Köşe Blog Yazıları

Suni Teselliler Koleksiyonu… Batuhan Kolburan

Suni Teselliler Koleksiyonu   Suni teselliler koleksiyonu için teşekkürler, yakışacaklar bahtımın karalığına. Hayra yönlendirdiğim manaları biriktirdim, hayırlı bir dua bırakıyorum adının ardına. amin.   Meylettiğim yönler, kuş bakışı senin yüzünü çizer susuzluğuma hediye ettiğin şelale, bilirim, zekâtıdır muhabbetinin. Bir kalbe çırılçıplak dokunmaktır meziyetin.   Otuz sene misafir gelmedi mana evime yol yordam bilmiyor hisler. Kalbim bir tuval, seninle kirlet beni bahtım senden bekliyor rengini.   İki kalp en fazla ne olabilirse, budur göğüs kafesimin zikri. Müdahale et bahtıma bir cenazeyim lütfen gel, ilk ve son çelengim.   Bilirim, zekâtıdır varlığının manayı ellerinle tutabilmek güzelliğin, önce üç kere ağza, su gibi……

El-Melik: Kainatın ve Kulluk Dünyasının Tek Hükümdarı… Ayşegül Kum

El-Melik: Kainatın ve Kulluk Dünyasının Tek Hükümdarı Evrenin derin sırlarını anlamak isteyen her insan, önce kendi kalbinin ve kulluğunun sınırlarını fark etmelidir. Allah(cc)ın isimleri, bu sırları çözmemiz için birer rehberdir ve her ismin kendine özgü bir derinliği vardır. Bunların içinde El-Melik ismi, kainatın ve her varlığın tek sahibi olduğunu, her şeyin O’nun hükmü altında olduğunu bize hatırlatır. İnsan hayatında sıkça sorularla karşılaşır: “Neden başıma böyle bir şey geldi? Neden şimdi?” İşte El-Melik ismi, bu sorulara derin bir cevap sunar; her şey O’nun mülküdür ve her olay O’nun kudreti altındadır. Bizler, O’nun mülkünde yaşayan birer kullarız ve O’nun iradesi dışında hiçbir…

AYNA SAATLER… Gizem Gökmen

AYNA SAATLER Zümrüt yeşili bir bahçe içinde hür bir şekilde soluksuz kalana kadar oynardık. Rengarenk çiçeklerin kokusundan kendimizden geçerdik. Güneş tepenin arkasına ağır bir şekilde ilerlerken biz hala keşfedecek ve öğrenecek yeni şeyler bulur ve tüm zamanımızı bir maceraya adardık. Zaman denilen büyük üstat bize ne kadar da büyük gelirdi. Yirmi dört saate neler sığdırırdık neler. Hür bir şekilde özgürlüğe ve yeniliklere korkusuzca ilerleyen, karşımıza çıkan her zorluğa çocuk kalbimizle cevap veren küçük kahramanlardık.  Canımızı acıtan sadece düştüğümüzde kanayan bacaklarımızdı. Ama onu da yanımızda duran bizim gibi çocuk kalpli yol arkadaşlarımız ile unuturduk, çünkü birbirimize güç verirdir. Akşam aynaya baktığımızda…

Kahkahalar Yetim Kaldı… RAMAZAN YONTUCU

Kahkahalar Yetim Kaldı Ablam hayata hep kahkahayla gülerdi. Onun attığı her kahkaha, aslında çocukluğumuzdaki acının sesiydi. Sesimiz güzel olmasa da bağıra bağıra şarkılar söylerdik. Akşam olduğu zaman, caddeye sıfır evimizin önündeki göl kenarından toplayıp sazlıklarla süslediğimiz bambulu manav tezgâhımıza otururduk. Gece yarılarına kadar çay buharında ısınır, sohbetin içinde kendimizi unuturduk. Günler, mevsimler hızla geçiyordu. Ve bir gün ablamın böbreğinin birinin bittiğini öğrendik. Kaldırdığımız hastanede, tedavi sırasında ikinci böbreğinin de bittiğini öğrendik. Hayatın gerçeğini kabullenmek zordu. İnsan sevdiği birinin hayatın içinden yavaş yavaş çekişini nasıl kabullenir. Kabullenmek yıllarımı aldı. Ablam gün gün zayıflıyordu. Yemek yiyemiyor; haftanın üç günü sadece yatıyor, dört…

ÖZGÜR BEN İNŞÂSI… Gülay Kemaldar

ÖZGÜR BEN İNŞÂSI “Özgür ben”, dış koşulların ürünü olmaktan çıkıp bilinçli tercihlerle şekillenen öznel kimliktir. İnsan yaşadığı hayatın içinde değer üretip yücelmeye meyilli bir varlıktır. Bu duygu varoluştan insana kodlanan fıtrat ayarlarıdır, insanın rehberi olan kur ânı kerimde insana doğuştan kodlanmış fıtrattan bahseder. Öyleyse sen yüzünü doğrudan bu dine, Allah’ın, insanları da ona göre var ettiği fıtratına /varlıklarda geçerli kanununa çevir. Allah’ın yarattığının yerini tutacak bir şey yoktur. Dosdoğru din budur, ama insanların çoğu bunu bilmez. 30/30 İnsan yaratılış gereği kendi içindeki potansiyeli gerçekleştirmeye meyillidir. Sosyal olma, bir yere ait olma, güven duyma ve sevgiyi paylaşma ihtiyacı içindedir. Sürekli varoluş…

GEÇ KALAN ADALET, ADALET DEĞİLDİR… Halise Aydoğdu

GEÇ KALAN ADALET, ADALET DEĞİLDİR   Bir anne düşünün.Aylarca adliye.kapısında bekleyen bir anne…Elinde bir pankart, dilinde tek bir.kelime: Adalet.  O anne bağırmadı.  Haykırmadı.  Yalvardı.  “Bana yapılanları geçtim, kızımı koruyun” dedi.  “Kızım için adalet istiyorum” dedi.  Peki biz ne yaptık?  İzledik.  Paylaştık.  Üzüldük.  Sonra hayatımıza devam ettik.  Ve bir sabah…  Zeytinburnu sahilinde iki cansız beden bulundu:  Bir anne.  Bir kız çocuğu.  Şimdi herkes konuşuyor.  Herkes üzgün.  Herkes öfkeli.  Ama asıl sorulması gereken soru şu:  O anne adliye önünde nöbet tutarken neredeydiniz?  Kızının gözleri korkudan büyürken neredeydiniz?  “Başıma bir şey gelirse inanmayın” derken neden kimse gerçekten duymadı?  Bir kadın aylarca “beni koruyun”…

Bu Ülke Dün Yine Üç Can Kaybetti… Aylin Altın

Bu Ülke Dün Yine Üç Can Kaybetti Bu ülke dün yine iki kadını ve bir kız çocuğunu kaybetti. Ama aslında kaybettiğimiz sadece üç can değildi. Vicdan kaybetti. Güven kaybetti. İnsanlık biraz daha eksildi. Bir öğretmen… Bilgi veren, yol gösteren, çocuklara gelecek kuran bir kadın… Görev yaptığı okulda, bir öğrencisinin bıçağıyla hayattan koparıldı. Eğitim yuvası dediğimiz yerde bir çocuk elinde bıçakla nasıl dolaşabildi? O bıçak kapıdan nasıl geçti? Güvenlik neredeydi? Önlem neredeydi? Bir okul artık çocukların güvenle emanet edildiği bir yer değilse, biz hangi geleceği inşa ediyoruz? Diğer haber daha da ağırdı. Bir anne ve kızı ölü bulundu. Annenin ardında bıraktığı…

iyi insanlardan olmaya ne dersiniz?… Mihrap Altıntaş

iyi insanlardan olmaya ne dersiniz? Günün bize getirdikleri birikerek koskoca bir yaşam oluyor. Yaşıyoruz iyisiyle, kötüsüyle. Sevinçli ve mutluysak iyi, üzüntülü, dertliysek kötü. Kul “İnşallah” der Allah “İnşa” eder. .” Kulun kaderini kendi çabasına bağlı kıldık” diyor ayette. Çabalamak gerek o zaman iyiyi görebilmek, güzeli bulabilmek için. Dağılan parçaları toplamak bir bütün olabilmek için. Yaşama sevinci aşılamak bu kısırdöngüde bir tat bir doku katmak ruhlara. Yıllar öncesinde kaldı tek başına mutluluk. Vakit bir olma, birden bütüne varabilme, o bütünde Allah’ın sevgisiyle kuşanma vakti. Gönüller bugün yarım, kırgın ve dalında kuruyup düşecek yaprak kadar çaresiz ve hassas. Kalabalığın içinde yalnız kalmak…

Adalet Ağaoğlu: Sessizliğin İçindeki İtiraz… Nurhayat Teke

Adalet Ağaoğlu: Sessizliğin İçindeki İtiraz Adalet Ağaoğlu, Türkiye edebiyatında bağırmadan itiraz eden bir yazardı. Onun romanlarında slogan yoktur; suskunluk, iç monologlar ve bastırılmış korkular vardır. Tam da bu nedenle rahatsız edicidir. Çünkü Ağaoğlu, darbelerin yalnızca sokaklarda değil, insanların iç dünyasında nasıl iz bıraktığını gösterdi. O, büyük laflar etmeden büyük yaralar açan bir yazardı. Sansüre ve Hedef Almaya Konu Olan Eserleri Bir Düğün Gecesi 12 Mart dönemini bir düğün gecesi atmosferinde anlatan roman, yayımlandığı andan itibaren yoğun eleştirilere maruz kaldı. Resmî anlatının aksine, darbeyi “düzen getirici” değil; dağıtıcı ve çürütücü bir süreç olarak ele aldı. Bu bakış, kabul edilebilir bulunmadı. Üç…

Modern Masumiyet – Tetiklenmiş Bir Çağın Portresi… Aylen Durmush

Modern Masumiyet – Tetiklenmiş Bir Çağın Portresi   Bir dönem insanlar günah çıkarırdı. Şimdi analiz yapıyoruz. Eskiden biri bizi kırdığında “canım acıdı” derdik. Şimdi “tetiklendim” diyoruz. Acı artık kişisel değil. Kavramsal. Sanki insan ruhu bir klinik dosyaya dönüştü. Her davranışın bir etiketi var. Her suskunluğun bir tanısı. Her vedanın bir çocukluk hikâyesi. Ve herkes birbirinin psikoloğu. Bir tartışma yaşanıyor. Biri diyor ki: “Bu benim değersizlik şemamı aktive etti.” Diğeri cevap veriyor: “Sen kaçınmacısın zaten.” Üçüncü bir ses ekleniyor: “Bu tamamen narsisistik bir savunma.” Kimse şunu sormuyor: Belki sadece iki insan anlaşamadı? Modern insanın en büyük konforu şu: Artık kimse hatalı…