfini beklemek yerine, yazmayı günlük bir ritüele dönüştürerek istikrarı seçtim. Yazamadığım günler de oldu ama pes etmek yerine kararlılıkla devam ettim. Kısacası, yazmanın getirdiği zihinsel yükle, içimdeki o güçlü iradeyi sürdürerek başa çıktım.
15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
Yazar tıkanıklığı yaşadığımda kendime zaman tanıyor ama asla vazgeçmiyorum. İnancımı kaybetmeden, gelecekte güzel şeyler olacağını düşleyerek hayaller kurmaya devam ediyorum. Çünkü benim için yazmak, bir satış veya şöhret yarışı değil, kalpten kalbe kurulan bir köprüdür. Masadan kalkmak istediğim an kendime hep şunu hatırlatırım: ‘Eğer bir kişinin bile hayatına dokunabildiysem, bu yolculuk amacına ulaşmıştır.’
Bu kıymetli amaç, zihnimdeki tüm tıkanıklıkları bir anda yok edip beni yeniden kelimelerimle buluşturuyor.
16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
Ben okurlarımla buluşmayı iki yönlü bir yolculuk olarak görüyorum: Sahada ve dijitalde. Kitap fuarları ve imza günlerine katılarak okurlarımla doğrudan temas kuruyor, onlarla birebir sohbet etmenin enerjisinden besleniyorum. Öte yandan, sesimi daha geniş kitlelere duyurabilmek adına aktif bir sosyal medya hesabı yönetiyorum. Bu alanda sadece kitabımı tanıtmıyor, her gün farkındalık yaratan, insana değer katan içerikler paylaşıyorum.
Böylece hem fuarlarda el sıkışarak hem de sosyal medyada her gün düşüncelerimi paylaşarak çok daha büyük ve farkındalığı yüksek bir aileye dönüşüyoruz.
17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
Kitap fuarlarını okurlarımla kurduğum gönül köprüsünün fiziki hali olarak görüyorum. Bu etkinliklerin en güzel büyüsü, aramızdaki o samimi, yüz yüze dokunuşlar ve içten sohbetler. Oraya gelen her yaştan insana ilham olabilmek, dudaklarında beliren küçük bir tebessümle kalplerine hitap edebilmek benim için paha biçilemez. Bu buluşmalar okuyucunun edebiyatla kurduğu bağı somutlaştırırken, benim de yazar tıkanıklıklarımı aşmamı, geleceğe dair inancımı tazelememi sağlıyor. Kısacası fuarlar, imza günleri karşılıklı olarak birbirimizin ruhunu beslediğimiz birer sevgi çemberi.
18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?
Kesinlikle var ve bu aralar beni en çok motive eden şey daha çok çocuk kitapları yazma fikri. Yetişkin projelerindeki o yoğun duygusallık beni zaman zaman zorlasa da, çocuk edebiyatı bana bambaşka bir enerji ve eğlence sunuyor. Çocukları çok seviyorum. Onların temiz dünyasına dokunabilmek ve hayatlarında kalıcı, güzel birer iz bırakabilmek benim için çok kıymetli. Şu an zihnimi ve kalbimi tamamen çocukların o sınır tanımayan hayal güçlerine açtım; çok yakında onlarla çok keyifli yeni hikayelerde buluşacağız inşallah.
19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
Beni en çok şaşırtan ve derinden sarsan geri dönüş, kendi hayallerini erteleyen bir okurumun benden ilham alarak harekete geçmesiydi. Gözlerimin içine bakarak, ‘Çok tebrik ederim. Ben de kitap yazmak istiyordum, siz benim yolumda ışık oldunuz’ dediğinde içimde tarif edilemez bir duygu seli oldu. Röportajın başında da belirttiğim gibi, ‘bir kişinin bile hayatına dokunabilmek’ benim en büyük arzumdur. Bir insanın sadece kalbine değil, doğrudan geleceğine ve hayallerine dokunup ona rehberlik edebildiğimi görmek, bana iyi ki yazıyorum dedirten en özel andır.
20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Kendi içlerindeki cesareti keşfetsinler ve asla ertelemesinler. Zaman, avucumuzun içinden kayıp giden su gibi ve bizim hayallerimizi erteleyecek kadar çok vaktimiz yok. Ben hem tezcanlı yapım hem de hayat görüşüm gereği, aklıma koyduğumu hızla hayata geçiren, hemen harekete geçen biriyim. Yazarlık da bu hızı ve kararlılığı gerektirir. ‘Yarın yazarım’ demek, aslında hiçbir zaman yazmamaktır. Hemen bugün, o an içlerinden ne geliyorsa kağıda döksünler ve edebiyat dünyasına kendi adımlarını cesurca atsınlar.





