Köşe Blog Yazıları

HİÇ EMZİRİLMEMİŞ BİR ÇOCUK / ESRA KURAN

Bitik yalnızlıkların şekersiz tadıdır ismin Topraktaki ellerin çatlaklarındaki resmin Yücelen cümlelerden mısralara akıtırken En derûnî yaraların rüzgârındadır cismin Hırsın dik yokuşlarında yol alışı bir devin Cücenin boynuna sus payı takılmış incinin Derin kuyularda aranan haklılık sesiyle Yok oluşunu masalla izler olmuş bir neslin Sen ki sevdalarını açık çayla tüketirken Ben ki seni ten yorgunu hâllerinle severken Telvenin kıvrımlarında görürken ihaneti Yol üstü sevdalardı durağımız sen gelirken Gözlerinin en mavi tonuyla yolculuk eden Hikâyelerini hesapsız çalmış oysa giden Küflenmiş öfkenin kıyısında soluk alınca Nefessiz kalıyor hikâyede yokluğu seven Gözyaşı sığmaz olunca yanaklarıma o an El tutuşu gelir kapıma anılardan kalan Bir…

TUTSAK ANLARA ESİR / CEMAL KARSAVRAN

Tutsak Anlara Esir Nadide atlas halıydı yürek,Dalga dalga yelkenlilerle,Koylarında gel gitler,Bir ayağı boşluğu kucaklarken,Düşen hatıralarda. Esmelimiydi rüzgarlar,Devrik cümlelerden vurgun yemiş,Yüksek uçurumların kıyısında,Faylar yarılmış engebesiz,Gül açan dikenlerin gölgesinde. Zil takmış baharlar yaşar,Asma çardaklı düşler,Desen desen gökkuşağı,Gözleri çukur ayna yıllarda,Çatısız mekanlara açılan. Avuçlarında bahar yeşerir,Yaşar kelebeğin kanatlarında,Düzlemleri mavi çizgiler,Ezgiler salınır kulaklarında,Ritm tutar kavak yellleri. Kuzeylerin gündönümü,Şafağa düşen sabahlar,Öper yanağını lodos,Aynalara gülen gözler,Düşleri serer güneşe. Eksilen hücreler yenilenir,Gamzelerinde çiçek açan,Sözcükler dolanır mercan kıyılarında,Orkide takılmış saçlar,Rüzgara kanat açardı. Toprağa düşen verimdi,Beyaz, sarı, mavi, yeşil,Nefesleri yağmur damlası,Uzun bir öykünün ilk sayfası,Tutsak anlara esir.

ŞÜKRAN HEKİMOĞLU TAŞDELEN / ZAMANI AŞAN SEZGİ

                                                        Kız kardeşimle fena halde bozuşmuştuk. Bağırışlarımız apartman boşluğunda yankılanıyor, adeta birbirimizin saçına başımıza yapışıyorduk. Annem, bizi ayırmak için nihayet o meşhur ve etkili tehdidini savurdu: “Eğer şimdi durmazsanız, akşam babanıza her şeyi anlatırım!”             Bu cümleyle olduğumuz yerde donup kaldık. Birbirimize dolanmış parmaklarımız istemsizce gevşedi; gözlerimizden nefret okları saçarak köşelerimize çekildik. Bir süre kendi iç muhasebemize daldıktan sonra, annemin mutfaktan gelen çağrısıyla yanına gittik. Hiçbir şey olmamış gibi, sessizce yan yana oturup sarma sarmaya başladık.             Bu olaydan bir hafta sonra kız kardeşimin bir arkadaşı bize geldi. Aradaki gerginlik nedeniyle yanlarına gidip oturmam mümkün değildi ama yine…

AŞK-I MELUN/ GÖZYAŞINDA SAKLI TEBESSÜM

Gözyaşında Saklı Tebessüm Ey çeşm-i giryânımda pinhân olan sürûr, Her katre-i eşkimde mestânedir huzûr, Gam zanneder âlem beni, ben gülerim nâz, Zîrâ ki firkatimde doğar bâde-i gurûr. Bir hande gizlenir her ahımın sedâsında, Bir lütf u kerem saklı gamımın cefâsında, Gözyaşı dökerken dahi kalbim eder şükr, Zîrâ seni buldum kaderin imtihânında. Rûyunda tecellî eden envâr-ı meserret, Kalbimde uyandırdı elemle muhabbet, Her derdime dermân gibi aks etti hayâlin, Gam oldu fakat içinde bin neş’e-i rahmet. Çeşmimden akan yaş ile güldüm nice dem, Zâhirde keder, bâtınım olmuştu âlem, Bir katre yaşımda saklı bin hande-i cânân, Ben ağlar iken gülmeyi öğrendim o dem.…

& MUHAMMED ALİ AKSOY / GÖZYAŞININ SİMYASI

Bir tohum gizlenir yaşın ardına,Müjgânın bağrında büyütür seli,Umudu ekerken gönül yurduna,Huzurla biçecek muştulu yeli.Elem deryasında sessiz bir ebe,Gözden akan yaş müjdeye gebe,Aşılacak elbet her sarp engebe,Kasveti yaracak fecrin kandili.Toprağa çıkarken yolun sonucuSabırla demlendi o kesif acı,Ruha deva gibi muciz ilacıSürer Lokman Hekim şifalı eli.Sönmeyen ümitler, aklını çelerSüzülen incide türlü lehçeler,Bir demette saklı büyük bahçeler,Bostana döndürür bu çorak ili.Ağlamayan bilmez tatlı hayâli,Gözyaşı meyvenin en duru hâli,Kurudu sanılan ömrün nihali,Açar saadetle bir gonca gülü.Selim’i zebun etti, Mansûr’u veli,Kerem’i kül eyledi, Mecnûn’u deli,Dîdenin çilesi, vuslat bedeli Gözyaşı mühürlü bahtın güzeli.Şâd olup silinir hicranın hüznü,Yüreğin kedere kalmadı izniHecenin ölçüsü, aruzun vezniMüjdeler dokuyor şiirin dili.Kaderin…

ÇAĞDAŞ AYBEK / BİR ÇOCUĞUN KAÇ KİMLİĞİ VARDIR?

BİR ÇOCUĞUN KAÇ KİMLİĞİ VARDIR? ​Bu soru ilk sorulduğunda, “Daha önce niye bunu düşünmedim?” diye aklımdan geçti. Soruya ilk bakıldığında konu dar olarak düşünülebilir ama aslında hiç de sanıldığı gibi dar bir mesele olmadığını söylemek isterim. Bu soru üzerinde iki farklı gruptan farklı düşünceler oluşmuştu: ​1. Grup: Çocuk tek bir kimliğe sahip olur; okul, ev ve arkadaş çevresinde sadece dış sorumlulukları bulunur. 2. Grup: Çocuğun bir sürü kimliği vardır; ev, arkadaş çevresi gibi alanlarda farklı rollere bürünebilirler. ​Ben de 2. Grup gibi düşünüyorum. Öncelikle kimlik nedir? Bu kavram; bireyin içinde bulunduğu toplumda taşıdığı rol ve özellikleridir. Kişinin hem kendisini nasıl…

Cemal Karsavran YOKSA SEN MELEK MİSİN?

Gördüğüm kadar net,Görebileceğim kadar yakın,Yalın, naif, güzel,Sonsuz mavide derya. Şiir kadar anlamlı,Hayat kadar manalı,Tablo kadar derin,Bebek gibi şirin. Güneş kadar sıcak,Okyanus kadar engin,Kalbi, yüreği öksüz,Adı sevgi, adı aşk. İnsan kalbine dolan,Sırça yürek, boy fidan,Saçı aşar omuzdan,Kaşı gözü karadan. Hayal misin, gerçek mi,Çıktın benim karşıma,Büyüledin benliğimi,Yoksa sen melek misin? Cemal Karsavran

ŞİİR.. HİLAL HOCAM, KALBİMİN ÇİÇEĞİ.. İlayda ÇALIŞKAN

                         HİLAL HOCAM, KALBİMİN ÇİÇEĞİ Hayatta hiçbir zaman hiçbir şeyin imkansız olmadığını söyleyen öğretmenime ithaf ediyorum: Herkes öğretmen olabilir belki, Ama herkes “ canım hocam” olamaz. Bir insanın kalbine dokunmak, Her kitaba yazılmaz. Sen sadece bir öğretmen değil, Korktuğumda elimden tutan, Tam pes etmek üzereyken, Yeniden ayağa kaldıran, Kalbimin çiçeğisin. Sabrınla büyüdüm, Sözlerinde güç buldum. Belki bir gün ben de “ Şairane Sokak” gibi , Kelimelerle iz bırakacaksam, Bilirim ki en az senin de emeğin vardır. Bazen sessizce düşündüğümde, Senden duyduğum bir cümle gelir aklıma. O cümleyle tekrar doğrulur yolum, O cümleyle tekrar güç bulurum. İlayda ÇALIŞKAN

 Pınar Kür: Ahlâkın Sınırlarını Zorlayan Kadın.. Nurhayat Teke

Pınar Kür: Ahlâkın Sınırlarını Zorlayan Kadın Pınar Kür, Türkiye edebiyatında en açık biçimde ahlâk sopasıyla dövülmüş yazarlardan biridir. Kadın cinselliğini, arzuyu ve güç ilişkilerini yazdığı için eserleri sansüre uğradı, toplatıldı, mahkemelere taşındı. Çünkü erkeklerin yazdığı cinsellik “edebiyat”, kadınların yazdığı cinsellik “suç” sayıldı. Yasaklanan ve Toplatılan Eserleri Asılacak Kadın Bir kadın cinayetini erkek şiddeti ve yargı sistemi üzerinden ele alan bu roman, “müstehcenlik” gerekçesiyle yasaklandı. Oysa kitap, şiddeti teşhir ediyordu; teşhir edilen şey rahatsız etti. Bitmeyen Aşk Kadın arzusu ve ilişkiler üzerine yazdığı bu roman, yine ahlâk gerekçesiyle hedef alındı. Kadının istemesi, seçmesi, vazgeçmesi kabul edilmedi. Neden Rahatsız Etti? Pınar Kür:…

KARANLIĞIN İÇİNDEN PARLAYAN BİR HİKÂYE: GECE YILDIZI.. SİBEL ÇELİKEL

KARANLIĞIN İÇİNDEN PARLAYAN BİR HİKÂYE: GECE YILDIZI Elif İpek Bilek’in ilk romanı Gece Yıldızı, yalnızca bir anlatı kurmakla yetinmeyen; okurunu hem mekânın hem de zihnin derinliklerine davet eden çok katmanlı bir metin olarak karşımıza çıkıyor. Sidera Yayınevi etiketiyle yayımlanan eser, adını taşıdığı “yıldız” metaforunu merkeze alarak, insanın kendi iç karanlığıyla yüzleşme ve o karanlığın içinden bir ışık arama çabasını edebî bir dille görünür kılıyor. Roman, Büyükada’nın tarihsel ve kültürel dokusunu arka planına alırken, bu coğrafyayı yalnızca bir dekor olarak kullanmıyor; aksine, anlatının ruhunu şekillendiren canlı bir unsura dönüştürüyor. Eski Rum Yetimhanesi, mezarlık söylentileri ve “lanetli ev” etrafında gelişen olay örgüsü,…