Köşe Blog Yazıları

RABİA DURMUŞ:Firuze’nin Sevdası

Firuze’nin SevdasıYeşile düşer gözlerim,Bir orman sessizliğinde.Kalbim baharı saklarSenin geldiğin yerlerde.Firuze renkli akşamlardaAdını fısıldar rüzgâr.Bir yaprak titrer dalında,İçimde sana açar bahar.Yeşil bir sevda bu,Ne sararır ne solar.Sen gülünce gökyüzü,Yüreğimde çiçek açar.Gözlerin değse dünyama,Bahar iner geceme.Yeşil kalır bütün yollar,Sen düştüğünden yüreğime.Rabia Durmu

Hayat Okulu Yazarı:Umud Hep Var

Kırılan her cam parçası, yaşanmış bir hikayeyi taşır içinde. Onları atmak yerine, öğretmen olur insana. Çünkü bazı kırıklıklar; sana daha iyi nasıl sarılacağını, kimleri hayatında tutacağını ve kendini nasıl onaracağını gösterir. Gökyüzüne bakıyorsun,Öyle dalıp gider gözlerin.Çünkü bazen insan öyle dalar uzaklara…Bir zamanlar acı hatıralar, dinmeyen yağmurlar ederdi gözlerini.Bir zamanlar duvara tutuna tutuna kalkardı ayağa,Ama kalkardı, ama kalkardı…Çaresiz içinde paramparça olsa daElini açıb dua ederek kalkardı.Baksan evin her köşesinde pencere var,Ama o pencereler hep kapalıydı.Oysaki o pencerelerin önüne çiçekler koymuştu.Bu haksızlıklar onu uçurumun kenarına sürüklüyordu;Çünkü sadece nefes alıyor, yaşamıyordu.Bir defa bile olsun isyan etmiyordu.Ve o isyan etmemesi, Allah ona öyle bir…

SAMİ BAŞAR:AKŞEHİR: ZAFERİN MAYALANDIĞI ŞEHİR

AKŞEHİR: ZAFERİN MAYALANDIĞI ŞEHİRYıl: 1922 | Yer: Akşehir20 Ağustos 1922… Öğleden sonra saat dört.Akşehir’deki Garp Cephesi Karargahı’nda derin bir sessizlik hâkimdi. O kadar ki herkes birbirinin nefesini duyabiliyordu. Haritalar masalara serilmiş, gözler geleceğe çevrilmişti. Odaya giren Mustafa Kemal Paşa, derin bir nefes alarak karşısındaki ahşap masaya oturdu. Paşalarla yaptığı kritik müzakerenin ardından kararlı bir ses tonuyla tarihe geçen o emrini verdi:— 26 Ağustos sabahı taarruz başlayacaktır.20 Ağustos 1922 sabahı Akşehir’de yüreklerden kopan o büyük heyecan, kısa sürede tüm şehre ve Anadolu’ya yayıldı. Kurtuluş Savaşı’nın ve nihai zaferin ilk adımları, işte bu mütevazı Anadolu kasabasında atılıyordu.İşte bu koşullar altında Anadolu’nun bağrında…

SAMİ BAŞAR:EĞER GELİRSEN

EĞER GELİRSEN Eğer gelirsen dünya tatlısı gülüşünle, Pırıl pırıl gözlerinle, Mutluluğu yanına al da öyle gel. Eğer gelirsen, ansızın çık da gel. — Arama telefonla — dayanamam ben sesine, İki cümleyi toplayıp yan yana getiremiyorum varlığının karşısında, Heyecanlandırma beni. Eğer gelirsen gözlerini, sözlerini getir. Eğer gelirsen hiç çekinme, Kalbimi titreten gülüşünle, Dünya ile gel, Ay ile yıldız ile gel, Gün ile gel, Gün ortası gel, Gece gel. Öyle bir gel ki dostlar kıskansın, düşmanlar çatlasın. Seni dinleyeyim uzun uzun, Sen anlat, ben seni saatlerce dinlerim. Senin bu büyüleyici hallerin karşısında, Bilemiyorum ki kaç cümleni aklımda tutabilirim? Ihlamuru çok seviyorsun biliyorum,…

SAMİ BAŞAR:YOKLUĞUNDA…

YOKLUĞUNDA… Sensizliğine alışmış olsaydım, inan bu kadar yanmazdım, dört duvar yalnız başıma ağlamazdım. Her cep telefonum çaldığında, her mesaj geldiğinde sen sanmazdım. Sen yoksun ya, hiçbir şeyin tadı tuzu yok benim için… Sen yoksun ya… Öylesine yanıyor, öylesine kanıyor ki gönlüm… Sen hiç böylesine sevmemişsindir, sevilmemişsindir; oysa ben seni çok sevmiştim… O kadar mı seni çok kırdım, o kadar mı seni çok üzdüm? Kapatmışken benim aramalarıma telefonunu, seni bundan böyle aramaya da hiç yüzüm yok ki benim… Biliyorum affetmeyeceksin; biliyorum, eskisi gibi aramayacak, eskisi gibi yüzüme bakmayacaksın. Biliyor musun, vazgeçmedim ya seni beklemekten, zaten yokluğunun her günü yıl gibi geliyor…

GİZEM GÖKMEN:Ses Tonunun Renkleri

Ses Tonunun Renkleri Her ses kendi içinde bir renk taşır. Her ton bir hikâye anlatır. İnsan sesi, kâinatın en derin ve en gizemli melodilerinden biridir. Bu öyle bir melodi ki her notadan bir renk, her tınıdan bir duygu çıkarabilir. Farkında olmadan bizim gerçek benliğimizi ya da göstermek istediğimiz benliğimizi taşır; ruhlarımızı sergiler ve bazı zamanlarda en gizli sırlarımızı bir şarkı gibi söyler. Kelimeler ve sesler, görünmeyen bir paletin renkleri gibidir. Kimisi soluk, kimisi parlak, kimisi koyu… Bir anne evladına seslendiğinde, sesinde oluşan sıcaklık sarı bir güneşi gösterir. O sarı tonda güven vardır, sevgi vardır, şefkat vardır. Sanki dünyanın tüm yükü…

RAMAZAN YONTUCU:PARKTA KALAN HAYATLAR

PARKTA KALAN HAYATLARHer sabah bisikletimle neşeyle çıktığım evimden,bir gün etrafı izleyerek gezmek istedim.Telaş ile dükkânını açmaya çalışan esnafları,“İşe geç kaldım,” diyen insanları,parktaki çiçekleri, su değirmenlerini,ağaca yuva yapmaya çalışan kuşları,çiçeklerden bal çalan arıları,rengârenk uçuşan kelebekleri izleyerek gezdim.Hayat, doğa, yaşamak çok güzel.Yumuşacık yatağımda huzur içinde uyudum.Fakat zamanla yalnızca doğayı değil, insanları da izlemeye başladım.Parkta oturan amcaları gördüm.Mahallede toplanıp el işi yapan kadınları anımsattı.Gülerek, el sallayarak yanlarından geçtim.Buruk gülüşleri vardı.Onlar da gençti bir zamanlar.Onların da hayalleri vardı.Sabah erken saatte yine aynı parktan geçtim.O amcalar bank üzerinde yatıyordu.Amcalardan biri sıcaktan bunalmış,terini çeksin diye boynuna mendil koymuş,yere dökülen yaprakları temizliyordu.Gördüklerim karşısında yıkılmıştım.Yanlarından geçen kimsenin fark…

AYŞE BEDEVİ:AŞKA AŞIK OLMAK NEDİR BİLİR MİSİN?

AŞKA AŞIK OLMAK NEDİR BİLİR MİSİN?Gecelerini ona ithaf etmek, gündüzlerini onunla geçirmek… Kelimelerinin bir tek ona süslenmesi, bir tek onunla anlam bulması…Üstelik bunu sadece bir insana değil, aşk için yapmayı bilir misin?Onun uğruna şiirler yazmak, yazdığın her bir şiirde bambaşka bir anlam bulmak… Ve hepsinin özünde aşık olmak…Aşka aşık olmak nedir bilir misin?Söylediğin onca cümlenin bir sahibi yok, bir bekleyeni, bir dinleneyeni yok. Ama o cümleler hiç durmaz, yazıldıkça yazılır…Kelimeler bir tek onunla bütünleşir, bir tek o sahiplenir.Aşka aşık olmak nedir bilir misin?Hislerinin getirdiği bir ilham, gözlerinin baktığı bir ihtişam, mantığının onayladığı bir ortam…Kapkaranlık bir gece ve masada mumlar…İki tabak,…

AYLİN ALTIN:SEVMENİN ADABI

Sevmenin Adabı Bu akşam çok güzel bir yazıya denk geldim;Karl Marx, eşine yazdığı bir mektubu şöyle sonlandırıyor:“Dünyada çok kadın var. Kimileri de çok güzel. Ama ben, her bir hattı, hayattaki her bir kırışığı bana hayatımın en büyük ve en tatlı anılarını hatırlatan bir yüzü bir daha nerede bulabilirim?”Bir insanın sevgisini bu kadar özenle, bu kadar derinden anlatmış olması düşündürüyor beni.İnsan diyorum Azizim…Sevmeli. Öyle sevmeli ki; bütün benliğiyle, iliklerine kadar hissetmeli sevgisini.Bir gülüşünde kaybolmalı, gözlerinde kendini bulmalı. Bir yüzün yalnızca güzelliğine değil, taşıdığı hikâyelere âşık olmalı. O yüzdeki her çizgide birlikte yaşanmış yılları, her bakışta paylaşılan anıları görebilmeli.Çünkü gerçek sevgi, kusursuz…

Şeymanur Gündüz:Olduğu Gibi Kabullenmek

Her zaman her şey istediğimiz düzlemde gitmez. İnişler çıkışlar yaşarız. Bu normaldir. İnişler ve çıkışlar bizi hayatta tutar. Bazen hesap edemediğimiz çok şey olur. Anlamlandırmaya çalışırken kayboluruz. Kaybolduğumuz yerde bir ışık ararız. Öyle bir anda kayboluruz ki kimsenin bizi aydınlatmaya gelmediğini görürüz. Yaşadığınız o duygu neyse paylaşabileceğiniz kimseniz yoktur. Bazı dönemeçlerden farkına varmak için geçeriz. Görmeniz gereken bir şeyi görebilmeniz veya okuyabilmeniz için. Siz herkesi özel yere koyuyorsunuz diye herkes de sizi özel yere koymuyor mesela. Herkesin çığlıklarında yanında olursunuz ama sizin tek bir çığlığınızı bile kimse duymaz. Duysa da görmezden gelirler: Bazen bazı eşiklerden gerçeklikle tanışmak için geçeriz. Gerçek…