Köşe Blog Yazıları

RAMAZAN YONTUNCU – ALDATTIN BENİ &

Geldiğinde tüm çehrem huzur bulmuştu,Cehennem misali alevlerden çıkmıştım.Sessiz, telaşlı, kaygılı bir hayattaymışım;Kollarında her şeyi unutmuştum.Sana gençliğimi sundum beyazlar içinde,Duvağımı açıp alnımdan öptün.“Helalimsin,” dedin; “Helalimsin,” dedim,Benden boy boy çocuklar istedin.“Bir kızımız olsun, sana benzesin,” dedin;Bir kızımız oldu, bana benzedi.Zamanla değiştin, senin için görünmezoldum.Ne zaman senin için süslensem,Pencere kenarında uyuyakaldım.Damla damla akan gözyaşlarım,Suladı saksıdaki çiçekleri.Kapı çaldığında mutluluk kuşatırdı heryanımı.Nerden geldin? Kiminleydin?Sözlerin yalan, anlıyorum;Gözlerime bak ve gerçekleri söyle!Şimdi her şey bitti,Sen gitmek zorundasın.Al bavulunu, git bu evden;Bitsin her şey,Uyandığın o yatağa git!Aldattın beni, aldattın sen;Kokum üzerindeykenGittin başkasına.Kokusu üzerine sindi,Geldin, girdin yatağıma.Usulca kapıyı kapat,Gidişini duymayayım. Belki…Aşka yenilir, “Kal,” derim;Lütfen şimdi git!Ağladığım gecelerin sarhoşuydun,Kahkahalarımın katili…Mutluluğu…

8. SAYI

8. SAYIİndir

7. SAYI

7. SAYIİndir

Ya Nisan Bitmesin, Ya Neşesi Hiç Gitmesin.. Sevgi Seçen

Ya Nisan Bitmesin, Ya Neşesi Hiç Gitmesin Fark ettim ki, her mevsimin insanda bıraktığı iz bambaşkadır. Bunu düşünmeden edemiyorum. Her ay, kendi çağrışımlarıyla ruhumuzun bir köşesine dokunur, değil mi? Ama Nisan… işte Nisan, başka. Onu düşündükçe içimde bir yerlerde bir şey kıpırdar. Ve şimdi farkına varıyorum ki, o kıpırtı tam da burada, şu an yazarken bile büyüyor içimde. Nisan geldiğinde, sanki uzun bir yükün altından kalkmışım da derin bir nefes almışım gibi hissediyorum. Belki de şu an siz de benzer bir şey hissediyorsunuzdur. İçinizde bir yerlerde, adını koyamadığınız bir hafiflik… Evet, tam olarak öyle. Doğayla insanın bir bütün oluşu bundandır…

HİÇ EMZİRİLMEMİŞ BİR ÇOCUK / ESRA KURAN

Bitik yalnızlıkların şekersiz tadıdır ismin Topraktaki ellerin çatlaklarındaki resmin Yücelen cümlelerden mısralara akıtırken En derûnî yaraların rüzgârındadır cismin Hırsın dik yokuşlarında yol alışı bir devin Cücenin boynuna sus payı takılmış incinin Derin kuyularda aranan haklılık sesiyle Yok oluşunu masalla izler olmuş bir neslin Sen ki sevdalarını açık çayla tüketirken Ben ki seni ten yorgunu hâllerinle severken Telvenin kıvrımlarında görürken ihaneti Yol üstü sevdalardı durağımız sen gelirken Gözlerinin en mavi tonuyla yolculuk eden Hikâyelerini hesapsız çalmış oysa giden Küflenmiş öfkenin kıyısında soluk alınca Nefessiz kalıyor hikâyede yokluğu seven Gözyaşı sığmaz olunca yanaklarıma o an El tutuşu gelir kapıma anılardan kalan Bir…

TUTSAK ANLARA ESİR / CEMAL KARSAVRAN

Tutsak Anlara Esir Nadide atlas halıydı yürek,Dalga dalga yelkenlilerle,Koylarında gel gitler,Bir ayağı boşluğu kucaklarken,Düşen hatıralarda. Esmelimiydi rüzgarlar,Devrik cümlelerden vurgun yemiş,Yüksek uçurumların kıyısında,Faylar yarılmış engebesiz,Gül açan dikenlerin gölgesinde. Zil takmış baharlar yaşar,Asma çardaklı düşler,Desen desen gökkuşağı,Gözleri çukur ayna yıllarda,Çatısız mekanlara açılan. Avuçlarında bahar yeşerir,Yaşar kelebeğin kanatlarında,Düzlemleri mavi çizgiler,Ezgiler salınır kulaklarında,Ritm tutar kavak yellleri. Kuzeylerin gündönümü,Şafağa düşen sabahlar,Öper yanağını lodos,Aynalara gülen gözler,Düşleri serer güneşe. Eksilen hücreler yenilenir,Gamzelerinde çiçek açan,Sözcükler dolanır mercan kıyılarında,Orkide takılmış saçlar,Rüzgara kanat açardı. Toprağa düşen verimdi,Beyaz, sarı, mavi, yeşil,Nefesleri yağmur damlası,Uzun bir öykünün ilk sayfası,Tutsak anlara esir.

ŞÜKRAN HEKİMOĞLU TAŞDELEN / ZAMANI AŞAN SEZGİ

                                                        Kız kardeşimle fena halde bozuşmuştuk. Bağırışlarımız apartman boşluğunda yankılanıyor, adeta birbirimizin saçına başımıza yapışıyorduk. Annem, bizi ayırmak için nihayet o meşhur ve etkili tehdidini savurdu: “Eğer şimdi durmazsanız, akşam babanıza her şeyi anlatırım!”             Bu cümleyle olduğumuz yerde donup kaldık. Birbirimize dolanmış parmaklarımız istemsizce gevşedi; gözlerimizden nefret okları saçarak köşelerimize çekildik. Bir süre kendi iç muhasebemize daldıktan sonra, annemin mutfaktan gelen çağrısıyla yanına gittik. Hiçbir şey olmamış gibi, sessizce yan yana oturup sarma sarmaya başladık.             Bu olaydan bir hafta sonra kız kardeşimin bir arkadaşı bize geldi. Aradaki gerginlik nedeniyle yanlarına gidip oturmam mümkün değildi ama yine…

AŞK-I MELUN/ GÖZYAŞINDA SAKLI TEBESSÜM

Gözyaşında Saklı Tebessüm Ey çeşm-i giryânımda pinhân olan sürûr, Her katre-i eşkimde mestânedir huzûr, Gam zanneder âlem beni, ben gülerim nâz, Zîrâ ki firkatimde doğar bâde-i gurûr. Bir hande gizlenir her ahımın sedâsında, Bir lütf u kerem saklı gamımın cefâsında, Gözyaşı dökerken dahi kalbim eder şükr, Zîrâ seni buldum kaderin imtihânında. Rûyunda tecellî eden envâr-ı meserret, Kalbimde uyandırdı elemle muhabbet, Her derdime dermân gibi aks etti hayâlin, Gam oldu fakat içinde bin neş’e-i rahmet. Çeşmimden akan yaş ile güldüm nice dem, Zâhirde keder, bâtınım olmuştu âlem, Bir katre yaşımda saklı bin hande-i cânân, Ben ağlar iken gülmeyi öğrendim o dem.…

& MUHAMMED ALİ AKSOY / GÖZYAŞININ SİMYASI

Bir tohum gizlenir yaşın ardına,Müjgânın bağrında büyütür seli,Umudu ekerken gönül yurduna,Huzurla biçecek muştulu yeli.Elem deryasında sessiz bir ebe,Gözden akan yaş müjdeye gebe,Aşılacak elbet her sarp engebe,Kasveti yaracak fecrin kandili.Toprağa çıkarken yolun sonucuSabırla demlendi o kesif acı,Ruha deva gibi muciz ilacıSürer Lokman Hekim şifalı eli.Sönmeyen ümitler, aklını çelerSüzülen incide türlü lehçeler,Bir demette saklı büyük bahçeler,Bostana döndürür bu çorak ili.Ağlamayan bilmez tatlı hayâli,Gözyaşı meyvenin en duru hâli,Kurudu sanılan ömrün nihali,Açar saadetle bir gonca gülü.Selim’i zebun etti, Mansûr’u veli,Kerem’i kül eyledi, Mecnûn’u deli,Dîdenin çilesi, vuslat bedeli Gözyaşı mühürlü bahtın güzeli.Şâd olup silinir hicranın hüznü,Yüreğin kedere kalmadı izniHecenin ölçüsü, aruzun vezniMüjdeler dokuyor şiirin dili.Kaderin…